UFUK

UFUK

  • Türkiye’de Turgut Özal’lı yıllarla birlikte gücünü ve yaygınlığını artıran Gülen Cemaati ile eski misyonunu yitiren Hizbullah örgütünün birbirine karşıt İslami anlayışlara sahip oldukları düşünülür.


    Türkiye’de Turgut Özal’lı yıllarla birlikte gücünü ve yaygınlığını artıran Gülen Cemaati ile eski misyonunu yitiren Hizbullah örgütünün birbirine karşıt İslami anlayışlara sahip oldukları düşünülür. Her ikisinin yayınları tarandığında İslami anlayış açısından birbirini suçlayan çokça yazıya rastlanacaktır. Biri, 11 Eylül süreciyle birlikte ABD yönetiminin Ortadoğu politikaları açısından özel bir misyon da yüklediği “ılımlı İslam”ın temsilcisi, diğeri ise bu anlayışa karşı olan “radikal İslam’ın temsilcisi.”
    Ancak her iki siyasal İslamcı hareketin yolları, RP’den AKP’ye uzanan çizgide kesişmektedir. Örneğin 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde DEP binaları bombalanıp, DEP milletvekilleri baskılara, saldırılara uğrayarak seçimden çekilmeye zorlanırken, Hizbullah örgütü Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları illerde Refah Partisi’ne çalışmıştır. O seçimlerde askeri lojmanlardan da RP birinci parti olarak çıkmıştı. Hizbullah ve askerin tercihleri o dönemde bölge illerinde, meşhur kırmızı kitabın tehdit sıralamasının başına oturduğu Kürt siyasal hareketine karşı birleşmişti.
    O yıllarda resmi yetkililer de Hizbullah’a yüklenen resmi misyonu ele veren açıklamalar yapmışlardı. Bunlardan birkaçını hatırlatalım.
    15 Şubat 1993 günü Show TV’de yayınlanan 32. Gün programında dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “Hizbullah’ın PKK’ye karşı örgütlendiğini” söylemişti.
    Batman Valisi Zeki Şanal da, 22 Şubat 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan demecinde, “Bölgedeki radikal İslamcılar PKK’ye tepki olarak doğdu” diyordu.
    Dönemin OHAL Bölge Valisi Ünal Erkan ise, Milliyet gazetesinden Özcan Ercan’ın sorularına verdiği ve gazetenin 17 Şubat 1993 tarihli sayısında yayınlanan yanıtlarda, “PKK çökertilmedikçe Hizbullah tipi ‘militan’ örgütleri çözmeye niyetleri olmadığını” açıklamıştı.
    RP’nin içinden doğarak gelişen AKP de bugün İslami cemaatlerin en güçlülerinin desteğini almış durumda. Geçmişte Hizbullah RP’yi desteklerken, bugün de Gülen Cemaati AKP’yi desteklemektedir.
    Milliyet gazetesinde dün başlayan “Tarikatlar, dini cemaatler ve 22 Temmuz” başlıklı yazı dizisinde Nurcuların en önemli kolu olan Gülen Cemaati’nin bu seçimlerde AKP listelerinde 30 dolayında milletvekili adayı olduğu belirtilmiş.
    Biz de son 2-3 yıldır Diyarbakır’dan Van’a kadar çeşitli vesilelerle gittiğimiz bölge illerinde Gülen Cemaati’ne bağlı olduğu bilinen “İslami sivil toplum örgütleri”nin, seçimlere yönelik olarak ciddi bir çalışma içinde olduklarını gözlüyorduk. Diyarbakır, Batman, Van ve başka bazı illerde “genç işadamları derneği” adları altında kurulmuş dernekler onun dışında üniversiteye hazırlık dershaneleri, özel kolejler, siyasal İslam’ın mikro iktidar ayakları olarak alt alta örgütleniyorlar. Bölge illerinde, bu İslami kurumların, DTP’nin de çeperi olan ve İslami inanışı güçlü olan kesimlere yönelik olarak “gıda yardımı” başta olmak üzere çeşitli yardımlar yaptıklarını duymuştuk. Bunlar, bölge illerinde DTP’nin altını boşaltarak alanını daraltma amacını taşıyan girişimler. Halen de ciddi bir biçimde sürüyor.
    28 Şubat sürecinde sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ABD’nin yolunu tutan ve cemaatini oradan yönlendiren Gülen, son olarak cumhurbaşkanlığı sürecinde generallerin ve onların etki tabanındaki kesimlerin engeliyle karşılaşan AKP ile “kader ortağı”. Her ikisi de güçlerini korumak için birbirlerine açık bir destek veriyorlar.
    Küreselleşme programında ve ABD’nin bölge politikalarına uyumda tam bir birlik halinde hareket eden AKP ile Gülen Cemaati’nin, yoksul Müslümanla kurduğu ilişki, onları bir oy deposu olarak görmenin ötesinde değil. O çok kızdıkları masonik örgütlenmeler de seçkinler arasında örgütlenmeyi iktidara etki yapmanın bir ön koşulu olarak görürler. Bunlar, masonlardan şu bir farkla ayrılıyorlar: Fakir fukarayı kendilerinin duacısı ve destekçisi olarak örgütlemek, sonra da onların üzerinden kurdukları iktidarın keyfini çıkarmak.
    Fatih Polat
    www.evrensel.net