EMEK GÜNLÜĞÜ

EMEK GÜNLÜĞÜ

  • 22 Temmuz seçimleri hızla yaklaşırken, egemenlerin ve onların temsilcilerinin endişeleri hızla artıyor. Ellerinde ve avuçlarında ne varsa ortaya atıyorlar. Yapılan vaatler ve Kürt sorunu üzerinden yapılan çirkin ve ırkçı politikalar...


    22 Temmuz seçimleri hızla yaklaşırken, egemenlerin ve onların temsilcilerinin endişeleri hızla artıyor. Ellerinde ve avuçlarında ne varsa ortaya atıyorlar. Yapılan vaatler ve Kürt sorunu üzerinden yapılan çirkin ve ırkçı politikalar bunu gösteriyor.
    AKP ve MHP genel başkanları birbirine ip atıyorlar seçim meydanlarında, idamları halka seçim yatırımı olarak sunuyorlar. CHP ırkçı ve şoven politikada ısrar ederek, sınır ötesi operasyon ile hükümeti sıkıştırmak ve buradan puan toplamak, milliyetçi ve ırkçı oyları kendisinde toplamak istiyor. Elerindeki tek sermayeleri, milliyetçi ve ırkçı politikalar kaldı denebilir.
    22 Temmuz’da bunlar da işe yaramayacak, çünkü işçilerin ve emekçilerin sağ duyusu, ırkçı ve şoven politikalara galip gelecektir. Galip gelmesine gelecek ama bu iş sadece temenni ile olacak bir şey değildir. Bu meselede taraf olmak, Bin Umut Adayları için çalışmak, sermaye partilerinin gittiği her yerde, yürüttükleri politikanın etkisinde kalan işçi ve emekçilerin kazınılmasının sonucunda gerçekleşecek bir süreçtir. Gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür anlayışı geçerli değildir. Çünkü onların ellerindeki olanaklar ve araçlar devasa büyüklüktedir. Devletin ve burjuva medyasının en küçük bir olanağını heba etmeden kullanarak her yere giden sermeye partileri, işçi ve emekçileri aldatmanın ve kandırmanın yollarını buluyorlar. Rüşvet, iltimas, dağıtılan yardımlar, açık senetler, iş bulma vaatleri, seçim sonrasına verilen, yerine getirilmeyecek sözler bolca kullanılıyor.
    Burjuva politikada çirkinlikte sınır tanınmıyor ve her gün yenileri icat ediliyor. Cehennemlerini cennet gibi göstermeye çalışıyorlar, kutsal kitaplara el bastırmaktan geri durmuyorlar. Partiler arasında transferler yapılıyor, sadece merkezi düzeyde değil, yerel alanlarda yapılan geçişler, birbirlerine sövenler bir anda kırk yılık partili arkadaşlar gibi kucaklaşıyorlar. Kurnazlıklar elden bırakılmıyor.
    Hepsinin hesapları aynı, 23 Temmuz’da hangi parti iktidar olur, hangi parti hükümet olursa olsun biz kazanacağız hesabı yaparak ellerini ovuşturuyorlar. Tipik kasaba politikası, bunlar için ne ilke ne parti ne de memleket çıkarları vardır. Var olan tek şey kendi çıkarları, bunun için her kılığa girecek cinsten politikacılar. Yarın yanlarına aldıkları eş ve dost akrabalara ilk kazığı atacak yine onlar olacaktır. Çünkü burjuva politikasının temelinde bu yatar, birilerinin sırtına basarak, kendisine yer edinmek, edindiği yeri kendi çıkarları için kullanmaktan başka bir şey değildir.
    Bin Umut Adayları bütün bu kokuşmuş düzeni, çıkarcılığı, savaş yanlılarını, işçi ve emekçilerin duygularını sömürenleri, onları ezenlerin gerçek yüzlerini bir kez daha anlatmak ve teşhir etmek için Meclis’e gidiyorlar. Türk ve Kürt halkının vicdanı, ortak sesi olmak için varlar. Savaş ve ırkçı politikaları boşa çıkarmak, halklar arasındaki kardeşlik duygularını pekiştirmek ve dayanışmalarını sağlamak için aday oldular. Milyonlarca işçi ve emekçinin yaşam koşullarının düzelmesi, işsizlik ve yoksulluğun ortadan kalkması için, gelir dağılımının adaletli sağlanmasının sesi olacaklar. Ülkemizin emperyalist boyunduruktan kurtulması ve üslerin kapatılması için mücadele verecekler. Daha fazla demokrasi, insan hakları için bir araya gelecekler, barışı savunacaklar. Üretici köylünün ve öğrencinin sorunlarının çözümü için çalışacaklar. Hortumcular ve yolsuzluk içinde olanlardan halkla birlikte hesap soracaklar. Sendikal hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi, demokratikleştirilmesi, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması için her olanağı değerlendirecekler. Bin Umut Adayları işçi ve emekçilerin ortak sesi olacaklar. Bunun için Bin Umut Adaylarının Meclis’e girmesinin önündeki engelleri aşmalarının tek yolu, kalan sürenin en iyi bir şekilde değerlendirilmesi olacaktır. Bir saniyenin bile boşa gitmesine izin vermeden çalışmaktır.
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net