EVRENSEL’den

EVRENSEL’den

  • Seçimler için son haftaya girildi. Başbakan Erdoğan, seçim meydanlarında kendi iktidar dönemlerini toz pembe gösterirken, AKP’nin seçim afişleri de aynı iddiayı öne çıkarıyor ve halkın AKP’ye “Yola devam” demesini istiyor.


    Seçimler için son haftaya girildi. Başbakan Erdoğan, seçim meydanlarında kendi iktidar dönemlerini toz pembe gösterirken, AKP’nin seçim afişleri de aynı iddiayı öne çıkarıyor ve halkın AKP’ye “Yola devam” demesini istiyor. Oysa son bir haftanın gelişmeleri bile bu iddiaların ne kadar içi boş olduğunu göstermeye yetecek cinsten. Gençleri birer yarış atına dönüştüren OKS’de başarılı olamadığını düşünen 14 yaşındaki Büşra Önem adlı öğrenci intihar etti. Önem’in ailesini ziyaret eden Milli Eğitim Bakanı Çelik ise “Birisi birinci, birisi 8 bininci olacak. Bu kaçınılmaz bir şeydir” diyebilecek kadar rahat olabiliyor. Ardından açıklanan ÖSS’de de 47 bin aday sıfır puan aldı. Aslında tüm bunlar eğitimdeki çöküşün göstergelerinden başka bir şey değil. Eğitim politikası çökmüş olan AKP, buna rağmen eğitim ile ilgili toz pembe bir tablo çiziyor.
    Aynı şey, sağlık için de geçerli. Geride bıraktığımız hafta Evrensel’de manşetten yayımlanan bir haber, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyordu. Adana’da eşi tarafından dövülen, 3 aylık hamile Özlem L.’yi, Adana Devlet Hastanesi ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi “yatak yok” diyerek kabul etmedi.
    Aynı şekilde ekonominin halka yansıyan yüzü de çökmüş durumda. Başbakan başta olmak üzere hükümet yetkililerinin “ekonominin iyiye gittiği” yönündeki açıklamalarının halkın gerçekliğini yansıtmadığını, kamu emekçileri bordrolarını yakarak dile getirdiler.
    Cumhuriyet gazetesinin MHP ile başgöz etmek istediği CHP de, IMF politikaları ve piyasa ile uyumlu olacağını açıklayarak zaten eğitim ve sağlıkta çöküşü getiren aynı politikaların dışına çıkamayacağını, buna niyeti de olmadığını göstermiş oluyor.
    CHP ve MHP, “Kürt düşmanlığı” ve “bölünme” paranoyasını pompalayarak destek toplamaya çalışırken, AKP de hem afişlerinde öne çıkardığı, hem de meydanlarda Başbakan’ın ağzından dile getirilen politik söyleme bakıldığında onlardan geri kalmıyor.
    Gündem gazetesinin seçim sürecini kapsayacak biçimde 15 günlük yeni bir kapatmayla yüz yüze bırakılması, bu cadı avının sonuçlarından biri olarak görülmelidir.
    Sermaye partilerinin devasa olanaklarla girdikleri seçimlere, onlara göre eşitsiz koşullarda katılan, dahası türlü baskılara maruz bırakılan Bin Umut Adayları, bu seçimlerde halkın umudunu temsil ediyorlar. Hem Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan Kürt sorunu, hem de halkçı bir ekonomik düzen bakımından Bin Umut Bağımsız Adaylarının Meclis’e girmesi son derece kritik bir önem taşıyor.
    Bilindiği gibi seçimlere ortak bağımsız adaylarla giden partilerden DTP ve SDP, bağımsız adayların olmadığı yerlerde EMEP’i destekliyorlar. Dolayısıyla bağımsız adayları Meclis’e gönderirken EMEP’in seçimlerde alacağı oyların artırılması için gösterilecek olan azami çaba da, sermaye partilerine ve şoven güçlere ciddi bir yanıt olacak.
    İyi haftalar.
    www.evrensel.net