İNSAN VE SPOR

İNSAN VE SPOR

  • Bu köşede sporu, futbolu irdelemeye çalıştık hep. Ancak bunu yaparken sosyolojinin, felsefenin, kültürün diliyle konuştuk. Savunduğumuz spor kültürü, halkın uyguladığı sporla olasıdır, dedik. Ancak bu hiç gerçekleşmedi.


    Bu köşede sporu, futbolu irdelemeye çalıştık hep. Ancak bunu yaparken sosyolojinin, felsefenin, kültürün diliyle konuştuk. Savunduğumuz spor kültürü, halkın uyguladığı sporla olasıdır, dedik. Ancak bu hiç gerçekleşmedi. Çünkü bu uygulamayı gerçekleştirebilmek için, öncelikle bunu dillendirecek sonra küçük uygulamalara dönüştürüp giderek her yere yaygınlaştıracak güçlü bir devlet mekanizmasına gereksinim vardı. İşte şimdi bu mekanizmanın işlemesine dönük “Bin umut adayları” çıktı meydana. Diğer alanlarda da etkin şekilde sürdürülen mücadele hattını meclise taşımak, oradan bürokrasiyi de zorlayarak asgari de olsa yeni yıldızlar parıldatmak kötü mü?..
    Elbette bu fırsatları kullanmanın kazandıracakları olacaktır. Böyle bir ortamda; bol kepçe vaatlerin havada uçuştuğu, gerçeklerin ters yüz edildiği ve sistem parti adaylarının her türlü taklayı attığı bir seçim sürecindeyiz yine. Sıcaklarda hiç de çekilmiyor doğrusu…
    Ancak 2007 seçimlerini ilginç kılan bir durum var bu kez. Ortak “bin umut adayları”, umudun meclise taşınabileceği bir olanakla yeni bir pencere açmaya soyundular. Çeşitli illerde çıkardıkları ve destekleyecekleri adaylarla kendilerinin temsilcisi olacak umut insanlarını meclis kürsüsüne çıkarıp oradaki popüler siyaset ezberini bozacaklar. O kürsülerden Şükrü Erbaş şiirleri yankılanacak. Emekten, barıştan ve bilimden yana nice aydınlarla yeni bir güneş doğacak Türkiye’ye.
    Seçimleri, bu aydınlanma ve barışı yaşamsal kılmanın bir aracı olarak ciddiyetle değerlendirme aracına dönüştürmemiz kaçınılmazdır. Meclis suretinin ahlakla, estetikle, bilimle, barış ve çok kültürlü renklerle donatılması, TİP sürecinden bu yana belki ilk kez sağlanabilecek. Ayrımcı politikalar yürütmek, seçim sürecini etkin bir araç olarak mücadele alanından dışlamak, bir de ezilenden yana
    olduğunu savlayıp da ezilenlerin yoğunluğuyla şekillenen meclis aritmatiğinde müdahil olmamak, kendi içinde olunan örgütlülük ve mücadele hattına da bir tür ihanet sayılır.
    Bu somut gerçek ortadayken, şu an için 30 ile 45 arasında umut ışığını meclise taşıma ufku görünmüşken bu araç etrafının halesini genişletmemiz gerekiyor. Bu durum bile reel partilerin ciddi güç kaybına neden olacak.
    Bugün sürekli parçalanma üreten bu acıtıcı yalnızlıkta kendisi için mücadele edildiği söylenen halk da dalga geçer duruma gelmiştir. Alternatif olmak, gücü birleştirmekten geçer. Aksi durumda kendinin de alternatifi olamazsın. Bu kez halkımızın çıkarı için, barış, bağımsızlık ve çok kültürlü kardeşlik duygularımız için umudun ışığında buluşmalıyız…
    Hakan Keysan
    www.evrensel.net