GÖZLEMEVİ

  • Farkında mısınız hepsi, ama hepsi “Seçim Propagandası” adı altında ne çok yalan söylüyor!


    Farkında mısınız hepsi, ama hepsi “Seçim Propagandası” adı altında ne çok yalan söylüyor!
    Hepsi, ama hepsi toplumu aldatmaya çalışıyor.
    Hepsi, ama hepsi kendi payları oranında aldatma işinde başarıya ulaşıyor, halkımı kandırıyor.
    Baksanıza, “uzlaşmazgillerden Tayyip Bey” bile daha şimdiden cumhurbaşkanlığı seçimi aşamasında “uzlaşma”dan yana tavır koymakta.
    Öte yandan, elektronik posta muhtırasıyla ülkeyi kaos ortamına sürükleyenler, demokrasiye süngü ucu gösterenler, “Sınır Ötesi Operasyon”da hâlâ ısrar ediyor.
    Halkım hiç düşünülmüyor.
    * * *
    Artık, seçim “sath-ı mahalline” iyiden iyiye girildi.
    Anlaşıldı ki, alnı kara adı ak olan parti işi götürecek.
    Asker başladı gereksiz gündem/ler yaratmaya.
    Oysa, gündem/ler yaratayım derken, asker saygınlığını politik arenada bırakmakta.
    Politize olmuş askerin savunma yönü mü kalır?
    Politize olmuş askerin karşıtları oluşmaz mı?
    Oluşur…
    Oluştu da.
    Irak’taki terör odakları, yatakları ve de destekçileri nereden geldiği belli talimatlarla askerin üstüne yönlendiriliyor, ülkede olumsuz mu olumsuz heyecan artışı oluyor.
    Eee… Madem ki ortam böyle, kimileri de bu heyecanı doğal olarak çıkar malzemesi yapıyor.
    Ellerini sabunluyor.
    * * *
    Ülkede istikrar kalmadı.
    İstikrar, zaten yoktu ya, işin bahanesi işte.
    Ama dostlarımız, muhterem “müttefiklerimiz” bu istikrarsızlığı bahane ederek Avrupa Birliği düşsel üyelik sürecimizi askıya alıp, on yıllara “vabeste” kılmakta
    Bu arada “Amanın, fırsat bu fırsattır” diyenler, hasıl olan küresel sermayeden para cukkalamakta.
    “Sandığın İçindeki Tehlike”, “Tehlikenin Farkında mısınız”, “Laiklik Elden Gidiyor”, “Sosyal Hukuk Devleti” kavramları kafa karıştırmakta.
    İyi de, “biz adam olmayız” deyip yan gelip yatalım mı?
    Verdiğimiz bunca uğraşı unutalım mı?
    Umutlarımızdan suya tirit mi yapalım?
    Emeklerimizi, akan kanlarımızı, heyecanlarımızı boşluğa mı salalım?
    Neden göz göre göre, gözü dönmüş siyasilerin pençesine takılalım?
    Refah, çağdaşlık, bilim, insan olmak, insan olarak yaşamak haklarımızı niçin yabana atalım?
    Salmayalım, takılmayalım, bırakmayalım, atmayalım…
    * * *
    O halde?
    Elimize bir fırsat geçti, gelin kullanalım.
    İşçilerin, yoksulların, ezilenlerin yanındaki yerimizden gıdım kıpırdamayalım.
    Sömürü düzenine karşı emekçilerin uğraşını hep birlikte çığ yapalım, çığ oluşturalım.
    Faşist baskı ve zulme, aydın cinayetlerine karşı özgürlük uğraşında saf tutalım.

    Kürt halkına yönelik kafatasçı-ırkçı baskılara karşı, halkların kardeşliğini, eşitliğini savunalım.
    Baskı yasalarına inat söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğünü savunalım.
    * * *
    Eyyy benim halkım.
    Şunun şurasında dokuz gün kaldı be!
    Aklını başına devşir, düzen partilerine oy verme.
    Düzen partilerine verdiğin oylar, bugüne değin sana yoksulluk, baskı, işsizlik olarak geri döndü, biliyorsun.
    Bakma “demokrasi” vaat ettiklerine, katmerli yalan bunlar, ardında hep baskı var.
    Sen de umudunu Meclis’te emekçilerin, ezilenlerin sözcüsü olacaklara bağla.
    Yani bağımsız sol adaylara…
    Oylarınla onları Meclis’e yolla.
    Hele bir deyiver bana!
    Bundan böyle kaybedeceğin ne bıraktılar ki sana?
    Üstün Akmen
    www.evrensel.net