seçim afişi

  • “Şimendifer bey, figürasyonda görev yapacak arkadaşlar gelmişler” dedi Begüm. Şimendifer bey, tek kaşını kaldırıp Begüm’ü bir süre süzdükten sonra, “İçeri alın!” dedi karizmatik gibi görünmeye çalışan bir insan edasıyla.


    “Şimendifer bey, figürasyonda görev yapacak arkadaşlar gelmişler” dedi Begüm. Şimendifer bey, tek kaşını kaldırıp Begüm’ü bir süre süzdükten sonra, “İçeri alın!” dedi karizmatik gibi görünmeye çalışan bir insan edasıyla. Begüm “İçerdeler zaten...” diye yanıtladı şefini. Halinden ve tavrından “Kendini pek bi karizmatik sanıyorsun ama tırt oğlu tırtın önde gidenisin Şimendifer efendi” der gibi bir hava seziliyordu. Şimendifer bey, “O halde hazırlansınlar, 18 dakika içinde çekime başlıyoruz” dedi. “Tabi efendim” dedi Begüm. Ardından da “Niye 18? Niye 20 değil? Niye bu kadar kasıyorsun kendini be adam? Arızalı işte arızalı yaaaaaa...” diye geçirdi içinden.
    Stüdyo harızdı. Figüranlar yerlerini aldılar. Karşı duvura Tayyip’in 10 metreye 20 metre boyutalarında bir portresi yansıtıldı. Şimendifer bey, fotoğraf makinesini hazırlayıp figüranlara duruşlarını tarif etmeye başladı:
    - Sen, memur kostümü giymiş olan arkadaş!
    - Ben mi efendim?
    - Evet sen! Şimdi senin sayın başkanın fotoğrafına minnet duygusuyla bakmanı istiyorum, tamam mı canım?
    - Mihnet!
    - Hayır hayır! Minnet! Minnetle mihneti birbirinden ayıramıyor musun? Minnet gönül borcu demektir. Mihnet ise sıkıntı üzüntü anlamına gelir...
    - Sıkıntıyla bakıyorum Tayyip’in yüzüne!
    - Hayır be hayır! Minnetle, yani gönül borcuyla?
    - Niye? Memur değil miyim ben?
    - Ukalalık yapma, dediğimi yap! Bin kişi bu reklamda oynamak için dışarıda sıra bekliyor!
    - Kimse yoktu biz girerken dışarıda...
    - Rahatsız mısın sen?
    - Hayır.
    - Dediğimi yapacak mısın, yoksa başkasını mı bulayım senin yerine?
    - ...
    - Sen işçi kostümü giyen arkadaş!
    - Evet!
    - Sen deeeee... Gurur dolu bir bakışla bakıyorsun sayın başkanın resmine!
    - Gurur mu? Neden?
    - Evladım, seçim afişi çekiyoruz burada! Öfkeyle bakacak değilsin ya... Lütfen duygularınızı karıştırmayın olaya!
    - Yok, ben gerçekçi olsun diye...
    - Buna ben karar veririm tamam mı? Gerçekçi olsun diye böyle bakıyormuş? İki tane dizide arkada görününce kendinizi oyuncu mu sandınız? Oyunculuğu nereden öğrendiniz siz ha? Konservaturda mı?
    - Evet, ben İTÜ mezunuyum!
    - Ben Marmara’yı bitirdim.
    - Ben Mimar Sinan!
    Şimendifer, semeleşmişti... Memuru oynayan genç sözüne devam etti:
    - Diplomalı işsiz diyorlar bize. Bu yüzden öfkeliyiz Tayyip efendiye!
    M. Öner
    www.evrensel.net