SU

  • Hayatla aramızda kocaman bir duvarın arkasında kaldık ve bir yumruk gibi sıkılan yüreğimizle onların ördükleri o duvarı yıkıp geçtik. Duvarın arkasında koca bir yaşam duruyordu ve o siyah, simsiyah bir heyula gibi dikilen o ...


    Hayatla aramızda kocaman bir duvarın arkasında kaldık ve bir yumruk gibi sıkılan yüreğimizle onların ördükleri o duvarı yıkıp geçtik. Duvarın arkasında koca bir yaşam duruyordu ve o siyah, simsiyah bir heyula gibi dikilen o betonunun yapay gücü utançlarımızı engelleyemedi çünkü o utanç bize ait değildi.
    O duvarın arkasında;
    El kadar odalarda, özgürlük ve insanca bir yaşama olan özlemleriyle şarkılar söyleyerek ölüme yürüyen gencecik kızlar, zıpkın gibi delikanlılar vardı…
    O duvarın arkasında;
    Sabahları okullarına giderken, simit alsın diye çocuklarının önlüklerinin cebine üç kuruş koyamayan babalar vardı;
    O duvarın arkasında;
    Yokluğun, açlığın, örselenmiş küçücük bedenlere sinen mutsuzluğu vardı ki her ana çocuklarının saçlarını okşarken geceleri sessizce çaresizliğin acıtan gerçekleri ve ayaza kesmiş buzlu yüzüyle çocuklarından özür diliyorlardı ve kulaklarına fısıldıyorlardı onların “biliyor musun, kış bitiyor yavrum bahar kapıda”
    O duvarın arkasında;
    Bir somun ekmeğin ikiye ayrılışı vardı, yarısı on kişiye ise diğer yarısı on binlerce kişiye,
    Haksız bölüşüm, kara paralar, haksız kazançlar ve bir avuç azınlığın mutluluğu için emeğinin karşılığını alamadan çalışan onurlu bir halkın emekçileri vardı.
    O duvarın ardında;
    Ciğerlerine kan dolmuşken, paranız yok diye hastane kapılarından geri çevrilen bir anne,
    Üç kuruş emekli maaşını alabilmek için kuyruklarda can veren dedeler,
    Köprünün altında mendil satan o minik kız çocuğu vardı…
    O duvarın ardında
    Efendiler var,
    İşbirlikçiler var,
    Sevgisizlik var,
    Sömürü var,
    Hiçbir vicdan muhasebesi yapmadan, geceleri yastığına başını koyup rahatça uyuyan egemenler var.
    O duvarın ardında;
    Haksızlıklarla dolu bir ülkenin ezilenlerinin kurtuluşu olacağına inanan gencecik devrimci gençlerinin parçalanmış bedenleri, kurşuna dizilmiş hayatları var, insanca bir yaşama duydukları o derin ve sarsılmaz inançları var.
    O duvarın ardında;
    Kara gömleklilerin sürdüğü saltanatın sonu, bilinçli bir halkın korkusuzca yürüyeceği ve yürürken “yaşasın hayat, yaşasın mazlum bir halkın kurtuluşu” diye haykıracakları uzun ve gül ağaçlarıyla bezenmiş bir güzel yolları var… Ve biz o yollarda dirençle yürürken inancımızı hiç yitirmedik..
    Bir kez daha, o duvarı yıkmak için yoksulların, ezilenlerin, emeğinin karşılığını alamayanların sesi olacaklarını bildiğimiz ve o kürsüden haykıracaklarına olan derin inancımızla 22 Temmuz günü Solda Birliğin bağımsız adayları için sandık başında olacağız..
    O duvarı yıkacağız…
    Selma Ayğabeyoğlu
    www.evrensel.net