Serinlemek için güneşe çıkıyorlar

Döküm işçileri 1400 derece sıcağın karşısında her gün saatlerce çalışmak zorunda. Buna bir de yaz sıcağı eklendiğinde ise iyice çekilmez hale geliyor. Yazın sıcaklarından şikayet edenlere “Yazın dışarıdaki sıcakta millet ...


Döküm işçileri 1400 derece sıcağın karşısında her gün saatlerce çalışmak zorunda. Buna bir de yaz sıcağı eklendiğinde ise iyice çekilmez hale geliyor. Yazın sıcaklarından şikayet edenlere “Yazın dışarıdaki sıcakta millet ‘yandık bittik’ diyor. Ya bizim gibi bu sıcakta çalışanlar ne yapsın” diyorlar.
Ama onların tek derdi sıcak değil. Yıllardır yaptıkları işin çalışma koşulları yüzünden birçok tehlikeler yaşayan döküm işçileri için iş kazaları yabancı değil. Onlara yabancı olan tatil yapabilmek. Maddi imkanları olmadığı için kahve dışında bir yere gitmeleri mümkün değil.
Bir gözümü verdim
Ahmet Geçer, 15 yaşından bu yana dökümde çalışıyor. Yıllardır yaptığı bu meslek ile ailesine baktığını söyleyen Geçer, eriyen demirin sıçraması nedeniyle bir gözünün kör olduğunu söylüyor. “Sadece gözümü değil bu işe hayatımı verdim” diyen Geçer 66 yaşında olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bugüne kadar hiç tatile gitmedim. En çok pazar günleri kahvehaneye giderim. Bu yaşıma geldim denizi görmedim. Çocukluğumda başladım bu işe odur budur çalışırım.” Her yaz geldiğinde ‘sıcakta dışarı çıkmayın’ uyarılarına güldüğünü anlatan Geçer, “Biz sıcaklar geldiği zaman dışarı çıkıyoruz. Çünkü içerisi daha sıcak. Bizim için içerisi daha tehlikeli 1400 derece mi çok, 45 derece mi?” diye soruyor.
Hiç istemedim
İlkokulu bitirdikten sonra döküm işine başladığını anlatan Bünyamin Kahraman ise sıcakların artması ile çalışmanın kendileri için bir işkenceye dönüştüğünü dile getiriyor. Kazanın sıcaklığının 1400 dereceyi bulduğu zaman atölyede çalışmanın çekilmez bir hal aldığını belirten Kahraman, kalıplara dökülen demirlerin soğuması için üstüne örtülen toprakları göstererek “Aslında ne sıcak ne de başka bir şey. Beni bu kara toprak bitirdi. Biz bu tozu toprağı ciğerimize alıyoruz” diyor. Bugüne kadar kazandığı parayla babasına ve kız kardeşine baktığını anlatan Kahraman, anlatmaya devam ediyor: “Okumadım, evlenmedim. Bunlar benim isteyip de yapamadığım şeylerden iki tanesi. Ama bu işi hiç yapmak istemedim. Ama gel gör ki hayat geldi gidiyor, ben bu işi yapmaya devam ediyorum. El mahkum. Yazın dışarıdaki sıcakta millet ‘yandık bittik’ diyor. Ya bizim gibi bu sıcakta çalışanlar ne yapsın.”
‘Sorun sadece sıcak olsa’
40 yıllık dökümcü olan Abdulrezzak Atam ise döküm kazanının başında durduğu için sıcaktan en çok etkilenen işçiler arasında. Aslında dökümcülüğün bilindiği gibi yazdan çok kışın daha zor olduğunu anlatan Atam, “Yazın sıcak, dışarı çık dışarıda sıcak fazla etkilemiyor. Ama kışın üstümüz başımız ter oluyor. Dışarı çıkmaya kalktığımızda ise soğukta hasta oluyoruz. O yüzden yazın yanalım, sorun değil. Ama hasta olmayalım. Çünkü hasta olursak işten olacağız, paradan olacağız. Yani yanalım sorun değil. Dünya yanıyor, kimin umurunda” diyor. Bunda önce kendisine ait işyeri olduğunu söyleyen Atam, yaşanan ekonomik krizlerden dolayı işyerini kapatmak zorunda kaldığını dile getiriyor. Atam, çalışma koşulları hakkında ise şunları söylüyor: “Bizler sıcak korun üzerimize dökülme tehlikesinin yanı sıra buradaki kalıplama kumlarının çıkardığı tozlar yüzünden birçok rahatsızlıkla karşı karşı kalıyoruz. Yani her şey sıcakta kalsa iyi, sorun daha çok yani.” (Adana/EVRENSEL)
Erman Koçak
www.evrensel.net