GÜNDÖNÜMÜ

  • Seçimlere bir haftadan daha az bir süre kaldı. Halkın inançlarını, yurt ve bayrak sevgisini istismar ederek halkı bir kez daha aldatabilmek için birbirleriyle yarışan sermaye partilerinin (AKP, CHP, MHP, GP, DP), izledikleri politikalar bakımından bir farkları kalmadı


    Seçimlere bir haftadan daha az bir süre kaldı. Halkın inançlarını, yurt ve bayrak sevgisini istismar ederek halkı bir kez daha aldatabilmek için birbirleriyle yarışan sermaye partilerinin (AKP, CHP, MHP, GP, DP), izledikleri politikalar bakımından bir farkları kalmadı. Hepsi IMF’ci, ABD’ci ve AB’ci. Hepsi halk düşmanı, işsizliği ve yoksulluğu artıran politikaların savunucuları...
    Bu partilerin politikalarını halka şirin gösterme ve halkı aldatma görevi de patron medyası ve anket şirketlerine verilmiş. Onlar da gerçeği yüzsüzce tersyüz ediyorlar.
    Örneğin işsizlik hakkında bazı gazete ve televizyonların yayınları şöyle:
    Aralık 2000, Hürriyet: İşsizlik yüzde 5.6’ya düştü.
    Ekim 2001, NTV: İşsizlik yüzde 8.5’e düştü.
    Aralık 2002, Takvim: İşsizlik yüzde 9’a düştü.
    Eylül 2004, Milliyet: İşsizlik yüzde 9.3’e düştü.
    Mayıs 2005, Vatan: İşsizlik yüzde 9.5’e düştü.
    Temmuz 2005, Radikal: İşsizlik yüzde 10’a düştü.
    Aralık 2005, Zaman: İşsizlik yüzde 10.3’e düştü.
    Aralık 2006, Sabah: İşsizlik yüzde 10.4’e düştü.
    Mart 2007, Referans: İşsizlik yüzde 10.5’e düştü.
    Nisan 2007, Yeni Şafak: İşsizlik yüzde 11’e düştü.
    Mayıs 2007, CNNTÜRK: İşsizlik yüzde 11.4’e düştü.
    (Yılmaz Özdil-Sabah 16 Mayıs 2007)
    Çabuk unutan halkımız, bu haberleri ayrı ayrı okuyor ve ne yazık ki inanıyor.
    Oysa ülkemizde her gün onlarca işçi, patronların daha fazla kârı için iş cinayetlerinde can veriyor. Günde 12, hatta 14 saat çalışmak zorunda kalıyor. İş kazalarında 2005’te 858, 2006’da 916 kişi öldü. Bunlar kayıtlara geçenler. Bir o kadar da kayda girmeyenler var. Bunlar sermaye partilerinin gündeminde yok.
    Peki, sermayenin yarattığı bu toz duman arasında işçiler, politikaya nasıl yaklaşıyor, partileri ve adayları değerlendirirken ölçüleri ne?
    Bu sorunun yanıtını, İzmir 1. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Abdullah Levent Tüzel ile birlikte ziyaret ettiğimiz Türk-İş Ege Bölge Temsilciliği’nden alıyoruz.
    Türk-İş Bölge Başkanı, politikacılara soracakları sorulara alacakları yanıta göre tutum belirleyeceklerini söylüyor. Sorular şöyle:
  • 12 Eylül ürünü antidemokratik Anayasa ve yasaları, toplumun örgütlü kesimlerinin katılacağı demokratik bir tartışma süreci ile, evrensel demokrasi ilkelerine ve onaylanmış uluslararası sözleşmelere uygun olarak çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü demokrasiyi tüm kurum ve kuralları ile hayata geçirecek misiniz?
  • Seçim sistemini demokratikleştirerek temsilde adaleti sağlayacak mısınız?
  • Örgütlenme hakkının önünü açacak mısınız? İstihdamı artırıp kayıt dışıyla mücadele edecek misiniz, grev hakkının önündeki engelleri kaldırıp hak grevini kabul edecek misiniz?
  • Basın ve yayın özgürlüğünü en geniş biçimde sağlayıp basında tekelleşmeyi engelleyecek misiniz, basın çalışanları ve tüm çalışanların sendikal haklarını etkin bir şekilde kullanmalarını sağlayacak mısınız?
  • Kazanç ve servete göre adaletli bir vergi sistemi oluşturacak mısınız?
  • Kamu girişimciliğinin önünü açacak mısınız, yoksa siz de özelleştirmelere devam ederek kamu işletmelerini satacak veya kapatacak mısınız?
  • İnsandan yana ekonomik ve sosyal politikaları, sosyal devlet anlayışını, parasız eğitim ve sağlık hakkını, eşit işe eşit ücreti, çocukların ve yaşlıların bakım ve korunmasını gerçekleştirecek, çocuk işçiliğini engelleyecek misiniz?
  • Mazlumun yanında, zalimin karşısında olacak mısınız, barışçı bir dış politika izleyecek misiniz?
  • Çalışma yaşamını işçiler lehine düzenleyecek misiniz, çalışma yasalarını işçiler lehine değiştirecek misiniz, işçilerin kazanılmış haklarını koruyup geliştirecek misiniz?
    Evet... İşçiler, adayları ve partileri bu taleplerine verilecek yanıtlar ve bugüne kadarki uygulama ve tutumlarına göre değerlendirmelidirler. Bu durumda işçilerin yönelecekleri parti ve adaylar, “Halk için ekonomi. Barış ve kardeşlik için sağduyu. Demokrasi için birlik” şiarıyla seçime katılan Bin Umut Bağımsız Adayları ve bu adayların olmadığı yerlerde ise EMEP olmalıdır. 23 Temmuz’da emeğin, barışın ve demokrasinin temsilcilerini Meclis’e uğurlamak için çalışalım.
    Hasan Hüseyin Evin
    www.evrensel.net