13 Temmuz 2007 00:00

‘Marjinal şair’in hikayesi

Ece Ayhan’ı kaybedişimizin üstünden beş yıl geçti.

Paylaş

Ece Ayhan’ı kaybedişimizin üstünden beş yıl geçti. Ailesi Çanakkale Eceabatlı ve tam adı Ece Ayhan Çağlar olan şair, 1931 yılında Muğla’nın Datça ilçesinde doğar. 1940 yılında Çanakkale’den ailesiyle beraber İstanbul’a göç eden Ece Ayhan’ın, 1959 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra başlayan memurluk hayatı, Anadolu’nun değişik illerinde bulunduğu kaymakamlık görevlerini 1966 yılında bırakmasıyla sona erer. İstanbul’da çeşitli yayınevlerinde redaktörlük yapan ve Meydan Larousse Ansiklopedisi’nde çevirmen olarak çalışan Ece Ayhan, bir süre de Sinematek Derneği’nde çalışır. İsviçre’de geçirdiği beyin ameliyatından sonra üç yıl tedavi görür ve 1977 yılında Çanakkale’ye yerleşir.
İlk şiiri 1954 yılında “Türk Dili”nde yayımlandıktan sonra, Varlık, Yenilik dergilerinde çıkan şiirlerinin yanında Pazar Postası, Seçilmiş Hikayeler ve Yeditepe dergilerinde yazar. İkinci Yeni şiirinin en önemli temsilcisi olarak gösterildiyse de, kendisi “İkinci Yeni” tanımı yerine “sivil şiir”i önerir ve kullanır. Her zaman muarız tavrını devam ettiren Ayhan, günümüz Türk şiirinin “modern ustalarından biri” olarak adlandırılır.
Ölüm ve arzunun iç içeliğiyle örülmüş bir bilinçaltı çatışmasını taşıyan kitabı Türk şiirinin yenilik yıllarına bomba gibi düşer. Gotik bir serzenişi içinde taşıyan Ece Ayhan’ın bu çıkışı şiirimizin modern açılımlarının özümsendiği zamanlara rastlar. Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Turgut Uyar, Edip Cansever gibi İkinci Yeni şiirinin duayenlerinin damgasını vurduğu yıllardır. Garip şiirinin gündelik ve ironik şiir anlayışının terk edilip sosyal gerçeklik akımının dışında ve daha yoğrulmuş bir şiire kapı açan kentliliği barındıran yeniliktir, dizelere sinen.
Cümle yapısının kaotikliği ve Türkçe grameri yapıbozuma uğrattığı “Bakışsız Bir Kedi Kara” kitabı, edebiyatımızdaki düzyazı şiir örneklerindendir. “Ortodoksluklar” ise bir resmi ideoloji eleştirisi olduğu gibi; tarihsellik-Kemalizm bağına ilişkin Bizans döneminden göndermeler barındırır içinde. Yine “Çanakkaleli Melahat ve Melahat Geçilmez” şiirleri de tersten bir tarih okumasıyla, Cumhuriyet’in kurtuluş ideolojisine farklı bir yergidir adeta.
“Melahat Geçilmez // Gazetelerde ak kara bir resmi otuz yıllık. Arkasında mülki taksimatlı bir harita. / Komiserin odasında ağırlanırmış. / Ve imparatoriçeliğinde bir vesikalık. Tombalacı Ceylan renkli çekmiş. / Delikleri balmumuyla örterler. / Gönderilen çelenklerde ‘Geçilmez’ yazılmıştı soyağacı. Küçük harflerle de / ‘fuhşun anısına’. / Çanakkaleli Melâhat’ın törenine polis bandosu da katılmıştır.”
En çok bilinen ve sevilen kitabı “Devlet ve Tabiat veya Orta İkiden Ayrılan Çocuklar için Şiirler”i ise; kendisi de yatılı okuyan bir yetim öğrenci olarak, mülteci çocuklar için bir haykırış gibidir.
“Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan / askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci’de mi inerler? / süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.”
Yort Savul, Meçhul Öğrenci Anıtı, Mor Külhani gibi en bilinen şiirleri de bu döneme aittir. 1971 darbesinin sosyo-politik çalkantılarının ortalığı tuz buz ettiği anların yarattığı çöküşe karşı diğer şiirlerinden daha duru ve isyani bir dille yazılır bu şiirler.
Hele hele bugün üstümüze bir kabus gibi çöken Büyük Ortadoğu Projesi’ne yönelik halkların kardeşliğine dair bir müdahale olan emparyalizm/iktidar karşıtlığını; onun Açık Atlas şiirlerinin dizelerinin derinliğine ait bir iz olarak sürmek de mümkün.
“Açık Atlas // Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte / Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını / Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru / Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır? // (...) // En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne / İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar / Yalnız Orta Doğu’da el altında satılan bir atlas / Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz”
Ece Ayhan’ın bir diğer eseri “Zambaklı Padişah” eserinde şiirlerine genel olarak hakim olan karanlık atmosferden izler bulmak zordur. Osmanlı kimliğine yönelik bir sorgulama da daha rahat okunan ve çarpaşık anlamların daha az kullanıldığı çok sık örülmüş dizeler göze çarpar. Ayhan’ın poetikası ve politik anlayışı konusunda ipuçları veren “Morötesi Requem” başlıklı anlatısı, düşünce, şiir ve anlatı arasında bir yerdedir. Birçok sosyal disipline ait fikirleri ve aforizmalarını içiren bu eserini Ayhan, “kırık dökük anlatı taslağı” olarak nitelendirir. Türk edebiyatının belki en huysuz şairinin bir diğer özelliği, gerçek hayatında anarşik ruh hali ve bir şövalye vakurluğuna sahip olmasıdır. Ece Ayhan, 13 Temmuz 2002 yılında İzmir’de Gürçeşme Huzurevi’nde hayata veda ederken, arkasında herhangi bir mal-mülk bırakmadan göçer.
İnan Kızılkaya
ÖNCEKİ HABER

Afife Jale’de tehlikenin farkındayız!

SONRAKİ HABER

Akar: Bedelli askerlikten 9 milyar 533 milyon lira gelir elde edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa