GÜNCEL

  • Seçimlere iki hafta kadar bir süre kaldı. Partiler arasında seçim tartışmalarının ivmesinin yükselmesi ve aralarındaki farkın kalın çizgi halinde belirmesi beklenir. Fakat, burjuva partiler arasında öyle bir şey yaşanmıyor


    Seçimlere iki hafta kadar bir süre kaldı. Partiler arasında seçim tartışmalarının ivmesinin yükselmesi ve aralarındaki farkın kalın çizgi halinde belirmesi beklenir. Fakat, burjuva partiler arasında öyle bir şey yaşanmıyor. AKP, CHP, MHP, DP, GP ve diğerleri sanki tek parti gibi. Her biri seçim kampanyalarında aynı şeyi savunuyor.
    Biri diğerine “Apo’yu asamadınız” diyor. Diğeri, “Asıl siz asamadınız” diyor. Hepsi, Apo’nun asılmasından yana.
    Biri “Kuzey Irak’a giremediniz” diyor. Diğeri, “Ordu isterse anında gireriz” diyor. Öbürü, “23 Temmuz’da Kuzey Irak’tayız” diyor. Beriki ise, “Beni terörle mücadelemden tanırsınız” diyor. Yani, hepsi Kuzey Irak’a girilmesinden, Kürt sorunu konusunda “terörle bastırma, inkar ve ezerek ortadan kaldırma” politikalarını benimsiyor.
    Birbirlerini özgürlükleri kısıtlayan yasaları çıkaramamakla suçluyorlar. Ben daha fazla özgürlükleri kısıtlarım diye yarışıyorlar.
    IMF politikalarını hiçbiri eleştirmiyor. Özelleştirme ve taşeronlaştırmaya hiçbiri karşı çıkmıyor. Asgari ücretin dört yüz lira, emekli maaşının beş yüz lira olmasına hiçbiri karşı değil.
    Bir gün önce bu partide olanın, bir gün sonra diğer partiye geçmesi de aralarında fark olmadığını gösteriyor.
    Kavgaları post kavgası. İktidarın nimetlerinden yararlanma kavgası.
    Seçime giren bütün burjuva partilerinin alternatifi bağımsız ortak adaylar.
    “Bağımsızlar Meclis’e girse ne yapabilir?” diyorlar. Diğerlerinin aynı şeyi yapacağını biliyoruz. Demek ki bağımsız adaylar en azından onlardan farklı bir şey yapacaklar. Meclis’teki tek tip politika, tek tip düşünce karşısında farklı bir ses, farklı bir politika görülecek. TBMM uzun bir aradan sonra ilk kez tek tip düşünce ve politikanın dışında bir ses ile tanışacak.
    Bazıları buna “Meclis’in ezberi bozulacak” diyor. “Ezber bozmak” deyimi bana hoş gelmiyor. Ama, yıllardır sesleri boğulmak istenenler, seslerini Meclis kürsüsünden duyurabilecek. Yıllardır yok farz edilenler, bu kürsüden seslendiklerinde sermaye medyasına rağmen seslerini bir nebze olsun duyurabilecekler. Siyasi gündem ve tartışmalar değişecek. Faşist, gerici politikalar dışında da politikaların olduğunu ve bu politikaların da tartışılabilir olduğunu geniş kitleler görecek. Bu tartışmalarla birlikte, demokrasi de tartışılmaya başlanacak. Meclis’te özgürlükler, işçi hakları, Kürt sorunu tartışılmak istendiğinde, kendilerini yıllardır demokrat gösterenlerin gerici yüzü ortaya çıkacak. Kitleler onların gerçek yüzünü daha iyi görecek. Asgari ücret sekiz yüz lira olsun önerisi geldiğinde kimlerin karşı çıkacağını görecekler. Ateşkese uyulsun, siyasi genel af çıkarılsın dendiğinde savaş yanlıları birer birer ortaya çıkacak. IMF ile ilişkimizi keselim, halkçı bir ekonomik program uygulansın dendiğinde emperyalist tekellerin ve işbirlikçilerin temsilcileri maskelerini düşürecek.
    Yani, sözün kısası, asıl tartışma 23 Temmuz’dan sonra başlayacak.
    Kamil Tekin Sürek
    www.evrensel.net