Oylar kime?

Köyün ortasında zahire ambarı, içinde buğday var, arpa var. Kuruluğunda insanlar oturur, çocuklar merakla dinler büyükleri. Köylü ambar kuruluğunda dert paylaşır, neşe çoğaltır. Düğün davulları daha çok burada çalınır.


Köyün ortasında zahire ambarı, içinde buğday var, arpa var. Kuruluğunda insanlar oturur, çocuklar merakla dinler büyükleri. Köylü ambar kuruluğunda dert paylaşır, neşe çoğaltır. Düğün davulları daha çok burada çalınır. Kısacası köylü geçimini de seçimini de burada konuşur. Şehirlerden gelen çerçi, bu kuruluğa açar sergisini. Politikacılar da burada dinler köylüyü ve burada sıralar vaatlerini.
1965 yılıydı. O yıl gelen politikacılardan farklı iki adam geldi köye. Milletvekili adayı değillerdi. Oysa o güne kadar politikacı diye hep milletvekili adaylarına alışkın olan köylüler, bir başka baktılar yeni gelenlere. Yeni gelenler TİP ilçe teşkilatındandırlar. Köylünün anladığı dilden konuşuyorlardı. O yılki seçimlerde TİP Meclis’e 15 milletvekiliyle girerken, benim köyümde birinci parti oldu.
1969 yılına gelindiğinde, köylünün birinci yaptığı parti değişti. Bu sefer teşkilattan gelen olmamıştı. Köyün içinde sözüne güvenilir gençler, Birlik Partisi demişlerdi. Köylü de gençlerle Birlik Partisi dedi.
1974 yılında oy verdiği partilerin iktidar olmayışını kabul edemeyen köylüler, kendilerinden bir lider bulduğunu düşünerek CHP dediler. Dağa taşa “Karaoğlan” diye adı yazılan Ecevit’in iktidarı kısa sürdü.
1977’de son kez “umut” dediği Ecevit için oy kullanan köylüler sandıktan CHP’yi çıkardı. Her seçimden sonra, seçimin çare olmadığını düşünenler çoğaldı köyümde. Giderek örgütlenmeyi düşünür oldular. Hatta bir araya gelip dernek bile kurduk köyümüzde. 1979 ‘Ara Seçimi’nde oy kullanmayan çoğunluk olduk.
Seçim rüşveti o yıllarda da vardı. Hatta köylüye “Sizin köye bir cami gerekiyor. Oyunuzu ... partisine silme verirseniz caminizi yapılmış bilin” diye rüşvet teklif eden bir müteahhidi köylüler fena azarlamıştı. Bizim köy, ben bildim bileli seçim rüşvetine uzak durdu; ne bir damızlık ineğe ne de 250 kilo kömüre dönüp bakmadı köylü. O yıllar 60 hane olan köyümüz, şimdi 30 hane! Eskiler “Nerede o eski bayramlar” diye iç geçirirler ya şimdi “Nerede o eski seçimler“ diyesi geliyor insanın.
Sahi seçim mi var ülkemde? Hangi parti halkıma umut? Ekonomiden kim bahsediyor? İşçiden köylüden, onların derdinden bahseden partiler oy alabiliyor mu? Yıllar önce insanların midesine kaç lokma gireceğinin hesabını yapanların, şimdilerde kimin başına ne öreceğinin telaşında olmasına ne demeli? Haziran ayında, temmuz seçimi için kömür dağıtılması biraz komik kaçmıyor mu?
Köyden uzaktayız. Sokak ve caddelere parti bayrakları asılmış. Adayların boy boy fotoğrafları arabalarda dolaşıyor. Her parti bulunduğu yerde güç sayıyor kendini. Kimse partisinin neler vaat ettiğine ve bunları nasıl gerçekleştireceğine bakmıyor. Popüler görünenlerin yanı sıra halktan olanlar da yok değil. Ama halkan olanlar, seçmenleri yaya bile dolaşamıyorlar. Seçmenler oylarını neye göre verecik derseniz, seçmenine bağlı. Kimi hangi parti iktidarsa ona oy verdiğini söyleyecek. Kimi hep muhalif, kendi istediği parti iktidar olsa ona bile muhalif olmaktan çekinmeyecek. Kimi gönlündeki parti baraja takılacak korkusuyla “kötünün iyisine” oy verecek. Kimi oğluna, kızına iş ya da tayin düşüncesiyle oy kullanacak. Kimi, her şeye karşın düşüncesine yakın olana oy verecek. Kimi seçmen ise seçmen kütüğüne bile yazılmamış, aklınca düzeni protesto edecek (miş) ...
Muhsin Salman (Merzifon/AMASYA)
www.evrensel.net