Fotoğraf: Evrensel

JİN û JîN

  • Yazı başlığını görünce herkes, yazının içeriğinde nelerden bahsedileceğini az çok anlamıştır.


    Yazı başlığını görünce herkes, yazının içeriğinde nelerden bahsedileceğini az çok anlamıştır. Konu kadın ve siyaset olunca, yazının içeriği de çok fazla değişmiyor maalesef. Sorunlar hep aynı, çözüm önerileri de hep rafa kaldırılıyor.
    Yollarda seçim araçlarının bangır bangır müziklerle geçtiği, meydanlarda her gün bir partinin seçim bayraklarının dalgalandığı şu günlerde kadın adayların durumunun ne olduğuna bakmak gerekiyor.
    Kadının siyasi yaşamdaki yeri veya yerinin olmaması, son birkaç yıldan beri kadın örgütlerinin dile getirmesi ile daha çok konuşulur hale geldi. Siyasi partiler, kadın haklarının konuşulduğu bu dönemde, kadınların da oyunu alabilmek için, kadın adaylara öncelik vereceklerini söylediler. Aday da gösterdiler. Milletvekilliği sıralamaları açıklandığında, kadınların, seçilemeyecek sıralarda yer aldığı anlaşıldı. Bu birçok ilde de böyle.
    Yönetenler ya da yönetime aday olanlar, iktidarı kadınlarla paylaşmak ya da iktidarı kadına bırakmak istemiyorlar.
    Türkiye’deki nüfusun yarısını oluşturan kadınlar, günümüzde mecliste yüzde 4.36 oranında temsil ediliyor. Bu oran ile dünya sıralamasına baktığımızda, 189 dünya ülkesi içerisinde 167. sırada yer alıyoruz. Yerel yönetimlerde ise kadınlar, daha az oranda temsil ediliyor. Meclis’te temsilcisi bulunan partilerin kadın il başkanı oranı ise yüzde 2 oranında. AKP’nin 81 il başkanı arasında hiç kadın başkan yer almıyor. Ana muhalefet partisi CHP’nin 81 il başkanından sadece 3’ü kadın. DYP ve MHP’nin hiç kadın il başkanı yok. ANAP’ın sadece bir kadın il başkanı var.
    Kadınların siyasi yaşamda eksik temsili önemli bir sorun ve demokratik yönetime yakışmayan bir durum.
    Kadınların siyasete katılımının eksikliği hakkında genel kanı, “kadınların siyasete katılmayı istemedikleri…” yönündedir. Fakat 2002 seçimlerinde Meclis’e giren siyasi partilerin listelerinin ilk üç sırasında sadece 7 kadının adı yer almıştır. Sıralamada yapılan haksızlık gösteriyor ki, kadınlar, siyasete katılmayı istiyor fakat, siyasete katılma isteğinin önünde bir sürü engelle karşılaşıyor. 2007 seçimlerinin de nasıl olacağı şimdiden belli zaten.
    Birçok ülke, kadınların siyasete katılmasının önündeki engelleri, “kota” koyarak gidermeye çalışmakta. “Kadın kotası” birçok ülkenin seçim kanunlarında yer alırken, seçim kanunlarında yer almayan diğer ülkelerde ise, siyasi partilerin kendi iç tüzüğünde yer almakta.
    “Kota” uygulaması, kadınların siyasi yaşamdaki engelleri aşması ve kadınlara “pozitif ayrımcılık” tanıması açısından kısmen sorunu çözebilir. Fakat asıl önemli olan, kadınların, maruz kaldıkları ayrımcılık, şiddet, düşük ücretle istihdam, eğitimsizlik, işsizlik ve birçok sorununun temeline inebilmektir. Dünyada küreselleşme gelen yoksulluğu, eşitsizliği, savaşları anlayabilmek ülkemizin sorunlarını çözebilecek ciddi politika üretecek kadın beyinlerinin siyasi yaşama katkısını sağlayabilmektir.
    Berna Aktaş
    www.evrensel.net