Torba Yasada Bize Ne Çıktı

Torba Yasada Bize Ne Çıktı

Tunus’ta başlayan isyanlar Ortadoğu ülkelerine yayılırken halklar eşitlik, özgürlük ve demokrasiye olan özlemlerini en açık biçimde göstermeye devam ediyor. Hayatları boyunca hiçbir zaman diktatörsüz bir ülkede yaşamayan Tunus’lu, Mısır’lı gençler diktatörlüklerin yıkılması i&ccedi

Tunus’ta başlayan isyanlar Ortadoğu ülkelerine yayılırken halklar eşitlik, özgürlük ve demokrasiye olan özlemlerini en açık biçimde göstermeye devam ediyor. Hayatları boyunca hiçbir zaman diktatörsüz bir ülkede yaşamayan Tunus’lu, Mısır’lı gençler diktatörlüklerin yıkılması için sokakları emekçilerle birlikte doldururken en önemli talepleri iş ve daha iyi yaşam koşulları oluyor. Gelecekleri için mücadele ediyor Orta doğulu gençler. Gelecekte, doğduklarından beri yaşadıkları diktatörlük olmasın diye ayaklanıyorlar. Hiç bilmedikleri, denemedikleri diktatörsüz ülkenin şimdikinden daha iyi olacağına güveniyor, inanıyor ve tankların üzerine çıkıyorlar. Sokaklardaki taşları geleceğe fırlatıyorlar. Bir umut ışığı yakıp, anne babalarını “tarihin sonu” geldi diyerek uyutmaya çalışanlara “bizi uyutamayacaksınız” diye bağırıyorlar. Tunus’tan domino etkisiyle Mısır’a yayılan ayaklanmalar aslında halkların sömürü ve baskı düzenine karşı başkaldırısıdır. Henüz iktisadi ve sosyal bir dönüşüm yaşanmamış olsa da rejim, darbeler yemiş ve sallanmaktadır. Kapitalist sömürü sisteminin dünyanın her yerinde çoğunlukta olan emekçilere, gençlere, kadınlara yönelik saldırılarının sonsuz olmadığı bir kez daha görülmeye devam ediliyor. Nüfusunun en yoksul %10 luk kesiminin milli gelirden sadece %3.9 luk pay aldığı Mısır’da, en zengin %10 luk kesimin ise kaynakların %30’una sahip olduğu düşünüldüğünde ayaklanmaların halkların daha iyi yaşam koşulları ile isyana başladıkları söylenebilir. Bu isyanda önemli bir yer tutan gençlerin ise diplomalı işsiz olmamak için emekçilerle birleştiği görülmektedir. Emek ürünleri üzerinde mülk sahibi olan azınlığın, halkları zorla ya da kandırarak sömürüye devam ettiği bilinmektedir. Diktatörler ve diktatörlükler bunun için vardır. Ancak ne kadar ‘demokratik’ olursa olsun, burjuvazinin tahakkümünün devam ettiği her yapıda sömürü artarak devam eder. Emekçiler ve onlarla aynı kaderi paylaşan gençlerin hakları, gerçek demokrasi ve özgürlük talepleri görmeden gelinir ya da çeşitli aldatma yollarıyla sindirilmeye çalışılır. Bu gün Tunus, Mısır, Sudan, Yemen, Ürdün gibi ülkelerde bu oyunun bozulduğu ancak tam olarak alaşağı edilmediği görülmektedir. İsyanın sıçramasından korkulan ülkelerde halka para dağıtma, kimi demokratik hakların tanınmaya başlanması burjuvazinin köşeye sıkıştığını gösteriyor. Türkiye’de ise torbalarda saldırı devam etmekte bunun karşısında emekçilerin ve gençlerin seslerini daha fazla yükseltme ihtiyacı artmaktadır. Demokratik ve özerk bir üniversite talebiyle kampüslerde ve sokaklarda eylem yapan üniversiteli öğrencilere yönelik saldırılar AKP hükümetinin her alanda sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda dönüşümü en ufak pürüze izin vermeden tamamlamaya çalıştığını göstermesi bakımından önemliydi. Üniversiteli öğrenciler söz, yetki ve karar mekanizmalarında bulunmak ama daha da önemlisi sermayenin üniversiteleri teslim alan yeni projelerine karşı çıkmak için seslerini yükseltmişlerdi. Bu sesin bu gün emekçilerle birleşerek “Torba Yasa” ya karşı mücadelede birleşmesi gerekmektedir. Torba yasa gündeme ‘kamu borçlarının yeniden yapılandırılması’, ‘vergi affı’, ‘en büyük öğrenci affı’ olarak geldi. Her zaman olduğu gibi olumlu birkaç değişiklik gösterildi ancak arkasında yatan asıl amaç gizlenmeye çalışıldı. Vergi affının asıl olarak sermaye sahiplerinin çıkarına olduğu emekçilerin verdiği vergilerin sermayenin kullanımına tahsis edileceği biliniyor. Öğrenci affı denilerek öğrencilere iyilik yapılmış gibi gösterilse de yükseköğretim sisteminin ne halde olduğu görmezden geliniyor. Sanki üniversitelerin daha fazla kontenjanı kaldırabilecek altyapısı var mı? Sınıfların, kampüslerin yetersiz kalması bir yana öğretim üyelerinin ve akademik kadronun bu kadar fazla öğrenciyi kaldıracak bir yapıda olmadığı yıllardır söyleniyor. Geçen sene kontenjanların %20 arttırılması bile birçok üniversitede derslerin işlenememesi neden oldu. Öğrenci affı ilk başta olumlu gözükse bile sonrasında üniversitelerin çok daha büyük sıkıntılar yaşamasına neden olabilir. Bu sıkıntıların çözümü için yine öğrencilerin kurban edileceği anlaşılmaktadır. Sadece işçileri değil, memurları ama en önemlisi gençleri ilgilendiren torba yasa hızlı bir şekilde meclisten geçirilmeye çalışılıyor. Ne muhalefet partileri ne de iktidar partisi yasada bulunan saldırılara karşı tek söz etmiyor. Konu sermayeye verilen teşvikler olunca hepsinin fikir birliği içinde olduğu anlaşılıyor. Torba yasada asıl olarak maddelerin gençlerle ilgili olduğunu görüyoruz. Öğrencilerden, mezun olduktan sonra işe başlayacak olanlara kadar gençliğin her kesimini ilgilendiren maddeler var. Bu yasa tasarısı ile birlikte çalışanlara ”Siz kendinizi kurtarmaya bakın” denilirken, çalışanların çocuklarının gelecekleri ellerinden alınıyor. İşçilerle birlikte onların çocuklarını etkileyen maddeler güvenceli iş ve insanca yaşam koşullarını ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Torbadan Gençlere Ne çıktı?

Torba yasa istihdam modelini daha da esnek hale getirirken iş güvencesini de ortadan kaldırıyor. Bu tasarı ile birlikte çıraklar, stajyer öğrenciler ve kısmi zamanlı çalışan öğrenciler genel sağlık sigortasını kendileri yapmak zorunda bırakılıyor. Yani asgari ücretin üçte birini alan öğrenciler gelirlerinin %12.5 unu sağlık sigortası olarak yatırmak zorunda. Bu işin bir kısmı. Ama asıl önemli olan bu tasarı ile birlikte asgari ücret yaş sınırının 16’dan 18’e çıkarılması. 250.000 genç işçinin ücretlerinde 85 TL azalma olacak. Kararın gerekçesi ise her şeyi çok net ifade ediyor; “İşveren üzerindeki prim yükünü azaltmak”. AKP hükümeti torba yasayla birlikte 250.000 genç işçinin ücretlerini düşürmeyi hedefliyor. Bu madde hala görüşülmemiş olsa da eğer bir şeyler yapılmazsa pürüzsüzce meclisten geçeceği açık. İşte böyle kapanacak kamu borçları! Diğer önemli bir madde meslek liseleri ile ilgili. “Meslek lisesi memleket meselesi” diyen sermaye çevrelerini kulak veren hükümet tam da bu ihtiyaca yönelik bir madde ile karşımıza çıkıyor. Mesleki eğitim gören öğrencilerden 18 yaşını doldurmuş olanlar önceden 20 işçiden fazla işçi çalıştıran yerlerde staj yaparken şimdi bu sayı 10’a düşürülüyor. Ek olarak stajyer öğrencilere verilen ücret asgari ücretin üçte ikisiyken bu üçte birine düşürülüyor. Yani mesleki eğitim gören öğrencilerin hem maaşları düşürülüyor hem de sömürü arttırılıyor. İşte muhafazakar demokratlık. Öğrencilerin üç kuruş maaşlarına bile göz dikiliyor. Mesleki eğitim gören öğrencileri çoğunluğunun işçi çocuklarından oluştuğunu düşündüğümüzde işçi sınıfının geleceğine de göz dikiliyor. Maddeler böyle kalsa iyi. 18-29 yaş arası erkekler ve 18 yaş üstü kadınların işe alındıkları tarihten itibaren sigorta primleri 18 aylık süre ile devlet tarafından ödenecek. İlk bakışta olumlu gibi gözüken bu uygulama ile patronlara işçileri sadece 18 aylık süre ile istihdam etme sonrasında işten çıkarma olanağı veriliyor. Kapitalist iktisadın altın kuralı; işçi en düşük ücretle, en verimli çalışabilmeli. Bu yolla maliyetini düşürecek olan patronlar hem 30 yaş üstü işçileri istihdam etmeyecek hem de genç işçileri sadece 18 ay çalıştıracak. Demeyin keyiflerine!

Ne Yapmalı?

Torba yasa tasarısı mecliste görüşülmeye devam ederken sürekli olarak vergi affı ve öğrenci affı olarak propaganda edilmekte içerdiği asıl saldırılar gösterilmemektedir. Bu tasarıyı gençliğin bütün kesimlerine anlatma, yaygın bir şekilde mücadeleye çağrı yapmak bugün için düne göre daha önemlidir. Torba yasa ile birlikte ücretlerine göz dikilen 250.000 genç işçi, mesleki eğitim gören öğrenciler, stajyer öğrencilere birlikte mücadele çağrısı yapılmalıdır. Ancak her şeyden önemlisi emekçilerle gençlerin birlikte mücadelesidir. Ortadoğu’da ki ayaklanmaların ortak özelliği gençlerin halkla birleşerek gelecek mücadelesini verebilmesi. Eğer bir an önce demokratik özerk üniversite için eylemler yaparak saldırıya uğrayan üniversite öğrencileri, liseli öğrenciler, genç işçiler gelecekleri için emekçilerle ortak mücadele yolunu seçmezse yarın çok geç olabilir.

www.evrensel.net