Meclis’te önemli işlev üstleneceğiz

İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Ufuk Uras ile adaylık sürecini, çalışmalarını, planlarını konuştuk.


İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Ufuk Uras ile adaylık sürecini, çalışmalarını, planlarını konuştuk.

Seçimlere 700’ün üzerinde bağımsız aday katılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu durumun iki yanı var. Birincisi baraj olmadığı zaman siyasetin önü açılıyor. Olumsuz yanı ise arkasında toplumsal destek olan bağımsız adayların durumunu karartmak gibi de olabilir, bunu tam kestiremiyoruz. Biz tarihin çöp tenekesine atacağız yüzde 10 barajını. Kamuoyu vicdanında bu mesele yerini buldu. Barajı savunanlarla yüzde on barajına karşı demokrasiden yana olanlar seçimde ayrışıyor. “AKP’siyle CHP’siyle temsilde adalete karşı olanlar Türkiye’nin geleceğini belirlememelidir” diyenler kaç kişi, bu seçimde onların sayısını sayıyoruz. Tahmin ediyorum o sayı, Bin Umut Adaylarını Parlamento’ya çıkaracak yeterlilikte olacak.

Aday olmaya nasıl karar verdiniz?
Yüzde on barajı büyük ölçüde fiili siyasetin dışında bırakıyordu. Bunu bağımsız aday olarak by-pass edeceğimizi gördük. Solun ortak adayı projesinde yoğun çalışma vardı, siyasi partiler, meslek örgütleri, sendikaların ortak önerisiyle oldu aslında. Solun birliğini bir şekilde gerçekleştirmiş olduk.

Peki nasıl gidiyor ‘solun birlikteliği’nin çalışmaları?
Olumlu buluyorum. Ortak çalışma yapmanın öğretici olduğunu ve ortak akıl yarattığımızı düşünüyorum. DTP’den, EMEP’e, SDP’den DSİP’e bütün arkadaşlara da teşekkür ediyorum, sırt sırta verdik, yedi düvele karşı mücadele ediyoruz. Bizim açımızdan 22 Temmuz’dan sonra da bu ortak yürüyüşü sürdürmek, demokrasiden, emekten, özgürlüklerden yana ortak hareket oluşturmak çok önemli. Kaldığımız yerden bu ortak yürüyüşü Türkiye geneline genişleterek sürdüreceğiz.

Seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor? Seçmenlerden nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Genelde E5’in üzerinde yoğunlaşıyoruz, yoksul muhitlerde çalışma yapıyoruz. Yüzün üzerinde seçim bürosu açtık ve seçim bürolarımız mahalle çalışmasına dönüştü. Her gittiğimiz yerde arkadaşlarımızla ortak yürüyüş, ortak konuşmalar yapıyoruz. Zaten oralardaki ortak dil de hemen kendini gösteriyor, dilimizi hızla ortaklaştırdık. Bu çerçevede hakikaten Emek Partisi yöneticilerine, üyelerine ve taraftarlarına teşekkür etmek istiyorum. Canla başla bir çalışma yürütülüyor, bu bizim için çok önemli. Eğer 1. Bölge’de gerçekleştirdiğimiz ideal modeli tüm Türkiye’ye büyütebilirsek, seçim bürolarının önemli bölümünü bir tür milletvekili irtibat bürosu olarak kalıcı kılmak, bunları bir tür mahalle meclisleri haline getirmek ve buraları siyaset merkezi yaparak aşağıdan yukarı meclis demokrasisi gerçekleştirmek mümkün olur. Dolayısıyla bir ayağımızın Meclis’te, bir ayağımızın sokakta olduğu başka bir siyaset tarzı göstermemiz gerek.

Çalışma alanlarınızda size gelen öneriler, sorunlar neler?
Seçmenler bizden sık sık bölgeye gelmemizi talep ediyorlar. Zaten biz 5-6 ay aralıklarla gelip, neyi taahhüt ettiğimizin, ne kadar yaptığımızın bilgisini vereceğiz. Önümüzdeki süreçte atacağımız her adımı teker teker yurttaşlarımızın bilgisine ve önerilerine dayanarak yapacağız. Bizim için parlamento bir mücadele alanı. Tek mücadele alanı değil ama önemli bir mücadele alanı. Toplumun ve halkın taleplerini ön plana çıkarabilirsek Bin Umut Adayları ile beraber önemli bir işlev, TİP’in 60’lı yıllarda yaptığı gibi önemli bir işlev üstlenebiliriz.

Seçilmeniz halinde neler yapmayı planlıyorsunuz?
Siyasi cinayetlerin aydınlanması bizim için önemli. Susurluk’tan Şemdinli’ye her şey örtbas edildiği için çeteler cirit atıyor ve çetelesini tutamaz hale geldik. Hrant Dink’ten Uğur Kaymaz’a, Metin Göktepe’den Musa Anter’e, Vedat Aydın’dan bir dizi siyasi cinayetlere, hepsinin aydınlatılması bizim için öncelikli bir konu. Siyasi demokrasi, yani 12 Eylül rejimine karşı devletin ve siyasetin A’dan Z’ye demokratikleşmesini hedefliyoruz. IMF programı karşısında, emekten, halktan yana sosyal bir program. Gelir dağılımı düzenlemeye, bedelsiz eğitim ve bedelsiz sağlık ve sosyal güvenliği sağlamaya yönelik sosyal politikaları savunacağımız bir zemin olmalı. İçinde bulunduğumuz yakın savaş tehdidi ortamına karşı, yurtta barış dünyada barış politikasını savunarak Kuzey Irak’a müdahale edilmesine karşı bir barış cephesi oluşturmak... Askeri vesayet ve askeri muhtıra tehdidi karşısında, demokrasinin, hukukun, özgürlüklerin alanını genişletmek mücadelesi bizim öncelikli konular.

İstanbul 1. Bölge’de CHP güçlü. Fakat CHP 1. sıraya sağcı İlhan Kesici’yi koydu. CHP’lilerin tepkisi var mı, gözlemleyebiliyor musunuz?
Deniz Baykal hizbi dışındaki bütün sosyal demokratların, vicdanını yitirmemiş hâlâ emekten, demokrasiden, barıştan yana kesimlerin desteğini almış durumdayız. 1. Bölge’nin herhangi bir yerine İlhan Kesici’nin posterini bile koymaya cesaret edemiyorlar. Bir yanda Deniz Gezmiş’in değerleri, diğer yanda Gezmiş’in asılmasında 1. derece siyasi sorumluluğu olan Süleyman Demirel’in damadı, eski ülkücü faşist İlhan Kesici! Ortalama bir seçmen, bu durumda kimi destekleyeceğini bilir.

Tayyip Erdoğan’ın da aday olduğu 1. Bölge’de AKP’nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP’nin fiili çalışma yapan tek parti olduğunu söyleyeyim, devletin ve belediyenin imkanlarını kullanarak! Karşımızdaki esas güç ve hedef AKP, diğerlerini görmüyoruz zaten çalışma yaparken.

Çalışmalarınızın bir ayağını da medya oluşturuyor. Size kazandırdıkları var mı medyada yer almanın?
Bence medyada yer almak etkili oluyor. Bir de alternatif medyada yer almak da önemli. Alevi televizyonları, Hayat Televizyonu sanılanın aksine daha çok izleniyor. Ama yine de tek başına medya üzerinden seçim kazanılmayacağını biliyoruz. Esas mesele yüz yüze ilişki. El sıkışmak, yüz teması, kapı kapı dolaşmak daha belirleyici.
Hassasiyete uygun davranılıyor

Aday olduğunuz dönemde ÖDP içinde problemler yaşandı. ÖDP’lilerin şu anki tutumu nasıl? Sizi destekliyorlar mı?
Ben, Parti Meclisi kararıyla aday oldum, il başkanları desteklediklerini açıkladılar. Örgütsel tutum itibariyle sorun yok. Zaten bu sürecin dışında kalanlar siyasetin de dışında kalıyorlar. Siyasetin dışında kalanlarla da bir işimiz yok. Biz siyaset yapıyoruz.

Bir ortaklaşma yaratıldı ama ÖDP İstanbul dışında bağımsız adayların olduğu bölgelerde seçime giriyor. Bu tutumu nasıl değerlendirmeliyiz?
ÖDP’de temel bir iç tartışmaydı bu durum. Benim kişisel tutumum Türkiye’nin genelinde bağımsız adayların desteklenmesi doğrultusunda tutum almak yönündeydi. Sonuçta çoğunluk eğilimi ne ise o oluyor. Ama, bölgelerdeki arkadaşlarla konuşuyorum, onlar da durumun hassasiyetine ve özelliklerine uygun davranıyorlar. İstanbul’da da MYK kararıyla ilçe örgütlerinin kararını alalım dedik. Oradaki arkadaşlar da “katılmayalım” yönünde karar verdiler. Zaten politik jest ve adap olarak böyle olması gerekiyordu.

Mesela İzmir’de neden böyle bir karar alınamadı?
İdeal olan genelde İstanbul’daki gibi olmasıydı. Ama ben çok sorun olacağını zannetmiyorum. Ben İzmir İl Başkanımızla da konuştum. Durumun hassasiyetine uygun davranılıyor.

Seçimlerden sonra tekrar ÖDP Genel Başkanı olacak mısınız?
Muhtemelen öyle olacak. Ama her birimizin önünü açan bir ortak duruş için kolaylaştırıcı olacağım. 22 Temmuz itibariyle bizi aşan sorunları göğüslemek için her birimizin kendisini aşması gerekli. Bu ortak yürüyüşümüz bunun olabileceğini gösterdi. Başka bir Meclis’in başka bir siyasetin mümkün olduğunu göstererek köhnemiş düzen siyasetini kolaylıkla teşhir edeceğimizi düşünüyorum.
Uğraş Vatandaş
www.evrensel.net