Kundakçılar Londra Meydan Sahnesi’nde

Pek çok ülkede farklı yorumlar ve uyarlamalar ile sahnelenen, her kültürün ve yorumun kendine haslıklarını da içererek güncellenen, 2. Dünya Savaşı sonrası Alman tiyatrosunun en önemli oyunlarından,...


Pek çok ülkede farklı yorumlar ve uyarlamalar ile sahnelenen, her kültürün ve yorumun kendine haslıklarını da içererek güncellenen, 2. Dünya Savaşı sonrası Alman tiyatrosunun en önemli oyunlarından, Max Frisch’in “Biedermann und Die Brandstifter”ı, DAY-MER Londra Meydan Sahnesi tarafından yeni bir yorumla sunuluyor. 18. DAY-MER Kültür Sanat Festivali kapsamında “Aymazoğlu ve Kundakçılar” ismiyle sahnelenmeye başlayan oyun, 9 Temmuz’a kadar DAY-MER Asım Bezirci Salonu’nda izleyicisi ile buluşmaya devam ediyor.
DAY-MER Londra Meydan Sahnesi, Max Frisch’in 1958’de sahnelenmesi için yeniden yazdığı (1953’te radyo oyunu olarak yazılmış) oyunu başarılı bir yorumla sahneye koyuyor. Dünyanın pek çok ülkesinde farklı yorumlarla sahnelenen oyun, Türkiye’de ilk kez 1965’te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından “Saf Adam ve Kundakçılar”, 2005’te Dostlar Tiyatrosu tarafından “Aymazoğlu ve Kundakçılar” isimleriyle seyirci karşısına çıkmış, bu sezonda ise Semaver Kumpanya’da “Süleyman ve Öbürsüler” olarak sahneleniyor.
Asıl suç kundakçılarda mı, yoksa aymazlarda mı?
“Hitler iktidara gelip de Alman faşizmi hızla ilerlerken, önce komünistleri alıp götürdüler; ben komünist değildim, sustum. Sonra sendikacıları götürdüler; ben sendikacı da değildim, sesimi çıkarmadım. Sonra bilim adamlarından karşı duranları götürdüler; ben hâlâ sesimi çıkarmıyordum, ayrıca söylenenleri de doğru bulmadığım zamanlar vardı, karşı çıkmadım. Sonunda beni de almaya geldiler, artık sesini çıkaracak kimse kalmamıştı zaten!...” Oyun bu aymazlığı anlatır özünde. Bir siyasal alegori, bir kara komedidir. Oyunun orijinalinin çıkış noktası, Almanya’da Halk Meclisi’nin naziler tarafından yakılması ve nazi faşizminin yayılması karşısında sıradan vatandaşın duyarsızlığıdır. Oyun bu yorumuyla özeldir, ancak dünya üzerindeki faşizmler devam ettiği müddetçe ve bu faşizmlere karşı üç maymunu oynayan sıradan insanlar oldukça da pek çok farklı yoruma da açıktır. Farklı aymazoğulları ve farklı kundakçılar her daim, her toplumda, her tarihte karşımıza çıkabilir. DAY-MER Londra Meydan Sahnesi’nin yorumu, aymazlığın bugünkü biçimlerini ve görünümlerini başarılı biçimde sahneye taşıyor. Oyunun daha önce sahnelenen farklı yorumları, aymazları ve kundakçıları farklı biçimlerde somutlaştırırken, DAY-MER Londra Meydan Sahnesi’nin yorumunda somut bir kundakçı işaret edilmiyor. Bu, oyunu seyirci açısından zorlaştıran bir yorum gibi gözükse de bu yorumuyla oyun, kundakçılardan çok aymazlara vurgu yaparak oyunun asıl sözünü söylemiş oluyor: Asıl suç kundakçılarda mıdır, yoksa onları duyarsızlık ve aymazlıkla var eden ve büyüten aymazlarda mı!
Oyunda olaylar özetle şöyle gelişiyor: Musluk suyunu arıtıp kaynak suyu diye satarak zengin olmuş Aymazoğlu, şehir susuzluktan kavrulurken, kundakçılar her gün yeni bir yeri yakarken hiç sesini çıkarmaz. Tehlike kendisine çok uzak diye düşünür. Aymazoğlu’nun trajik sonu, kundakçıların onun evini de yakmasıyla gelir. Aymaz olan sadece patron Aymazoğlu değildir; çarşıdan, pazardan, Sabah Sabah Seda Sayan programlarından, konkenlerden çıkmayan karısı, popstar yarışmalarının birinden ötekine dolaşan kızı da aymazların arasındadır. Bugünün Türkiye’sinin bir karikatürü, karikatürü olduğu kadar da kara mizah bir yorumudur bu aymazlık manzaraları... Televizyon haberlerinin toplumsal gerçeklerden uzaklaşıp giderek magazinleşmesi de oyunda hicvedilen unsurlardan biri.
Belki de yönetmen Celal Perk’in İngiltere’den bakarak başarılı bir biçimde tespit ettiği ve oyuna kattığı bu unsurlar, aradaki mesafenin de avantajıyla daha fazla karikatürleşmiş, kara mizah halini almış.
Şarkılı kara komedi
Tanıtımında “şarkılı kara komedi” olarak adlandırılıyor oyun. Sahne geçişlerinde seyircilerin arasından fırlayan itfaiye ekibinin, müzik ve dans eşliğinde söylediği şarkılar, hem müzikleri hem de sözleriyle izleyicinin beğenisini topluyor. Sahnede en az görünen oyuncudan, oyunun ana karakterlerine kadar tüm oyuncular rollerinin hakkını veriyor. Ancak hak vermeden bahsederken şunun da altını çizelim: DAY-MER Londra Meydan Sahnesi’nin tüm oyuncuları, izleyiciye pek öyle gelmese de amatör. Hepsi asıl olarak hayatlarını başka işlerden kazanıyorlar. 2006-2007 dönemi DAY-MER drama kursunun öğrencileri olarak başlamışlar işe, sonuçta hocaları Celal Perk’in de titiz emeğiyle parmak ısırtacak bir oyun çıkarmışlar. Oyunun sahnelendiği Asım Bezirci Salonu küçük; ve teknik olarak pek çok tiyatro salonu ile karşılaştırılamayacak derecede amatör, ancak pek çok bakımdan başarılı reji ve oyunculuk teknik olanaksızlıkları örtüyor. Her oyun sonrası seyirciyle yapılan söyleşi oyunu salonun dışında seyirciyle yeniden buluşturuyor. Aymazoğlu ve Kundakçılar, pek çok yorumuyla izlenmeye değer bir oyun. Ancak DAY-MER Londra Meydan Sahnesi’nin yorumu, oyuncuları ve Londra’dan görünen Türkiye manzarasıyla görülmeye değer bir yorum. (Londra/EVRENSEL)
Fatih Polat / Ebru Moçoş
www.evrensel.net