İstanbul 1. Bölge seçimleri tartışıyor

İstanbul 1. Bölge seçimleri tartışıyor

Nüfuslarının büyük bölümünü dar gelirli işçi ve emekçilerin oluşturduğu Sarıgazi, Samandıra, Sultanbeyli, Tuzla, Maltepe ve Ümraniye’de dolaşıp, halka seçim tercihlerini sorduk


Barajı, antidemokratikliği, bağımsızlara dönük bitmeyen engellemeleri ve “yapılmayabilir” tartışmalarının eşlik ettiği 2007 genel seçimlerine 12 gün kaldı. Mitingler sıklaştı, sermaye partilerinin “astın- asmadın”la sınırlı faşizan propaganda dili sertleşti.
Önceki seçimlerle kıyaslandığında bir seçim havasından çok söz edemeyeceğimiz İstanbul’da, 22 Temmuz yaklaştıkça hızlanan “nabız tutma” çabalarına, biz de Anadolu Yakası’ndan dahil olmak istedik. Partilerin birbiriyle aynılaşan vaatlerini açıklamaya başladığı günlerde, nüfuslarının büyük bölümünü dar gelirli işçi ve emekçilerin oluşturduğu Sarıgazi, Samandıra, Sultanbeyli, Tuzla, Maltepe ve Ümraniye’de dolaşıp, halka seçim tercihlerini sorduk.
Tekstil, tersane ve organize sanayi işçileriyle öğle molalarında siyaset konuşup, “vatandaş nabzını” tutmakla övünen berber ve taksicilerle uzun sohbetler ettik. Politikanın en çok konuşulup-üretildiği yerlerden biri olan kahvehanelerde, “bizim seçime de, partilere de inancımız yok” yakınmalarını dinledik. Mahalle aralarında dolaşıp kapı önlerinde oturan kadınlara, ilk kez oy kullanacak gençlere, esnafa, muhtarlara ve parklarda soluklananlara seçimlerin yanı sıra, memleket meselelerini de sormayı ihmal etmedik.
“En önemli sorun işsizlik ve terör”
Öncelikle, dolaştığımız ilçelerde yaşayan seçmenlerin önemli bir bölümünün, “yazlıkları” olmadığını, yani 22 Mart’ta İstanbul’da olacaklarını vurgulayalım! “Oy kullanmayacağım” diyenler de AKP, CHP ya da bağımsıza vereceğini söyleyenler de Meclis’e girecek üçüncü partinin MHP olacağı öngörüsünde bulundular. (Önceki seçimlerde CHP’ye oy verenler arasında “bu kez MHP’yi tercih edeceğiz” diyenlere ya da CHP ile MHP arasında kararsız kaldıklarını açıklayanlara rastlamak, bu seçimlerin konseptini düşündüğümüzde şaşırtıcı olmadı. Ancak, ilginç olan “MHP 3. parti olur” öngörüsünü doğrulayacak sayıda MHP tercihi ile karşılaşmamız.)
Muhtıralardan Kürt sorununa, ülke gündemine ilişkin konularda çoğu uzmandan daha iyi tahliller yapan seçmenlerin önemli bir bölümü asker müdahalelerini onaylamazken; “Sizce ülkenin en temel sorunu nedir” sorusuna, “işsizlik, şehit cenazeleri-terör” yanıtlarını verdiler.
“Terör” yanıtı, muhtıraların ve cenaze törenlerindeki seferberlik havasının amacına ulaştığını gösteriyor. Zira, cenazelerin seçim öncesinde çoğalmasını çoğu seçmen manidar bulsa da, “huzurun bozulacağı” kaygısı ağırlıkta. Buna karşılık, “en önemli sorun şehit cenazeleri” diyenlerin bile, “hepimiz kardeşiz”le özetlenebilecek mesajlar verdiklerini de belirtmeliyiz.
22 Temmuz’un farkı
Ezici çoğunluk, seçimlerle ilgilenmiyor. “Bu seçimler çok farklı” yorumlarının en geçerli olduğu kısım da burası. Zira, konuştuğumuz yüzlerce seçmenin neredeyse tümü, seçimlerin sonucu (mevcut sistemi) değiştireceğine inanmıyor. Kendisinin bir güç olabileceği fikrinden muhtıralar ve cumhuriyet mitingleri yoluyla (terörize edilerek) uzaklaştırılan emekçi halk, dayatılan seçeneklerin dışında alternatifi olduğu gerçeğine henüz yakınlaşamıyor.
AKP, dört yıllık icraatı süresince açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan büyük çoğunluğun değil, patronların hayatını kolaylaştırdı. Başta Kürt sorunu olmak üzere, demokrasi başlığında da statükoya direnmeyen AKP, bu uygulamaları nedeniyle elbetteki oy kaybı yaşayacak(tı). Ancak bu noktada cumhurbaşkanlığı seçimleri ile başlayan süreç devreye giriyor.
Muhtıraların etkisi
Cumhuriyet mitingleri ile dozu yükseltilen laikler-şeriatçılar kamplaşması ile özde-sözde vatandaş terimlerinin altının çizildiği askeri muhtıralarla halk zaten terörize edilmişti. Yetmedi, batıya neredeyse her gün asker cenazesi gelmeye başladı. Irak’a operasyon ise, öyle görünüyor ki 22 Temmuz’a kadar dillendirilmeye devam edilecek. Yani, nisan ayından bu yana yaşananlar, deyim yerindeyse halka “kendi derdini unutturmuş” görünüyor.
Görüşlerini aldığımız işçinin, işsizin, esnafın, gencin, emeklinin büyük çoğunluğu da ülkenin geleceğinden duydukları kaygıyı dile getirerek başladılar sözlerine. Öyle ki, (yine büyük çoğunluğu) memleketin huzur ve rehafını kendi huzur ve refahından önde tuttuğunu ifade etti.
Neden AKP?
“Oyunuzu kime vereceksiniz”sorusuna verilen yanıtlarda AKP’nin önde olduğunu, İstanbul birinci bölgede CHP’nin kalesi olarak bilinen Kadıköy ilçesini bu çalışmanın dışında tuttuğumuzu anımsatarak belirtelim. Kimi daha iyi bir parti olmadığı için AKP’ye oy vereceğini söylerken, önemli bir bölümü de AKP’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde haksızlığa uğradığını düşünüyor. (Bu durum, Cumhuriyet mitinglerinin ters teptiği ya da CHP’den çok AKP’ye yaradığı tespitini doğruluyor. Zira, oyunu CHP’ye vereceğini söyleyenlerin önemli bir bölümü, önceki seçimlerde de zaten aynı partiye oy kullanmış.)
AKP’den en çok işsizler, emekliler ve ev kadınları yakınırken; “Oy kullanmayacağım” ya da “hepsi birbirinin aynı” diyenleri de ağırlıkla bu grup oluşturdu.
Bağımsız aday ve karasızların kararı
Dolaştığımız günlerde halka karanfilli broşürler dağıtıp, ajitasyon yapan AKP’li adaylar dışında seçim çalışması yapan parti ya da adaylara rastlamamıştık. Birinci bölgede hatırı sayılır bir oy oranına sahip emek ve demokrasi güçlerinin seçim çalışması da yeni yeni başladığından, seçmenlerin çoğu, bağımsız adayın kim olduğu konusunda bir fikirlerinin olmadığını söylediler. Kürt seçmenlerin bir bölümü de bunu DTP olarak dillendirdi. Ancak, Ufuk Uras’ın çalışmalarının yaygınlaşması, durumu önemli ölçüde değiştirecek gibi görünüyor.
Sayıları azımsanmayacak kararsızları ise iki ana gruba ayırmamız mümkün. Birinci gruptakiler, oy verecek parti bulamadıklarını söylüyor (AKP’den yüzünü dönenler de bu grupta). İkinci gruptakiler ise seçimin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine inanlar.
Sandık psikolojisi!
22 Temmuz’da ilk oylarını kullanacak gençlerin ise kafaları karışık. Henüz yirmili yaşlarda oldukları halde, ağır çalışma ve hayat koşullarının karamsarlığa sürüklediği gençler, seçimlere en ilgisiz grubu oluşturdu. Öte yandan, ya alay konusu edilerek ya da partilerin tümünü cezalandırmak için oylarını GP’ye vereceklerini dile getirenler arasında gençlerin çoğunlukta olduğunu belirtmeliyiz.
Kuşaktan kuşağa aktarılan “ailecek şu partililiğiz” tavrının çözülmeye başladığı görüşmelerimizden çıkan bir diğer sonuç.
Özellikle kadınlar cephesinden “eşim de, babam da oyuma karışamaz” tavrının yaygınlaştığını da eklememiz gereken bu genel notları, vaatle seçim kazanma devrinin bittiğini öfkeyle dile getiren seçmenlerin sözleri ile bitirelim: “Hele o gün gelsin de!”

Meclis’e 70 vekil

10 milyon nüfuslu İstanbul, 22 Temmuz’da Meclis’e birinci bölgeden 24, ikinci bölgeden 21 ve üçüncü bölgeden 25 olmak üzere, toplam 70 milletvekili gönderecek. İstanbul 1. Bölgeden Bin Umut Bağımsız Milletvekili Adayı Mehmet Ufuk Uras’ın yanı sıra AKP’den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ertuğrul Günay, CHP’den İlhan Kesici ve Algan Hacaloğlu, MHP’den Gündüz Aktan, SP’den Recai Kutan ve GP’den Emin Şirin gibi tanınmış isimler listelerde yer alıyor. Yüksek Seçim Kurulu rakamlarına göre 2002 Genel Seçimleri’nde İstanbul birinci bölgede, 2 milyon 557 bin kayıtlı seçmenden 1 milyon 979’u oy kullanmış; yüzde 10’luk seçim barajı AKP’ye 14; CHP’ye ise 10 milletvekili kazandırmıştı.
YARIN: Ümraniye
Hazırlayanlar: Serpil İlgün-Ersin Büyüktaş
www.evrensel.net