ROJEV

ROJEV

  • Kürt sorunu büyüyor; hem sorun olarak, hem de kazandığı kitlesel destek bakımından büyüyor. Türkler indinde, Kürtler indinde, Türkiye indinde...
    ‘Eziyoruz, bitiriyoruz, az kaldı’ dendikçe sorun daha da büyüyor.


    Kürt sorunu büyüyor; hem sorun olarak, hem de kazandığı kitlesel destek bakımından büyüyor. Türkler indinde, Kürtler indinde, Türkiye indinde...
    ‘Eziyoruz, bitiriyoruz, az kaldı’ dendikçe sorun daha da büyüyor.
    Muhtarlar, imamlar, kadınlar, gençler, ihtiyarlar...
    Tüm toplumsal kesimleri sarıp sarmalayarak büyüyor.
    Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt Eğridir’de yaptığı açıklamada bunu bir kez daha teyit etmiş oldu. ‘1 teröristin barınması için 10 destekçiye ihtiyacı var’ diyor.
    Soruna terör sorunu olarak bakmak bir yana bırakılırsa, gerçek ifade ediliyor, ama çözümü yanlış yerde aranıyor.
    Tarihten, insanlık mücadelesinden, ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelelerinden, ulusal ve sosyal devrimlerden dersler çıkarılamıyor!
    Bir halkı yok saymanın olanaksızlığı her geçen gün daha bariz görülüyorken, gereği yapılmıyor.
    Sorunun çözümü demokratik yolda, diyalogdayken, şiddet ve askeri çözüm öngörülüyor.
    CHP, MHP, DP kan ve şiddet kusuyor.
    AKP onlardan geri kalmıyor.
    Asker tümünü sıraya geçirip, dilediği gibi at oynatıyor. Savaş naraları atmak, ‘vatanseverlik’ sayılıyor.
    Kürt sorunu büyüyor...
    Bu görülmeli ve kabul edilmelidir.
    Bu çok yönlü sorunu askerlere havale ederek kurtuluş yok.
    Sorun büyüyor, Türkiye’de büyüyor, bölgede büyüyor, dünyada büyüyor.
    Şu silah veriyor, bu destek sunuyor, diyerek üstesinden gelinemediği açık.
    Sorunu, ‘dış destekli bölücü terör sorunu’ olarak gösterme hesabı da tutmamış, boşa çıkmıştır.
    Muhtarlar ve imamlar bile sorunun içinde ise...
    Sorun, tarihsel, kültürel, sosyal, siyasal, ulusal, çok boyutlu.
    Sorunu PKK yaratmış, yoktan var etmiş de değil.
    Daha fazla zorlamaya, germeye, büyütmeye, Türk ve Kürt halkı başta olmak üzere tüm Türkiye halklarına acı çektirmeye gerek yok.
    Şiddetin dozu arttıkça, sorunun boyutu küçülmüyor, büyüyor.
    ‘Alt kimlik, üst kimlik yok, herkes Türktür’ dendikçe ‘Ne mutlu Türküm diyene! demeyen düşmandır ve öyle kalacaktır’ söylemi yükseldikçe sorun boyut kazanmış, daha da büyümüştür.
    Irkçı ve şoven propaganda, linç girişimleri ve provokasyonlar arttıkça, elinde, bıçak, satır, silah, bombayla, seçim meydanlarında iple dolaşanlar çoğaldıkça sorun daha da büyüyor. Türkiye’ye ve halka daha fazla zarar verir hale geliyor.
    Kendilerine ‘Vatansever Kuvvetler’ adını veren çete örgütlenmesinin gelip dayandığı yer, tehlikenin boyutunu bir kez daha gösteriyor. MHP, CHP, DP bu çeteler konusunda tek söz söylemiyor. Çete mensubu emekli askerlere saygıda kusur etmiyorlar. Çetelerin beslendiği yer de kimlerle kol kola yürüyüş eyledikleri de...
    Her şey ayan beyan.
    AKP cesaret edemediği, ucundan dokunduğu halde, bunlar çıkıyor. Cephane, silah, belge, bilgi, hazırlık... Ama bu buz dağının görünen kısmı.
    Sınıra asker yığıldıkça, ‘Tampon Bölge’, ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ çizgileri atıldıkça sorun daha da büyüyor. İçeride büyüyor, dışarıda büyüyor, yürekte büyüyor, beyinde büyüyor.
    Operasyonlar arttıkça, çatışmalar sürdükçe, cenazeler dağdan ovaya indikçe sorun büyüyor.
    Türk indinde büyüyor, Kürt indinde büyüyor. Amerika, İran, Irak, Suriye indinde büyüyor.
    Tüm Türkiye halklarını ilgilendiren birinci sorun haline gelerek büyüyor.
    Sorunu küçültecek olan ve giderek bitirecek olan tek güç halktır. İşçiler, emekçiler ve aydınlardır. Türk ve Kürt halkının bağımsız ve demokratik tutumu ve ortak mücadelesidir.
    Seçimlere az kaldı. Ortaya konacak olan tutum ve gösterilecek olan duruş bu yolda atılacak önemli bir adım olacaktır. Bağımsız adayların bulunduğu her yerde adımlar birlikte ve aynı yöne atılmalıdır. Tüm emek ve demokrasi güçleri sorumluluk altındadır.
    DİSK üyesi işçiler, TÜRK-İŞ üyesi işçiler, KESK üyesi emekçiler, TTB, TMMOB ve diğer meslek odalarının üyesi olan emekçiler ve aydınlar başta olmak üzere, ezilen ve sömürülen tüm halkımızın seçimlerde alacağı doğru tutum, Kürt sorununu, sorun olmaktan çıkarmaya güç katacaktır.
    MHP-CHP koalisyonu, ya da AKP Hükümeti çözüm değil, çözümsüzlüktür. CHP’ye ‘sol’ adına oy istemek ve oy vermek MHP’ye kan taşımaktır! DİSK yönetimi CHP’yi ‘sol’ gösterme yanlışından vazgeçmelidir.
    Ayrıca, bağımsız adayların bulunduğu yerlerde ÖDP ve TKP sorumlu davranmalı ve kendi listeleri için bir tek oy bile istememelidir. Bunu açıkça ifade etmeli, demokratik ve halkçı tutuma destek sunmalıdır. Bin Umut Adaylarını her yerde desteklediğini ilan etmelidir. Kendilerini sosyalist olarak tanımlayan diğer bağımsız adaylardan da beklenen budur. Bu arkadaşlarımız da zaman yitirmeden adaylıktan çekilmeli, propaganda ve ajitasyonda özgür davranmalı, ancak bulundukları yerlerde süren çalışmaya katkı sunmalı, Bin Umut Adaylarını desteklemelidirler. ÖDP, TKP ve kendilerini sosyalist adaylar olarak tanımlayan arkadaşlarımızın bulunduğu yerlerde az bir oyla seçimin kaybedilmesi tüm demokrasi güçlerinin kaybı olacaktır.
    Tarih ve insanlık karşısındaki sorumluluk neyi gerektiriyorsa, o yapılmalıdır.
    Ender İmrek
    www.evrensel.net