Reklamlı demokrasi

Reklamların tartışma yaratmasına alıştık artık. Televizyonda yayınlanan reklamlar birbirinden iddialı hale geldikçe, izleyicinin gündeminde yerlerini de alıyorlar.


Reklamların tartışma yaratmasına alıştık artık. Televizyonda yayınlanan reklamlar birbirinden iddialı hale geldikçe, izleyicinin gündeminde yerlerini de alıyorlar.
Bir de sayfalarında okurlarına söyledikleriyle yetinmeyerek televizyon reklamlarıyla mesajlar vermeye çalışan gazeteler var. Örneğin Radikal'in "Bütün dünyada milyonlarca insanın tercih ettiği" "Orijinal demokrasi"si.
Televizyon kanallarının kısmen sansür uyguladığı, değiştirttiği reklamın başlıca esprisi, orijinal demokrasi diye bir ürün olması, onun tanıtımı, rahat kullanımı ve parasız ulaşılabilirliği. Hem genel olarak demokrasiye vurgu yapılıyor, hem de doğal olarak, bunun bir reklam olmasından dolayı Radikal'i her gün satın almakla kavuşulacak bir şey olduğu iddia ediliyor. Reklamın "sansürsüz" haline internet üzerinden ulaşmak mümkün olduğundan bu yana, birçok internet forumunda Radikal reklamının yaratıcı esprisi övgülerle karşılanıyor.
Kimsenin dikkat etmediği, işin en vahim yanını, en başta söyleyelim: Reklam, demokrasiyi piyasada alınıp satılan bir maldan başka bir şeye benzetmiyor. İsterse (sansürsüz halinde) "bedelsiz", ister (televizyon yayınlanan haliyle) "ücretsiz" desin, fark etmez. Herkes bunu tercih ediyor, şuralarda kullanabilirsiniz, sizi şuna karşı korur gibi, reklama egemen olan anlatım, tamamen müşteriye kakalanmaya çalışılan her türlü mal için kullanılan klasik reklam cümlelerine başvuruyor.
Acaba izleyicilerin ne kadarı işin komikliğinden kendilerini alıp da Radikal'in piyasacılıktan ibaret demokrasi anlayışını fark edebildi diye sormak geliyor akla.
Çünkü bu "orijinal demokrasi" tanımı içine, patronun işine gelmediği için bir günde kapının önüne konan 41 gazeteci de giriyor, malum. İki hafta önce Radikal'de, son yılların en büyük gazeteci kıyımı yaşandı. Ama Radikal, bütün ortaya attığı iddialarıyla bu uygulama arasında hiçbir çelişki yokmuş gibi yoluna devam etmeye çalışıyor. Hatta bu reklam, tam da işten atmaların ertesine denk geldi. Adeta, kapının önüne koyduğu gazetecilerle ve okurlarıyla dalga geçer gibi. Ne de olsa, o bir Radikal.
Giderek okurların gözünde kredisini yitiren, çıktığı günlerde sahip olduğu bütün iddialardan bir bir uzaklaşan gazete, kendisini tamamen reklama, tanıtıma teslim etmiş. "Orijinal demokrasi" safsatasını tutturamadığı kişiler için bir de "Radikal fikir platformu" kurmuş, kendisine logo yaptırmış. Aydınlara soru sorup yanıtını almışlar ama onu öyle bir sunuyorlar ki: "Türkiye Çıkış Yolları Haritası". Hani ona sahip olmayan, yani Radikal okumayan yolunu kaybedecek! Fikirlerin de hiçbir hakkı saklı değilmiş, "tüm siyasi partiler kullanmakta serbesttir" diye de bir lütufta bulunuyor.
Diğer tartışma yaratan reklam da Cumhuriyet'e ait. Bir süre önce "Tehlikenin farkında mısınız" diyerek korku yayan ses, bu kez "Ülkeyi bölmek isteyenleri bu sandığa gömelim" diyor ve hepimizin suratına toprak atıyor. İzleyenler seçimde oy kullanmaya, ama bu terörize ruh halini koruyarak oy kullanmaya çağrılıyor. Yanında Cumhuriyet de alırlarsa fena olmaz kabilinden bir mesajla tabii...
Fındık reklamında kullanılan "Yerseniz" sloganı, bütün reklamlara uygulanabilecek genel bir mesaj veriyor aslında. Gazetelerin reklamlarında demokrasiyle hiç ilgileri olmadığı halde, ülkenin hassas dengelerinden yararlanıp pek demokratik mesajlar vermelerini de bunu akılda tutarak izlemek gerek.
www.evrensel.net