Edebiyatımızın koca çınarı: Rıfat Ilgaz

Edebiyatımızın koca çınarı: Rıfat Ilgaz

Server Tanilli, Rıfat Ilgaz için “Çekinmeden söylemeli de: Nâzım Hikmet’in arkasından, Türkiye’de İnsan Manzaraları’nı Rıfat Ilgaz’dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı” diyor.


Server Tanilli, Rıfat Ilgaz için “Çekinmeden söylemeli de: Nâzım Hikmet’in arkasından, Türkiye’de İnsan Manzaraları’nı Rıfat Ilgaz’dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı” diyor.
Ilgaz, toplumunun her kesiminin; özellikle de yoksul, emekçi kesimin sesini yapıtlarında duyurdu. Emekçilerin sözcüsü oldu.
Kasnağından fırlayan kayışa / Kaptırdın mı kolunu Alişim! / Daha dün öğle paydosundan önce / Zileli’nin gitti ayakları. / Yazıldı onun raporu: / “İhmalden!” (Alişim, s.47)
Sınıf adlı yapıtının toplatılmasıyla başlayan süreçle birlikte, hapishanede yatmasının sağlığı açısından uygun olmadığı, tedavi görmesi gerektiği doktor raporlarında belgelenmiş olmasına karşın Rıfat Ilgaz, ölümüne hapishanelere atıldı. Bunun en önemli nedenleri arasında Tanilli’nin dediği gibi “Türkiye’de İnsan Manzaraları”nı yazmasıdır, Nâzım Hikmet’ten sonra...
“Sınıfın ozanıyım mimli”
“Bizim kadar Feyzi Hoca da / Yaka silkerdi Kadıoğlu’ndan; / Kime çekmiş derdi bu yezit… /Öyle ya, iyi adamdı babası / Kapısı açıktı otuz Ramazan / Memleketin ileri gelenlerine.” (Sınıf, s.68)
Sınıf adlı şiir kitabı sıkıyönetim kararıyla toplatıldı. Kitabı ancak yirmi beş gün piyasada kalabilmişti. O hemen teslim olmadı. Günlerce kaçak yaşadı. Bu günleri Karartma Geceleri adı altında romanlaştırdı. Sınıf şiiri ile ilgili bilirkişi raporu aynen şöyledir:
”Bir zengin çocuğunun sınıftaki şımarıklık ve zorbalığını tasvir ediyor; bu çocuğun güya iyi adam olan babasının, memleketin yalnız ileri gelenlerine kapısının açık olduğunu ve oğlunun, herkesin başına bela olduğunu ve kendi servetlerine ait öğütlerini diğer çocuklara zorla dinlettiğini ve (…) … beytinde hiç münasebeti olmadığı halde komünistlere mahsus (yoldaş) kelimesini kullanarak zenginlere tarizde bulunduğunu ve aynı zamanda bu yazıda mektep sınıfından bahsederken zengin ve fakir halk arasındaki çelişki ve çelişkiyi belirtmek suretiyle halk, zümre veya sınıflara dil uzattığı” denilerek Rıfat Ilgaz hapis cezasına çarptırılır, öğretmenlikten atılır. O, özellikle cezalandırılır.
Sınıf’tan sonra yayımlanan birçok yapıtı hakkında da soruşturma açılır. Sınıf, ancak 1989’da; 45 yıl sonra yayımlanabilir. Ceza üstüne ceza alır. “Bir ayağı içeride (hapishanede) bir ayağı dışarıdadır” hep. Ama onu hiçbir şey, inandıklarını söylemekten, yazmaktan, savunmaktan alıkoyamaz.
O, yaşamının her alanında direnir. Çünkü o ve onun gibi toplumumuzu ileriye götürecek olanlar; karanlık güçlerce susturulmak, yok edilmek istenmektedir. Bir yandan edebiyat alanındaki tekellere direnirken öte yandan siyasal iktidarların baskısına karşı başını hep dik tutar.
“Bizim dergicilerin, bizim yayınevcilerin, bizim ödülcülerin, bizim eleştirmenlerin, egemen sınıftan çok susturma işinde rolleri olmuştur. Hele edebiyat ticaretiyle uğraşan aydın iş adamlarımızın, yatırımlarını tehlikeye atmamak için kitabı toplanmış, sürülmüş, içeri atılmış yazarlarla, ozanlarla selamı sabahı kesmek, işlerinin başta gelen gereğidir” (Cart Curt, s.122) der; susturulmak istenen sanatçıların üstüne nasıl gidildiğini, nasıl yalnızlaştırıldıklarını anlatmak için...
Nâzım gibi Rıfat Ilgaz da taş duvarları aşarak sesini halkına, dünyaya duyurmayı ustalıkla becermiştir, her şeye karşın!..
Aydın, yazar, şair ve...
Rıfat Ilgaz, sanatla ilgili görüşlerini yazılarında olduğu gibi roman ve öykülerinde de vermiştir. Özellikle Sarı Yazma ve Karartma Geceleri’nde biçim arayışları, içerik, yazar, toplumcu sanat, aydın, işçi sınıfı… vb. konulara değinir, görüşlerini açıklar.
“Bizim getireceğimiz toplumcu sanat, kendi yaşayışımızdan doğacak.” (Karartma Geceleri,s.160)
Yapıtlarında halkın anlayacağı bir dil kullanan, estetik düzeyi yüksek yapıtlar üreten Rıfat Ilgaz, şairin bir görevi olması gerektiğini savunur. Şairin gerçekleri tek başına saptayıp yansıtması, onun için o kadar da önemli değildir. Öyleyse ne yapmalıdır?
“Topluma yeni biçimler vermekte olan işçi sınıfının değiştirici bir bireyi olarak yaşama yeni bir anlam katması, geleceğe güvenini açığa vurması, iyimser bir duyarlık içinde çağının yeni gerçeklerini belirtmesi görevi başlamıştır şairin.” (Rıfat Ilgaz, Militan dergisi, 1976)
Aydın olmak da kolay bir şey değildir. Zor ve sorumluluk ister. Sarı Yazma’da, “Olumlu bir görüşü, davranışı olmalıydı aydının” (agy, s.294) diye belirtir. “Aydın kişi olmanın yerine göre sorumluluğu olduğunu, üzerine görev düştüğünü bu yüzden acımasız olması gerektiğini de bilirsin!” (agy, s.168)
‘Aydın mısın’ adlı şiirinde bu duyguları çok güzel dile getirir.
“…Yollar kesilmiş alanlar sarılmış / Tel örgüler çevirmiş yöreni / Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende / Benden geçti mi demek istiyorsun / Aç iki kolunu iki yana / Korkuluk ol (Aydın mısın, s.245)
Rıfat Ilgaz, emperyalizmi halkları birbirine kırdıran bir düşman olarak görür. Onun önemi, bugün bir kat daha artmaktadır; ABD’nin bölgemizde halklar boğazlaşması yaratarak Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’ni uygulamaya çalıştığı günümüzde, yapıtları tekrar tekrar okunmalıdır.
Yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı Sarı Yazma’da, emperyalistlerin kışkırtmalarına kadar kardeşçe yaşayan halkların birbirini nasıl boğazladıklarını anlatır.
“En güzel uçurtmaları yapan Rum çocuklarının evlerinin önünden geçiyoruz. Çeşme olduğu gibi duruyor, o günlerin kaynağından beslenir gibi… Uçurtmanın ipliğini boyattığım Sotiri, kim bilir nerelerde geçim derdinde?.. Ah bu halkları, çocukları, büyükleri düşman edip birbirlerinden koparanlar... Eğer İngiliz bezirganları, denizaşırı alışverişlerin kazançlarıyla öylesine beslenip büyümeseydiler…” (agy, s.51)
2 Temmuz 1993 Sivas, Madımak Katliamı, Rıfat Ilgaz’ın yüreğinde derin yara açar. ABD’nin ılımlı İslam politikasına bağlı olarak uygulanan senaryonun bir parçası olarak görür bu katliamı. Yüreği daha fazla dayanamaz, 37 canın aramızdan ayrılmasına. Aynı yılın 7 Temmuz’unda aramızdan ayrılır.
Rıfat Ilgaz, ayakları ülkemiz topraklarına sağlam basan, edebiyatımızda yaşamı ve yapıtları birbirine uyan ender kişilerden biridir. Yapıtları asıl şimdi yeniden okunmalıdır. Daha güzel bir gelecek için, Rıfat Ilgaz’ın yapıtları bize yol gösterecektir.KaynakçaRıfat Ilgaz, Bütün Şiirleri (1927-1991) , Çınar Yayınları,2002-İstanbulRıfat Ilgaz, Sınıf, Çınar Yayınları, 2000-İstanbulRıfat Ilgaz, Karartma Geceleri, Çınar Yayınları, 2004- İstanbulRıfat Ilgaz, Cart Curt, Çınar Yayınları, 1997-İstanbulRıfat Ilgaz, Yokuş Yukarı (Babıali Anıları), Çınar Yayınları, 1996- İstanbulRıfat Ilgaz, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra, (Gözaltı Anıları) Çınar Yayınları,1998-İstanbulRıfat Ilgaz, Sarı Yazma, Çınar Yayınları, 2005-İstanbulAsım Bezirci, Rıfat Ilgaz, Çınar Yayınları,1997-İstanbulAydın Ilgaz, Sınıf’ın Efsanesi, Çınar Yayınları, 2004-İstanbul
Mustafa Aslan
www.evrensel.net