Yazın sıcakta, kışın soğukta

Yazın sıcakta, kışın soğukta

Torbalı’da geçtiğimiz günlerde yevmiyelerine zam yapılması talebiyle 2 günlük grev yapan tarım işçileri, yapılan görüşmelerin sonucunda aldıkları 2 YTL’lik zammın ardından tekrar tarlalara döndü.


Torbalı’da geçtiğimiz günlerde yevmiyelerine zam yapılması talebiyle 2 günlük grev yapan tarım işçileri, yapılan görüşmelerin sonucunda aldıkları 2 YTL’lik zammın ardından tekrar tarlalara döndü.
Daha hava aydınlanmadan ellerinde öğlen yemekleri ve suları ile evlerinden çıkan büyük çoğunluğu kadın tarım işçileri, yine tıka basa dolduruldukları kamyon kasalarında işe gidiyor. Tarladan topladıkları mahsul, sebze-meyve haline satılıyor. Hal pazar günü kapalı olduğu için işçiler cumartesi günleri çalışmıyor. Fabrikalar için ürün toplayanların ise hafta tatili de yok. İşçilerin tarlada çalışmasından asıl parayı ise ‘dayıbaşı’ denilen aracılar kazanıyor. Dayıbaşılar işçi başına 1.5 YTL kazanıyor.
İzmir’in 43 dereceyi bulan kızgın sıcağın altında, başlarını kapatmaktan başka bir önlem almadan çalışan işçiler sıcak nedeniyle sık sık bayılıyor.
Saat 04.00...
Tarlalara en çok gündelikçi işçi gönderen Atatürk Mahallesi’ne gidiyoruz. Saat 04.00. İşçiler gruplar halinde kümeleniyor. İşçilerin toplandığı yere bir kamyonet yanaşıyor ve işçiler kasaya doluşuyor. Biz de dayıbaşı ile konuşup işçilerle görüşebilmek için izin aldıktan sonra, kamyonete biniyoruz.
Saat 06.00. Güneş doğmadan işçiler kasalarca fasulyeyi toplamış oluyor. Tarlada sık sık çavuşun Kürtçe “Temiz toplayın”, “Dalları kırmayın” ve “Ellerinizi çalıştırın” uyarları duyuluyor. Bu arada evden getirerek bir zeytin ağacının altına koyulan yiyeceklere köpekler saldırıyor, birkaçı hemen koşarak öğlen yemeklerini kurtarmaya çalışıyor.
Sigorta ve işsizlik
Konuştuğumuz işçilerden ismini vermek istemeyen biri Adıyaman’dan iş ‘bulma umuduyla’ Torbalı’ya göçmüş. Evde bir tek kendisinin çalıştığını söyleyen kadın işçi, eşininise işsiz olduğunu belirtiyor. Üç oğlu, iki kızı olduğunu söyleyen kadın işçi, “Oğlanlar iki yıllık üniversiteyi kazandılar, paramız olmadığı için gönderemedik. Geçici işler buldukça çalışıyorlar. Oradan kazandıkları da ancak kendi masraflarına yetiyor. Eve ben bakıyorum yani” diyor ve şunları söylüyor: “Sabahın köründe geliyoruz buraya çalışıyoruz, şimdiye kadar 16 YTL idi, iki gün işe gitmedik, 18 YTL oldu. Bununla ben evimin masraflarını mı karşılayayım, yoksa bu borçları mı ödeyeyim. Kışın geliyoruz çamurun içinde çalışıyoruz. Elimiz buz tutuyor, sebzeyi toplayamıyoruz bile. Hastalanıyoruz. Yazın sıcaktan canımız çıkıyor.”
‘Mecburen çekiyoruz bu çileyi’
23 yaşında başka bir kadın işçi kışın fabrikada çalışıyor. Evdeki erkeklerin işsiz olduğunu belirten genç kadın, babasının inşaatta çalışırken düştüğünü ve artık çalışamaz duruma geldiğini anlatıyor. Aldığı paranın evi geçindirmediğini dile getirerek “Mecburen çekiyoruz bu çileyi” diyor. Fabrikada da aynı yevmiyeyle çalışıyormuş. Sigorta piriminin ödenmemesinin en büyük sorun olyduğunu anlatıyor ve ekliyor “Başımıza bir iş geldi mi ortada kalıyoruz.”
Evdeki erkekler işsiz
Melek Koyun 27 yaşında. Eşinden ayrıldığını ve çocuğunu göremediğini söylüyor. Mahkemeyle uğraşacak zamanı ve parası olmadığı için çocuğunu görme umudu hiç kalmamış. Evde yaşayan sekiz kişiden sadece ikisinin çalıştığını ifade eden Koyun, kalp hastası olan annesinin 100 YTL’lik ilacını alamadıklarını anlatıyor. Kendisi de guatr ameliyatı olmuş ama yanlışlık yapılmış. Koyun, doktorun bir yıl çalışmaması gerektiğini söylemesine rağmen iki ay sonra tarlaya gelmiş: “Yaz kış tarladayız. Yine de ancak karnımızı doyurabiliyoruz.”
İşçilerin içindeki az sayıdaki genç erkeklerden Doğan Aslan ise 18 yaşında. Ortaokulu bitirdikten sonra tarlalarda çalışmış. “Tarlalar yazın çok sıcak oluyor. Terden sırılsıklam oluyorum, başıma ağrılar giriyor. Kışın ise daha da zor oluyor. Soğuk iliklerimize kadar işliyor” diyor. Milletvekillerinin buna göz yumduğunu dile getiren Aslan, işsizliğe çözüm bulunmasını istiyor.
Küçük çocuklar evde yalnız
Doğan’ın annesi Raife Aslan ise 38 yaşında. İşinin iş bulamadığını söyleyen Aslan, “Biz burada o kadar eziyet çekiyoruz, kazandığımız paranın hepsini götürüp kiraya veriyoruz” diyor. Küçük çocuklarını evde yalnız bırakmak zorunda kaldığını anlatan Aslan, “Ev yansa ya da başlarına başka bir şey gelse kimse hiçbir şey yapamaz. Ben gidene kadar aç susuz kalıyorlar. Eve gittiğimde kızıyorlar, ‘Aç kaldık’, korktuk’ diyorlar. Yapabileceğim hiçbir şey yok” diyor. Tarlada çalıştıktan sonra evde de çalıştığını anlatan Aslan, bu sıkıntıların sona ermesini istiyor.
İşçilerden Saadet Ay 25 yaşında. O da çocuklarını bırakıp tarlaya gelmek zorunda olanlardan. Kazandığı paranın karınlarını doyurmaya zar zor yettiğini söyleyen Ay, odun kömür yardımının “tanıdığı olan zenginlere” verilmesine tepki gösteriyor.
42 yaşındaki Sakine Gündüzeli 20 yıl önce Diyarbakır’dan gelmiş. Gençler için sigortalı iş isteyen Gündüzeli, “Çoluk çocuk tarlada çalışıyoruz” diyor. Sabahat Önal ise tarlada çalışırken çok defa bayıldığını ve kafasına buzlu su döküldüğünü anlattı. Biraz dinlendikten sonra ise yeniden işbaşı. Çocuğunun sara hastası olduğunu söyleyen Önal, güvenceleri olmadığı için tedavi ettiremediğini anlattı. (Torbalı/EVRENSEL)
Ozan Sürücü
www.evrensel.net