Buzlu badem bir kadeh de şarap

Kalecik, 4 bin yıllık tarihi, 150 yıllık ilçe olma, Kızılırmak Vadisi’nin yarattığı mikroklima özelliği ile tanınan, Ankara’ya 50 kilometre uzaklıkta şirin bir ilçe.


Kalecik, 4 bin yıllık tarihi, 150 yıllık ilçe olma, Kızılırmak Vadisi’nin yarattığı mikroklima özelliği ile tanınan, Ankara’ya 50 kilometre uzaklıkta şirin bir ilçe. Şimdilerde Kalecik Karası üzümünden üretilen şarabı ile marka olma hedefindeki Kalecik, daha çok Çorum ve Ankara’ya verdiği göçleri geri çekmeye, şarapçılık, bademcilik ve turizmde ön plana çıkmaya çalışıyor.
Dünyada sadece Türkiye’de yetişen üzüm türlerinden Kalecik Karası ile ünü hızla yayılmaya devam eden Kalecik, şarapçılığın, günübirlik turizmin ve üretimin merkezi olmaya hazırlanıyor. Türkiye’nin her tarafında yetişebilen Kalecik Karası’nın, kendi topraklarında yetişen üzümün aromasını yakalayamamasıyla övünen Kalecikliler, Kalecik Karası’nın markasını almak için patent başvurusundan çıkacak olumlu sonucu bekliyorlar.
Kalecik’ten Ankara ve Çorum başta olmak üzere büyük kentlere yoğun bir göç yaşanmış. Sayıyı “180 bin” olarak ifade eden Kalecik Kaymakamı İrfan Demiröz, “büyükşehirlerin çıkmazına giren, asgari ücretle karınlarını doyuramayan Kaleciklilerin topraklarına geri döndüğünü, topraklarına sarıldıklarını” anlatıyor. Kalecik’in yüzde 70’inin bağcılığa uygun olduğunu, tarımsal sanayiyi de geliştirmeye çalıştıklarını belirten Demiröz, 42 kilometrelik bölümü Kalecik’ten geçen Kızılırmak’ın hem ilçeye “mikroklima” özelliği kazandırdığını hem de günübirlik turizm olanağı yarattığını söylüyor.
‘Güçlü bir aroması var’
Şarap dünyasının prestijli yarışmalarından, “Vinalies İnternationales”e katılan 3 bin şarap içinden, 2006-2007 döneminde Kalecik Karası ile gümüş madalya aldıklarını hatırlatan Kaymakam Demiröz, “Kalecik Karası güçlü aroması, burunda ve damakta yoğun olarak hissedilerek, yumuşak taneli, yuvarlak, zarif ve lezzetli bir kupaj olarak kabul edilmiştir” diyor.
“Kalecik mutlaka marka olacak. Rakibimiz Fransa Bordeaux ve Rhone Vadisi olacak” diyen Kaymakam Demiröz, 8 bin 500 dekardan 6 bin 500 ton ürün alındığını ve yıllık kazancın 6.5 milyon YTL’ye ulaştığını söylerken, ilk hedeflerinin 30 bin dekar Kalecik Karası, yıllık 25 bin ton ürün ve 25 milyon YTL gelir olduğunu da anlatıyor. Demiröz’ün anlatımına göre, sofralık üzümde de 16 bin 500 dekar alanda yıllık 16 bin 500 ton üretim, 8.5 milyon YTL gelir var ve hedef bu geliri iki katına çıkarmak.
Alternatif ürün badem
Türkiye Tarım İşletmeleri Merkezi (TİGEM) emeklisi Metin Yeşiloğlu, Kalecik’te üzüm yetiştiriciliğinin yanı sıra bademi de üzüme alternatif olarak tanıtmaya çalışıyor. 200 bin adet aşılı, tüplü badem fidanı yetiştiren Yeşiloğlu, bu fidanlardan 65 bininin bu yıl satılabilecek durumda olduğunu anlatıyor. Geçmişte bir hastalık yüzünden tüm üzüm bağlarının öldüğünü, üzüm yetiştiricilerinin bile üzümü manavdan alıp yer duruma geldiğini belirten Yeşiloğlu, “Badem çok yönlü, alternatif bir bitki. Her tür ortamda yetişir” diyerek, 3 yıldır üzerinde uğraş verdiği bademciliği tanıtmaya çalışıyor.
Türkiye’nin bu fidanları İtalya ve İspanya’dan ithal ettiğini, şimdi bu badem fidancılığının Türkiye’de öncülüğünü yaptığını savunan Yeşiloğlu, “Badem hiçbir ürünün yetişmeyeceği yerlerde yetişebilme özelliğine de sahip” diyor. Yeşiloğlu, tarlaların kenarlarına dikilmesi durumunda, badem ağaçlarının süne ile mücadeleye katkısını da şöyle anlatıyor; “bademde üreyen parazit, hububattaki süneyi öldürüyor.” Devletin, badem fidanlığı kuranlara bir kereye mahsus dekar başına 250 YTL karşılıksız destek verdiğini de kaydeden Yeşiloğlu, bir dekar alana 40 fidan dikilmesi gerektiğini söylüyor.
‘Şarap canlı bir içki’
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin ekin silosu el değiştirerek, şarap fabrikası yapılmış. Vinis Şarap Fabrikası’nın sahibi Alper Gümüş, şarap fabrikasını, tankları, şarabın yapım aşamalarını anlatırken, fabrikaya “galoşlar” giyerek alınan gazetecilere, fabrikaya normalde kimsenin alınmadığını “şarap canlı bir içkidir. Dışarıdan gelebilecek her şeyden etkilenir. Temizlik ve dezenfeksiyon çok önemli” diye gerekçelendiriyor. Üretilen şarapların önce tanklara aktarıldığını ve bu tanklarda da en az 7-8 ay bekletildikten sonra şişelendiğini anlatan Gümüş, Anadolu’daki uygarlıkları çağrıştıran isimlerle şarap ürettiklerini söylüyor.
Kalecik’teki yüksekokul’da şarapçılık bölümü açılması için Ankara Üniversitesi’ne başvuru yapılmış. Üniversite Senatosu’ndan karar çıkmış, YÖK’ün onaylaması bekleniyor. YÖK’ün kararı onaylaması halinde, Trakya’dan sonra ikinci olarak şarapçılık bölümü Kalecik’te açılmış olacak.
Kalecik sadece üzümü ile ünlü değil, aynı zamanda ekmeği, pekmezi, ayvası, böreği ile de tanınıyor. Organik tarımın da geliştirilmeye çalışıldığı Kalecik, bütün bu özellikleriyle turizmi de canlandırma gayretinde. (Ankara/EVRENSEL)
Sultan Özer
www.evrensel.net