Fotoğraf: Evrensel

ROJEV

  • İzzettin Önder Hocamız, geçen pazar günü Evrensel’deki köşesinde yazdığı “Bağımsızlar oyunun bir parçası(mı)dır?” başlıklı yazısı ile bizleri hayrete düşürdü.


    İzzettin Önder Hocamız, geçen pazar günü Evrensel’deki köşesinde yazdığı “Bağımsızlar oyunun bir parçası(mı)dır?” başlıklı yazısı ile bizleri hayrete düşürdü.
    Zira söz konusu yazı dostça eleştiri, uyarı ve öneriden çok, itham, haksız yargı, suçlamalar ve politik yanılgılarla dolu. İnsan İzzettin Hoca’dan böyle bir tutum, böyle bir yaklaşım beklemiyor!
    Evrensel yazarı olan İzzettin Hocamız gibi aydınlardan daha yapıcı, ilerletici, yol gösterici ve ön yargısız değerlendirmeler beklentisi içinde oluyor.
    Dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu böylesi koşullarda az çok ilerici ve demokratik olan her oluşum ve gelişmeyi desteklemek, ilerletmek ve sosyalizm mücadelesine yöneltmek için çaba sarf etmek gerekirken, İzzettin Hocamızın bağımsız adaylar için hiç de hak etmedikleri suçlamalarda, objektif olmayan yargılarda bulunması oldukça dikkat çekti.
    İzzetin Hocamız, bağımsız adaylardan bazıları için özel bir tutuma ve yaklaşıma sahip olabilir. Sık sık ‘sol’ vurgusu yapan ve kendisini ‘en solcu’ gibi sıfatlarla ifade eden kimi adaylara yönelik söyleyeceği sözü de olabilir. Dahası tüm bağımsız adaylar için söyleyeceği de olabilir, ancak hocamız oldukça insafsız davranmış, bir bütün olarak bağımsız adayları ve ortak platformu mahkum etme yoluna giderek, süreci anlamakta zorluk çektiğini göstermiştir.
    Hocamız, politikanın yaşam ile bağını atlayarak, Türkiye’nin gerçeklerini hiçe sayarak, Kürt sorununu ‘sosyalizme havale ederek’, doğrusu mantığı da zayıf olan bir yazı kaleme alarak, dostun düşmanın dikkatle izlediği bağımsız adayları mahkum etmeye çalışıyor. Üstelik bu kadar uğraşılacak, bu kadar yazılacak, bu kadar dert edinecek şey varken.
    İçerisinde işçi sınıfı davasının kararlı savunucularının da yer aldığı, çoğunlukla Kürt demokratik hareketinin temsilcilerinin ve bazı Türk aydınlarının bulunduğu demokratik ve halkçı bir platformla seçimlere katılan bağımsız milletvekili adaylarının Evrensel’in sayfalarında hedef seçilmesi daha da üzücü olmuştur.
    Hocamız, Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt sorununun demokratik çözümü, işçi sınıfı ve emekçi yığınların ekonomik, sosyal ve siyasal talepleri için mücadele eden ve bu mücadeleyi, seçilmeleri halinde TBMM’de de sürdürecek olan bağımsız milletvekili adaylarına karşı, ne yazık ki ‘sol’ ve ‘sınıf’ adına, nereye oturtacağımızı bilemediğimiz bir tutum sergilemiştir.
    “Bağımsızlar oyunun bir parçası(mı)dır?” başlıklı yazıda, bağımsızlar mahkum edilir ve AKP için anlaşılır saptamalar yapılırken, nedense CHP için hiçbir yargıda bulunulmaması da ilginç. Türkiye’nin “laik-şeriatçı” tartışmasıyla, darbe çağrılarıyla, Kürt sorunu karşısında geliştirilen ırkçı ve şoven kalkışmayla çalkalandığı günümüzde, burjuva düzen partileri insani olan her şeye saldırırken, hocamızın bağımsız adayları hedef seçmesi ve muhalefet kaygısına düşmesi pek anlaşılır değil.
    Kürt sorununu, her defasında ‘azınlıklar sorunu” ile birlikte anan hocamız, ırkçı ve şoven kışkırtmaları, inkar ve imha politikalarını atlayarak “... kapitalist sistem içinde ve her iki tarafta da mikro milliyetçiliğin çılgınca yükseltildiği böylesi bir ortamda” bir şeyin yapılamayacağı iddiasında bulunuyor. Yazının tümüne sinen mantık ve yazıya yön veren temel kaygı, ne yazık ki, AKP’nin karşısında konumlandırılan CHP ve diğer “muhalefet” partilerinin zayıflayacağı, az milletvekili çıkaracağı olmaktadır. Doğrusu bu da hocayı tanıyan bizleri şaşırtıyor.
    Küreselleşme politikaları ve AKP’ye biçilen rol üzerine doğru saptamalarda bulunan İzzettin Hoca, “dış sömürgeciler ve içeride burjuvazi AKP’nin hiç değilse bir dönem daha iktidarda kalmasını arzulamaktadır” derken, anlaşılmaz bir biçimde, bağımsız adayların bu oyuna geldiklerini iddia etmektedir.
    İzzettin Hoca, bağımsız adaylar için her şeyi söyleyip, onları oynanan oyunun bir parçası olarak mahkum ettikten sonra; “Bu fırsatın değerlendirilmesi bağlamında yapılacak tek şey AKP iktidarının devamını sağlamak, bunu garantilemek için de olası karşıt oyları olabildiğince parçalamak, böylece açığa çıkan oyları AKP’ye boca ederek, partinin parlamentodaki sandalye sayısını olabildiğince yüksek tutmak ve muhalefeti de olabildiğince parçalamaktır” demektedir
    Ne yazık ki yazının diğer bölümlerinde dikkat çekilen, ‘mülkiyet ilişkileri’, ‘gerçek sol’, ‘kapitalist sistem’ vb. kaygılar anlamsızlaşıyor. Esas kaygının, “AKP’nin güçlenmesi ve muhalefetin zayıflayacak olması” olduğu anlaşılıyor.
    Hoca, bağımsızların solcu olmadıklarını saptamakla kalmıyor, bağımsızların Kürt sorunu konusunda da bir işe yaramayacakları hükmüne varıyor. Ezilen bir halkın önündeki tüm engelleri aşmak için sürdürdüğü mücadeleyi, seçim yasasını, yüzde 10 barajı vs. atlayarak, dilediği gibi ve biraz da haksızca hüküm veriyor.
    İzzettin Hoca ilerici, aydın ve devrimci bir platform olan bağımsız adaylar platformuna karşı daha sevecen, daha sıcak, daha iyimser daha ‘toleranslı’ olabilirdi. Sosyalist olmak, sınıftan yana olmak, devrim ve sosyalizmi savunmak, hayatın içinden olmadan olmuyor!
    Ender İmrek
    www.evrensel.net