Fotoğraf: Evrensel

GÜNLÜK

  • “Güzel günler göreceğiz çocuklar.Motorları maviliklere süreceğizÇocuklar inanın, inanın çocuklarGüzel günler göreceğiz, güneşli günlerMotorları maviliklere süreceğiz”


    “Güzel günler göreceğiz çocuklar.
    Motorları maviliklere süreceğiz
    Çocuklar inanın, inanın çocuklar
    Güzel günler göreceğiz, güneşli günler
    Motorları maviliklere süreceğiz”
    Şiir Nazım Hikmet’indir.
    Yoldan geçen seçim arabasından bu sözlerden bestelenen şarkı çınlıyor.
    Ses, binaların duvarlarına çarpıp yankılanıyor.
    Aracın üstünde Baykal’ın portresi.
    Ama Baykal savaş istiyor; içte ve dışta kurşun sesleri, savaş diye inliyor.
    O zaman bu güzelim şiir, şarkı o araçta ne arıyor?
    Nazım, çocuklara güzel günler…
    Baykal ise savaş vaat ediyor.
    İçte ve dışta vuruşma…
    Barış ve kardeşlik denince ayağına basılmış gibi fırlama…
    Oysa;
    “Kanlı günler göreceğiz çocuklar
    Tanklarımızı toplarımızı komşulara süreceğiz.”
    Dese mesela…Ve eklese:
    “Kanlı şatolar yapacağız.
    İçerde birbirimizi boğazlayacağız.
    Beyrut… Gazze… Irak falan gibi olacağız...” dese.
    Ama biliyoruz bu topraklar, kanlı sofra olmayacak…
    Ne savaş çığlıkları, ne kışkırtmalar karşılık bulamayacak…
    Puştluklar, kahpelikler yalnız kalacak.
    ***
    Aracın üstünden çocuklara güzel günler vaat eden şarkı yükseliyor.
    Baykal ise kin, nefret, düşmanlık çağırıyor.
    Oysa şimdi bile günler ağır geçmekte…
    Gencecik çocuklarımız bir hazan yaprağı gibi dallardan düşmektedir.
    “Açılır kara kaplı kitap: Zindan
    Kayış kapar kolumuzu
    Kırılan kemik, kan
    Hani şimdi bizim soframıza
    Haftada bir et gelir
    Ve, çocuklarımız işten eve
    Sapsarı iskelet gelir”
    Böyle diyor Nazım.
    Ama Baykal’ın dedikleri gerçek olursa çocuklar sapsarı ölümler görecek.
    Mesela şöyle desek:
    “Açılır kara kaplı kitap: Zindan.
    Tank paletleri kapar kolumuzu.
    Bir kör mermi uçurur oyuncak peşindeki çocuğun kolunu.
    Hani şimdi bizim soframıza haftada bir et gelir.
    O zamansa… Çocuklarımız cepheden eve kapkara iskelet gelir.
    Vurulmuş yanıyor.”
    Oysa çocuklar mermi, tank paleti, ölüm, savaş değil… Kardeşlik oynamak…
    Mermi sesleriyle değil… Kuş cıvıltılarıyla uyanmak…
    Hendeklere saklanmak değil… Yeşilliklerde maviliklerde koşmak istiyor.
    Bu ülke… Bu güzel ülke…
    Bu yeşillikler, mavilikler…
    Çocuklar, barış kardeşlik bizim…
    Yücel Sarpdere
    www.evrensel.net