sulu bir yazı

Peşin peşin söyleyeyim, Türkiye’yi yöneten ya da yönetmeye soyunan hem asil ve necip, hem de mümtaz, mutena ve müstesna olan büyük Türk büyüğü politikacıların (Lütfen yanlış anlaşılmasın, ‘devlet adamı’ demiyorum) seçim alanlarında söyledikleri sözlerden söz etmeyeceğim.


Peşin peşin söyleyeyim, Türkiye’yi yöneten ya da yönetmeye soyunan hem asil ve necip, hem de mümtaz, mutena ve müstesna olan büyük Türk büyüğü politikacıların (Lütfen yanlış anlaşılmasın, ‘devlet adamı’ demiyorum) seçim alanlarında söyledikleri sözlerden söz etmeyeceğim. Üç tarafı suyla çevrili, bir zamanlar içinde şırıl şırıl derelerin aktığı, gürül gürül ırmakların çağıldadığı, göllerinde türlü-çeşitli balıkların yaşadığı, ama şimdilerde Akşehir Gölü’ne “Yoğurt” yerine “Su” mayalamak zorunda kalan Nasreddin Hoca’ların yetiştiği, “Yağmur duaları”nın işe yaramadığı, “Su tanrıları”nın beklendiği, “Susuz Yaz”ı yaşayan Türkiye’den çeşitli fotoğraflar sunacağım…
Türkiye oldum olası “Susuz yaz”ları yaşar. Kendimi bildim bileli, özellikle yaz aylarında sular kesilmiştir. “Barajlar Aslanı” Süleyman Demirel bile buna engel olamamıştır…
“Susuz yaz” alanında, tek bir konuda başarımız oldu. O da Metin Erksan’ın yönetmenliğini yaptığı, Ulvi Doğan, Hülya Koçyiğit ve Erol Taş’ın başrollerini oynadıklarını “Susuz Yaz” adlı filmle 1964’te Berlin Film Şenliği’nde birinci seçilip Altın Ayı Ödülü kazanmasıydı…
Yılın dört mevsiminde, ülkenin birçok köşesinde yaşanan seller de olmasaydı, Türkiye’de yaşayanlar Kevin Kostner’in “Su Dünyası” adlı filmini özler duruma geleceklerdi…
Yıl 2007. Ülkemiz insanları her zamanki gibi “Susuz Yaz”ı oynuyor.
Belediyeler, “Ey ahali, n’olur suyunu idareli kullan” diye broşürler çıkarıyor, afişler asıyor, gazete ve televizyon reklamları veriyor.
Türkiye susuzları oynarken biti kanlı turistleri memnun etmek için ardı ardına golf sahaları açılıyor. Şu anda 9 tane varmış. Yakın bir gelecekte bu sayının 100’ü aşacağı bekleniyor.
Şu satırlar, su fukarası Türkiyelileri gelecekte nelerin beklediğini gösteriyor: “Bir golf sahası için yılda hektar başına ortalama 10-15 bin metreküp su gerekiyor. 100 hektarlık bir golf sahasının bir yılda harcayacağı 1 milyon metreküp su, 12 bin nüfusu olan bir kasabanın yıllık su tüketimine denk geliyor... Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, golf sahaları için bir günde tüketilen 660 bin tonu aşkın su, 4-7 milyar insanın günlük asgari su gereksinimine eşit!” (Engin Esen, Evrensel, 27.52007)
Kuraklık kol geziyor ve biz de elimizden geldiğince destek çıkıyoruz ona. Tarım Bakanlığı kuraklık tehlikesinin olmadığını ileri sürerken, engel olmak için birtakım hazırlıklar yapıyor. Devlet köylere haber salıyor: “Su nanay, ikinci üretimi yapmayın,” gibilerinden.
Evet, biz de “Susuz Yaz”ı yaşamak için elimizden geleni yapıyoruz. Çevremizdeki denizler, Karadeniz, Ege, Akdeniz çöplük içinde. Yalnız onlar mı, göllerimiz de aynı durumda. Zehir dolu Bakırçay’da balıklar ölüyor. Van Gölü için “Kirlilik alarmı” veriliyor. Gediz’in kirlilikten kurtarılması için yüzlerce toplantı yapıldı, ama kirlilik Gediz’i kesin olarak teslim aldı.
“Köyceğiz Gölü tehlikede”, “Çeşme yine kirlendi” diye başlık atıyor gazeteler. Çeşme kıyılarında temizliğe girişmiş, çevreci gençler. Denizden otomobil lastikleri, bira ve şarap şişeleri, plastik borular ve panjur gibi atıklar çıkartmışlar. Bir de televizyon…
Bingöl’ün çöpü Keban’a akıyormuş, Konya’nın kanalizasyonu da Tuz Gölü’ne. Belki ileride şöyle reklamları görebiliriz gazetelerde: “Süper amonyaklı Tuz Gölü tuzları yemeğinize nefaset katar…”
Ama yöneticilerimiz suyla ilgili işlerle ilgileniyorlar. Örneğin İstanbul Belediyesi mayolarla ilgili reklamları yasaklama yoluna gidiyor… AKP’lilerin Başbakan’ı da “havuz”a el atıyor, muhalefete, “Onlar seçim yaza gelince, ‘Havuzda ter atmak varken, Anadolu’nun tozlu yollarında terlemek nereden çıktı?’ diyor. ‘Tatili bırakın, oy verin’ diye telaşlandılar,” diyor. (Radikal, 29.6.2007) Hemen ertesi gün bir gazetede şunlar yazılı: “AKP’den plajlara yönelik kampanya… AKP TIR’ları Ege ve Akdeniz’deki plajları gezerek tanıtım yapacak.” (Yeni Asır, 30.6.2007)
Şu “Susuz Yaz”, bizim politikacıların “Sululuk şovları” da olmasa, gerçekten çekilmez…
Bülent Habora
www.evrensel.net