GÜNLÜK

GÜNLÜK

  • “Amerika fırsatlar ülkesidir.”Eh biz de küçük Amerika olduğumuza göre!Neden olmasın?


    “Amerika fırsatlar ülkesidir.”
    Eh biz de küçük Amerika olduğumuza göre!
    Neden olmasın?
    “Bireyin” milyonlarca insanın sırtına basarak yırtma felsefesi, kapitalizmin özüdür.
    Bu yırtma, aynı zamanda bir kişiye karşılık on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca kişinin toprağa gömülmesidir.
    Ama bu tarafla ilgilenilmez.
    Milyonlarca insanın sürünmesi…
    Açlıktan gebermesi nihayetinde kaderdir!
    Mühim olan o bir kişinin yırtmasıdır!
    O “yırtan” kişi hem “fırsatlar ülkesinin” kanıtıdır.
    Hem de kapitalizmin kahramanıdır.
    Üstelik bir de sahne, film, show endüstrisindeyse…
    Yani gözler önünde…
    Her gün TV’de, sahnede, gazetelerde sistemin dolgu malzemesi olarak kaşımızdaysa…
    Ve bunlar genel olarak alt tabakalardan gelirler.
    Üst tabakanın parayı bastırıp şarkıcı dinlemek…
    Artist seyretmek varken kalkıp da bu işlerle uğraşacak hali yoktur.
    Tıpkı günümüz dev endüstrisi futbol ve diğer mali bütçeleri geniş spor dallarında olduğu gibi…
    Öyle ya o sermaye sahibi zaten fazlasıyla yırtmıştır;
    İhale kapmak… Vergi kaçırmak… Dünyayı sömürmek…
    Savaşlar çıkartıp silah satmak… Kan denizine bakıp yatında viskisini yudumlamak…
    Petrol sahalarında safari yapmak varken koşmakla mı uğraşacaktır?
    ***
    Oysa onlar için eziyet olan şey…
    Diyelim ki yoksul Afrikalı için inanılması güç bir mucize…
    Fırsattan da öte, tanrısal bir lütuftur.
    Öyle ya dünyanın hangi şeyi Afrika’nın tozu toprağı…
    Açlığı yoksulluğu...
    Ya da Amerikan kentlerinin siyahi arka sokaklarından, dışlanmışlığından daha eziyetli olabilir ki?
    Sonra diyelim futbol vizyona çıkar…NBA çıkar…
    Organizatörler hem büyük paralar kazanır…
    Hem de fırsatlar ülkesini dünyaya pazarlar…
    Ya da konu sahnedir. Filmdir.
    Zaten uzaklara gitmeye gerek yoktur.
    Bizim yavşamış “iletişim uzmanı” önündeki hazır kopyayı “yerel piyasaya sürecek”
    Sonra bunu kendi kişisel “zekâsı, yaratıcılığı” olarak lanse edecektir!
    Öyle ya, o iletişim dahisidir!
    Ve “dahiliğin temeli” yalana, kazıklamaya, pazarlanmaya dayanmaktadır!
    Amerikan yöntemi kopyalanarak vizyona girecek…
    “Yırtan birey” ön safa sürülecektir.
    Diyelim bu fakir kız zengin oğlan aşkı olacak…
    Diyelim İclal Hanım kitap yazacak!
    Ya da yetenekli güzel bir sesin keşfi yapılacak…
    Diyelim İbrahim Tatlıses eşsiz bir kahraman olarak tek geçilecektir…
    Kimbilir, belki de Meclis’e seçilecek…
    Ve ‘kadın bakanı’ olmayı isteyecektir!
    Konuya yarın devam edelim.
    Yücel Sarpdere
    www.evrensel.net