Alın terimiz kutsalımızdır

Sevgiyi, saygıyı ve alın terini son damlasına kadar hak eden işçi kardeşlerimiz! Kısa bir aradan sonra sizlerle tekrar buluşabilmek, her şeyden önce ümit verici bir şey.


Sevgiyi, saygıyı ve alın terini son damlasına kadar hak eden işçi kardeşlerimiz! Kısa bir aradan sonra sizlerle tekrar buluşabilmek, her şeyden önce ümit verici bir şey. Tabii gazetemiz Evrensel’in buradaki katkısı paha biçilemez değerde. Sizlerle tekrar buluşmak istememizin nedeni arkadaşlar, zaten haklı olan davalarımızın yasal olarak da haklılıkla sonuçlanması. Biliyorsunuz ki daha önce 7 işçi kardeşimizin işe iade davası sonuçlanmıştı ve işbaşı yapmışlardı. Şimdi 13 kardeşimizin davaları sonuçlandı ve işe başlayacakları günü beklemeye başladılar. Bunun yanında sendikamız (Çimse-İş) toplu sözleşme yapma yetkisini de aldı. Taslak hazırlandı ve müzakerelerin başlaması bekleniyor.
Fakat göz ardı edilen bir şeyler var. Graniser Seramik Fabrikası’nda çalışan 1000’e yakın işçinin (verdiği mücadele sonucunda atılan işçiler dahil) toplu sözleşme taslağındaki maddeler hakkında hiçbir fikri yok. İşçilerle sendika yöneticileri ve fabrika yönetimi arasındaki irtibatı sağlayacak olan temsilci ve baş temsilci sıfatındaki işçiler hâlâ belirsizliğini koruyor. Ki bu sıfata sahip olacak kişilerin seçimle, yani demokratik bir ortamda seçilmesi taraftarıyız. Sendikal mücadele sürecinde işten atılarak işsiz kalıp bedel ödeyenler hakkında daha önceden verilen sözler unutuldu. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse işte örnek: 14-08-2006 tarihinde Çimse-İş Sendikası Genel Başkanı Sayın Ramazan Şafak’la, gazetemiz Evrensel’in yapmış olduğu röportajda Sayın Ramazan Şafak’ın bir cümlesi; ‘’Toplu iş sözleşmesinin ilk maddesi olarak işten atılanların işe alınmalarını isteyeceğiz. Bu kabul edilmezse toplu sözleşme bitmez’’ cümlesidir. Bugün ise Çimse-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Kazım Belek ve Çimse-İş Sendikası Genel Mali Sekreteri Cemil Kaya’ya (yalnızca onlarla görüşebildiğimiz için onları yazıyoruz) “Toplu sözleşmeye böyle bir madde koyuldu mu” diye bir soru sorduğumuzda ‘’Biz o sözleşmeye öyle bir madde koyamayız. Zaten davaları kazanıyorsunuz’’ cevabını alıyoruz. Bu ne yaman çelişkidir. Yine aynı günlerde Türk-İş Sendikası’na bağlı sendikaların şube başkanları ve Ege Bölge Başkanı Mustafa Kundakçı’nın verdiği röportajlarda da aynı cümleleri görebilirsiniz. (bkz. 19-08-2006 tarihli Evrensel gazetesi)
Bu olayların böyle gelişmesinde bizlerin de payı büyüktü ama. Nasıl olsa davalar kazanılıyor. Yasal zemin yavaş yavaş rayına oturur diye kendimizi gevşettik biraz galiba. Ama artık uyuyan devi uyandırmanın zamanı geldi. O toplu sözleşmedeki her maddenin takipçisi olup mücadelemize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Her maddenin sonuna kadar ayrıntısını düşünüp hakkımız olanı alacağız. En başından beri söylüyoruz. Biz Graniser işçileri, o fabrikanın bacasının tütmesini işverenden ve başkalarından daha çok istiyoruz. Çünkü o fabrika bizim ekmek kapımız. Her karış toprağında emeğimiz ve alın terimiz var. Bizden bu kadar işçi kardeşlerimiz. En kısa zamanda tekrar bu okuyucu köşesinde buluşmak dileğiyle. Alın terimiz kutsalımızdır. Hoşça kalın!..
GRANİSER İŞÇİ KOMİTESİ (Akhisar/MANİSA)
www.evrensel.net