Bağımsız adaylar konuşuyor 31

Bağımsız adaylar konuşuyor 31

Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Adayı Aysel Tuğluk, Meclis’te güçlü bir muhalefet olmak istediklerini vurguladı. Tuğluk, demokrasi mücadelesini öne çıkaracaklarını kaydetti


Demokratik Toplum Partisi (DTP) eski Eş Başkanı Aysel Tuğluk, Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili adayı oldu. DTP’nin Diyarbakır’da desteklediği dört adaydan biri olan Tuğluk’un seçim bölgesi Bağlar semti. Seçilmesine kesin gözüyle bakılan Aysel Tuğluk, AKP ile DTP arasındaki olası koalisyon için, “Peşinen retçi değiliz” diyor. Ancak Tuğluk ardından da ekliyor: “AKP’nin mevcut politikalarına baktığımızda bu haliyle bir ortaklık hiç mümkün görünmüyor.”
Bin Umut Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Adayı Aysel Tuğluk ile seçimleri ve güncel gelişmeleri konuştuk.

Yaklaşık bir aydır Diyarbakır’ın Bağlar beldesinde seçim çalışmaları yürütüyorsunuz. Diyarbakır ve seçimlerle ilgili gözlemleriniz nelerdir?
Diyarbakır halkı son derece politik bir halk. Yıllardır devletin, sistemin ağır baskılarını yaşamış, bedel ödemiş bir şehir. Karşı karşıya bulunduğu sorunların temelinde nelerin bulunduğunu çok iyi biliyor. Dolayısıyla bir siyasal bakış açısına sahip. Önümüzdeki seçimlerde de bu siyasal değerlendirme sonucunda bir tercihte bulunacak. Diyarbakır halkı yaşadığı tüm kültürel, kimliksel, sosyal ve ekonomik sorunların mevcut iktidar, muhalefet ve diğer partiler tarafından çözülemeyeceğini çok iyi biliyor. Bu nedenle yıllardır demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren HEP’ten bu yana gelen geleneğin kendisinin sesi olabileceğine inanıyor ve bu anlamda da tercihini kullanacak. Diyarbakır halkında kendi temsilcilerini Meclis’e göndermenin yarattığı bir coşku, heyecan ve sahiplenme söz konusu. Şöyle ifade edeyim: Diyarbakır’da insanlar “Biz kendimize oyumuzu vereceğiz” diyorlar. Bu aslında her şeyi özetliyor.

Bölgedeki en büyük rakibiniz AKP Genel Başkanı Başbakan Erdoğan, bölgedeki mitinglerde bağımsızlara oy vermeme çağrısı yaparak “Oylarınız boşa gider” dedi. Nasıl karşılıyorsunuz bunu?
Bu sözleri söylemeye hakkı olmayan ilk parti AKP ve Erdoğan’dır. AKP 4.5 yıldır iktidarda. Ne yazık ki bu iktidar döneminde halkın yaşadığı sorunlarda herhangi bir düzelme yok. Hâlâ bölgede iktidarların öncelikli ele alması gereken barış sorunu, kimlik ve Kürt sorununun demokratik çözümü orta yerde duruyor. 5 yıllık iktidarları döneminde buna herhangi bir çözümleyici yaklaşım getirmemiş. Bu halkın böyle bir öncelikli sorunu var. Ve bize oy veren insanlar şunu söylüyorlar; Biz çok yoğun bir işsizlik, yoksulluk yaşamamıza rağmen kimliğimizin orada savunulmasını istiyoruz. Kimse bize fabrika kuralım, yol, su, elektrik getirelim diye oy vermiyor. Bunu açıkça söylüyor. Halk Kürt sorunu çözülmeden bunların yapılamayacağını biliyor. Bu diğer sorunları küçümsediği anlamına gelmiyor, tersine çok ağır bir şekilde bu sorunları yaşamasına rağmen biliyor ki Kürt sorunu çözülmeden diğer alanlarda açılımlar gelişmeyecek.

AKP-DTP koalisyonu son günlerde sıkça tartışılır oldu? Sizin bu konudaki tutumunuz nedir?
Biz Meclis’e belli bir misyonla gidiyoruz. Bizim temel misyonumuz bölgede yaşanan ve tabanımızın ifade ettiği Kürt sorununun demokratik çözümü başta olmak üzere yaşanan kültürel, sosyal ve ekonomik sorunların çözümü noktasında çözümleyici bir politika izlemek. Elbette bölgeden giden milletvekilleri olarak bölge halkının sorunlarını dillendirmeye çaba sarf edeceğiz ama biz asıl Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesini vereceğiz. Türkiye siyasetinde çok temel bir muhalefet sorunu var. Bugün CHP’yi bir muhalefet partisi olarak görebilir misiniz? CHP, AKP’ye karşı bir muhalefet yürütüyor ve bu muhalefet ile başka bir iktidarın, statükonun egemenlik mücadelesini yürütüyor. Yani CHP de başka bir iktidarın temsilciliğine soyunmuş durumda. Burada bir muhalefet boşluğu yaşanıyor ve bizim temel rolümüz gerçek bir muhalefet rolü oynayabilmek. Bütün ötekileştirilen, bütün dışlanan emekçilerin, işsizlerin, yoksulların, Kürt halkının sesi olabilmek onların sorunlarını oraya taşıyabilmek ve bunların çözümlerini Meclis’in gündemine sokabilmek. Eğer biraz önce belirttiğim Türkiye’nin can alıcı sorunları konusunda programsal ortaklaşma anlamında herhangi bir parti ile yaşayabilirsek biz uzlaşmaya kapalı değiliz. Örneğin Kürt sorununun demokratik çözümünü programına alıp bunu kamuoyuna deklere eden pratik anlamda bu sürecin içerisine giren bir parti ile bu noktada bir uzlaşmayı yaşayabiliriz tabii ki. Peşinen retçi değiliz. Onu söylemek istiyorum. Bizim siyasette temel ilkelerimiz, bakış açımız var. Bizi bu temel ilkelerden farklı bir noktaya kaydıracak bir ortaklaşmanın içerisinde olamayız. Örneğin AKP kendi siyasetini bizden güç alarak, bizi kullanarak ortaklaşmak isterse biz böyle bir ortaklığın içerisinde yer alamayız. Bizi kendi iktidarının malzemesi haline getirmeye çalışırsa burada yaklaşımımız çok farklı olacaktır. Ancak AKP’nin mevcut politikalarına baktığımızda bu haliyle bir ortaklık hiç mümkün görünmüyor.

AKP ve MHP arasında yaşanan Öcalan’ı asma ve meydanlarda ipli tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu tartışmayı çok pervasızca bir tartışma olarak değerlendiriyorum. Maalesef Türkiye’de siyaset böyle yürütülüyor. Toplumun gerçek gündemlerine dönmesine izin verilmeyerek böyle suni gündemler yaratılıyor. Özellikle toplumdaki bazı hassasiyetler canlandırılmaya çalışılıyor. Milliyetçiliği, ırkçılığı kışkırtan Türk ve Kürt halkının bir arada yaşamasını zedeleyecek şovenist bir politikanın sonuçları bunlar. Hukuki süreci bitmiş bir meseleyi gündeme getirmek, bir insanın hayatı üzerinden siyaset yapmak, hem Erdoğan hem de Bahçeli açısından milliyetçi oyları alabilmek için kan üzerinden siyaset yapmak siyasi ahlaka da uymuyor. Şunu söylemek istiyorum. Meydanlara ipler atarak Kürt halkının dostluğunu kazanamazlar. Kürt halkının öfkesini kazanırlar. Ayrıca Öcalan’ın idamının hangi ağır sonuçlara yol açacağını devlet kendisi 1999 yılında değerlendirerek idam cezasını kaldırdı. Bu tartışma da orada kapandı.
‘Doğan halkımızın büyük bir değeriydi’

Geçtiğimiz günlerde DEP Milletvekili Orhan Doğan’ı kaybettik. Doğan için neler söylemek istersiniz?
Mücadelesiyle, kararlılığıyla, halkına olan sevgisiyle, sadece Kürt halkına olan sevgisiyle değil Kürt, Türk ve diğer halklara olan sevgisiyle, barışa duyduğu özlemle ve herkesin dile getirdiği insani özellikleriyle halkımızın büyük bir değeriydi. Halk olarak çok büyük bir acı yaşıyoruz. 93 yılında Meclis’ten yaka paça dışarı atılmalarından sonra onlar mücadeleden kopmadılar, başı dik durdular ve hep halklarına bir şeyler yapmaya çalıştılar. Barış, kardeşlik, özgürlük için. Ve bu nedenle Cizre’de cenaze töreninde 200 bin kişi ya da daha fazla insanın sahiplenmesi görülmeye değerdi. İnsanların gözlerine baktığımızda kendilerinden bir şeyin yitip gittiğini anlıyorduk. Doğan’ın cenazesinde halkın verdiği mesaj; bu halk gerçekten kendisine sahip çıkan, mücadelesine sahip çıkan herkesi sahipleniyor ve bağrına basıyor. Bu herkese çok iyi bir ders oldu.
YARIN: İstanbul 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Baskın Oran
Mehmet Aslanoğlu
www.evrensel.net