KİRVEME MEKTUPLAR

  • Kirvem,Senin de bildiğin gibi hayli uzun zamandan beri memleketin "yetkili" kulvarlarında dört nal at koşturan vatan evlatlarının üzerinde mutabık kaldıkları için bir an önce gündeme alınıp şu ya bu şekilde değiştirilmesi gereken iki önemli meseleden birisi anayasa değişikliği, diğeri de seçim yasasıydı.


    Kirvem,
    Senin de bildiğin gibi hayli uzun zamandan beri memleketin "yetkili" kulvarlarında dört nal at koşturan vatan evlatlarının üzerinde mutabık kaldıkları için bir an önce gündeme alınıp şu ya bu şekilde değiştirilmesi gereken iki önemli meseleden birisi anayasa değişikliği, diğeri de seçim yasasıydı.
    On İki Eylül çıkışlı ve de köken itibarıyla "hot-zot"a dayalı anayasanın halkın "demokratik" taleplerine cevap vermediği gibi, giderek daha de "dar" geldiği söylenip bir an önce değiştirilmesi konusunda geniş kesimlerce de sözde mutabakat sağlanırken, aynı şekilde de keza "seçim yasası"nın da gözden geçirilerek yeni baştan ele alınması hususunda da epeyce laf bezirgânlığı yapılmasına rağmen, nedense bu konuda elle tutulur, gözle görülür pratik bir "süreç" başlatılmadı veya başlatılamadı.
    Aslında Evropa kapılarını zorlayıp oralara ciddi ciddi kapağı atmaya kalkıştığımızda, keferelerin dayatmaları sonucunda anayasanın kimi maddelerini sağından solundan ister istemez falçeteyle sünnet edip, böylece bir nebze de olsa bu küffar taifesinin anayasalarıyla, onların sistemleriyle "uyum"lu hale getirmek için en azından dostlar alışverişe görsün babında ufak yollu değişiklikler yapılmaya kalkışıldığında bu kez de memlekette ağzı olan her babayiğit kendi kavlince borazancıbaşı kesildi.
    Kimilerine göre bu gidişle, ya da bu minvalde devam ettiğimiz takdirde öncelikle ulusal "onur"umuz yer ile yeksan olurken beri taraftan da memleket bölünüp, parçalanıp elden gidecekti alimallah!
    Öyleyse?
    Öyleyse attığımız her adımla birlikte eloğlunun ileride başımıza nasıl bir çorap öreceğinin de inceden inceye hesaplarını yaparak, asla bir tufaya gelmememiz için "Türk'ün Türk'ten başka dostu yok!" düsturuyla "milli refleks"lerimizi her daim ayakta tutmalıydık!
    Nitekim daha önceleri seçim meydanlarında gerek anayasanın gerekse seçim sistemimizin behemehal değiştirileceğinin yanı sıra ayrıca milletvekili dokunulmazlığının da rafa kaldırılacağı konusunda yemin billah edenlerin beyanatları zaman tünelinde balon misali pörsürken, şimdilerde yine dönüp dolaşıp geldiğimiz bu seçim arifesinde de vaatlerin bini bir para ka!
    Halkın seçim sandıklarının başına gidip oylarını özgür iradeleriyle kullanıp böylece gerçek anlamıyla kendi "vekil"lerini seçip Ankara'ya postalamak yerine; siyasi partilerin her birinin çok çok sayın başkanlarının iki dudakları arasında kendi kafalarının "çap"ına göre belirledikleri seçim listelerinde en üst sıradan alta doğru "aday"ları kademeli olarak sıraya "dizip" böylece Milletin Büyük Meclisi'ne kimlerin kapağı atması gerektiğine dair bir bakıma "tek seçici" olarak karar kılıp, bunu da seçim sandıklarının başında halka, noter misali "tastik" ettirmenin adı şayet demokratik seçimse o zaman ört ki ölem zo!
    Ayrıca açık seçik ifade edilmese de, gari hepimizce malum olan, böö diye sırıtan acı gerçek şu ki; yerli yersiz her fırsatta "ulus devlet" diye nitelendirilirken, keza cumhuriyetin kuruluş aşamasında öncülük eden asli iki "unsur"larından birinin Türk, diğerinin de Kürt'lerden oluştuğunu ha babam de babam başımıza kakan "resmi" ideolojinin, zamanla sanki aksini iddia edercesine Kürt'lerin kendi "etnik" kimlikleriyle Meclis'e girmesini yüzde on baraj sistemiyle bir anlamda dolaylı da olsa engellemeye kalkışması, seçim kanununda sergilenen antidemokratik yaklaşımın en bariz kanıtı değilse o zaman bu işin aslı, astarı nedir acaba?
    Vee en önemlisi de bu topraklarda yaşayan birilerine "asli" unsur, geride kalanları da ister istemez "tali" unsur yaftasıyla "damga"layan bu zihniyet, yine dillerden düşürülmeyen "birlik, beraberlik" ruhuna, özellikle de herkesi aynı şemsiye altında toplamaya yönelik anayasal "vatandaş"lık kavramına tümüyle tersoyken, beri taraftan da bir günden diğerine keyfi bahanelerle "rafa" kaldırılan anayasaların hüküm sürdüğü diyarlarda her Allah'ın günü seçim olsa ne yazar Kirvem!
    Mıgırdiç Margosyan
    www.evrensel.net