Brown aradığı bahaneyi buldu

İngiltere ve İskoçya’daki bombalı saldırı girişimlerinin ardından Başbakan Brown, ülkenin iç ve dış politikasını yeniden şekillendirme niyetinde.


İngiltere’nin başkenti Londra’da ve İskoçya’nın Glasgow kentinde yaşanan bombalı saldırı girişimlerinin ardından İngiliz basını ve hükümet daha birçok soru ortadayken, yargısız infaza varmak konusunda hiç gecikmedi: “Bu terör olayları, Batı değerlerine ve medeniyetine düşman köktendinci El Kaide üyelerince gerçekleştirilmiştir.”
Saldırı girişimleriyle bağlantılı olarak gözaltına alınan ve sorgulanan kişi sayısı 9’u buldu. Zanlılardan 8’i İngiltere’de, saldırıların “planlayıcısı” olduğu iddia edilen bir kişi de Avustralya’da gözaltında tutuluyor.
Gözaltındakilerin, “Ortadoğu asıllı ve El Kaide üyesi oldukları” iddia ediliyor. Halen doğrulanmayı bekleyen bu iddia, İngiltere’nin İskoç kökenli yeni Başbakanı Gordon Brown ve diğer hükümet temsilcilerince ise “mutlak doğru” olarak kabul ediliyor.
Brown’un gündemi ve ‘Britanyacılık’
Saldırıların neden yapıldığı ve kimleri hedeflediği ise halen bir muamma. Her türlü yoruma ve komplo teorisine açık. Kesin bilinen bir şey varsa, o da başbakanlığı yeni devir almış olan Brown’un bu saldırıları kullanarak hem iç hem de dış politikayı düzenlemek istediği. Brown aynı zamanda “güvenlik” önlemlerini güncelleştirerek ırkçı “Kimlik Yasası” gibi yasaları yürürlüğe koymayı da hedefliyor.
Brown’un Maliye Bakanı olduğu yıllarda da sıkça değindiği kavramların başında “Britanyacılık” geliyordu. Ancak bu kavramla kastının ne olduğunu açık bir şekilde hiçbir zaman ortaya koymamıştı. Ta ki saldırı girişimlerinin ardından İngiliz meclisinde yaptığı konuşmaya değin...
Brown konuşmasında, ABD’deki “bayrak ve uyum anlayışına özendiğini” dile getirerek “Ülkemizdeki sıkıntıların temelinde Britanyacılık anlayışına karşı net olmamak yatıyor. Teröre inat her devlet binasına, okullara, hastanelere ve evlere, Birleşik Kraliyet’in bayrağı asılmalıdır” çağrısı yaptı.
Bu açıklamadan bir gün sonra ise hükümete yakınlığıyla bilinen The Sun gazetesi kapak sayfasında, “Teröre inat evine (bayrak) as” çağrısıyla bedava bayrak dağıttı. “The Times” ve “The Daily Telegraph” da benzer ifadelerle, ülkedeki Müslüman toplumunu hedef aldı.
Zira Brown hükümeti de, bu saldırı girişimlerinden faydalanarak “Britanyalı Müslüman” veya “Britanyalı göçmen” modeli yaratmak istiyor. Saldırı girişimlerinin ardından yaşanan tartışmalarda ayrıca, “İngiltere’nin üniter yapısını korumak, gündemde olan İskoçya’nın bağımsızlığını engellemek ve Galler’de gelişen ulusalcı ve bağımsızlık yanlısı duyguları sınırlamak” konuları önplana çıkıyor.
McCarthyci dalga
Zanlılardan 8’inin de sağlıktaki özelleştirmelerden dolayı son 5 yıldır ekonomik krizle boğuşan ve önümüzdeki yıla kadar 10 bin sağlık emekçisini işten atma kararı alan Ulusal Sağlık Hizmetleri’nin (NHS) çalışanı olması , medya tarafından histerik bir tarzda işleniyor.
Gordon Brown, son bir haftadır medya desteğiyle günlük olarak NHS ve yabancı uyruklu doktorlara yönelik hiç sıkılmadan yaptığı suçlamalarda, “sağlık sektörünün lambaları” olarak bilinen göçmen sağlık emekçilerinin, iş koşulları ve güvencelerini daha da kötüleştirme ve kurumsal ırkçılığı derinleştirecek yasa önergeleri ortaya atıyor.
The Guardian’dan Seamus Milne, hükümetin bu saldırıları bahane ederek “Neo-McCarthyci dalgayı derinleştirmek istediğine” vurgu yaptı.
Irak işgali ve 7 Temmuz
Öte taraftan İngiltere’de 7 Temmuz 2005’te gerçekleşen saldırılar, “İngiltere vatandaşlarınca gerçekleştirilen ve ulusal temelleri olan bir saldırı” diye değerlendirilmişti. Geçen haftaki girişimler ise “İngiliz olmayanlarca gerçekleşen ve uluslararası olduğu kadar ulusal temelleri de olan proje ve eylemler” diye yorumlanıyor. Hükümet, Glasgow ve Londra’da gerçekleşen saldırılarda, “saldırılardaki Irak izine ve zanlıların Ortadoğulu olmalarına” dikkat çekiyor.
Eski Başbakan Tony Blair’in ve İşçi Partisi’nin “mezar kazıcısı” olan Irak işgali, partinin oylarını son 4 yıl içinde yüzde 50’lerden yüzde 30’lara kadar düşürmüştü. Irak’taki İngiliz askerinin varlığı halk arasında gittikçe daha fazla tepki topluyor. Ama can kaybına rağmen hükümet işgali desteklemekte ısrar ediyor.
The Guardian yazarı Seamus Milne ve The Independent Irak muhabiri Patrick Cockburn da, hükümetin “Irak izi” iddiasını, “Saldırılarda eğer Irak izi varsa; o da Irak işgali ve saldırıların yoğunlaşması ve İngiltere’yi terörün hedefi haline getirmeleridir. İngiltere, Ortadoğu topraklarından çekilene kadar bunların değişmeyeceği görülüyor” diye değerlendirdiler. (Londra/EVRENSEL)
Veli Yadırgı
www.evrensel.net