Bir patron gibi değil işçi gibi düşünelim

Bir patron gibi değil işçi gibi düşünelim

Kimimiz üç, kimimiz dört, kimimiz beş yıldır Belgü Tekstil’de makineci olarak çalışıyoruz. Asgari ücretin 15-20 YTL üzerinde bir maaş almaktayız.


Kimimiz üç, kimimiz dört, kimimiz beş yıldır Belgü Tekstil’de makineci olarak çalışıyoruz. Asgari ücretin 15-20 YTL üzerinde bir maaş almaktayız. Cumartesi-pazarlar da dahil olmak üzere sürekli mesaiye kalmamıza rağmen, patron hâlâ zarar ettiğini söylüyor. Her ne hikmetse her zam alacağımız dönemde, patron zarar ediyor! İşlerin durgun olduğundan söz edilip işten çıkarmakla tehdit ediliyoruz.
1 Mayıs 2007’den itibaren iş yerimizin SRC Tekstil’e devredildiği belirtilerek tüm haklarımızın korunacağı sözü verilmişti. Fakat aradan 2 ay geçmesine rağmen verilen sözler tutulmadı.
9 Temmuz 2007 tarihi itibariyle patron tarafından hazırlanan 4 sayfalık “Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesi”ni imzalamamız istendi. Geçmişe dönük haklarımızı vermemek için SRC Tekstil adına yeni bir sözleşme imzalatmak istiyorlar. 2 aydan beri SRC Tekstil’in yeni ustasının baskılarına maruz kalmaktayız.
Arkadaşlarımızdan birini sırf bir işi yanlış yaptı diye yarım gün bir odaya kapattılar. Yani, askeriyedeki gibi oda hapsi verdiler. Ayrıca hafta sonu mesaiye kalmak istemeyen bir gurup arkadaşımız, zorla 10 gün ücretsiz izine çıkartıldı. Bir arkadaşımız, bu haksızlıklara dayanamayarak makine başında sinir krizi geçirdi. Diğer işçi arkadaşlarımızın müdahalesi ile bahçeye çıkarılarak sakinleştirildi.
Artık baskılara tahammülümüz kalmadı. Artık ücretli köle olmak istemiyoruz. Bunlar bizim kaderimiz değil. Tüm organizedeki işçi kardeşlerimizle birlikte bu baskı, sömürü ve oyunlardan kurtuluşumuz mümkün.
Aslında başımıza gelenleri, çektiğimiz sıkıntıları, ağır sömürü koşullarını, çileleri yalnız biz yaşamıyoruz. Organizede çalışan bütün işçiler, fabrikalarında benzer şeylerle karşılaşmakta ve benzer şeyleri yaşamaktadırlar. Bugün bizim başımıza gelenler yarın başka bir fabrikada, başka işçi kardeşlerimizin başına pekala gelebilir.
Tüm bu oyunların ve başımıza gelenlerin bir tek sebebi var: Patronlar tepeden tırnağa örgütlüyken biz işçilerin bölük pörçük ve örgütsüz oluşu... Birlik olmayışımız...
Artık bu oyunları bozmanın zamanı geldi de geçiyor. Oynanan bu oyunları bozmanın, baskılara karşı koymanın bir tek yolu olduğuna inanıyoruz. O da işçiler olarak birleşmek ve bütünleşmek. Örgütlü hareket etmek!..
Ne olur, işçiler olarak artık oyunlara gelmeyelim. Kürt-Türk, Alevi-Sünni, sağcı-solcu diye bölünmeyelim. Aşımız, işimiz, ekmeğimiz, haklarımız için işverenlere karşı tek yürek, tek bilek, tek yumruk olarak birlikte hareket edelim. “Nerede hareket, orada bereket” olduğunu unutmayalım.
Bakın seçimler yaklaşıyor; patron partilerinin hiçbirisi ağır sömürü altında, gece gündüz durmadan, dinlenmeden mesai adı altında çalışan; çoğu sendikasız, sigortasız, karın tokluğuna, angarya çalıştırılan biz işçilerden, işçi hak ve özgürlüklerinden bahsetmiyor. Aştan, işten, ekmekten, insanca yaşamaktan bahsetmiyor.
Hepsi de bizi açlığa, yoksulluğa, yoksunluğa, sefalete, eğitimsizliğe, sağlıksızlığa, örgütsüzlüğe mahkum eden; memlekette tarımı bitiren, ülkemizin zenginlik kaynaklarını, fabrikalarını, hastanelerini, okullarını özelleştirme adı altında para babalarına, yabancı emperyalistlere peşkeş çeken IMF politikalarına harfiyen uyacaklarına dair yemin billah ediyorlar.
Şu gerçeği artık yaşayarak öğrenmeye başlıyoruz: Bizim ekmeğimizden çalıp patronların kâr hanesine aktaranların aynı kişiler olduklarını, patronlarla sermaye partilerinin kol kola olduklarını, şehrimize gelen sermaye partileri genel başkanlarının önce patronlarla toplantı yaptıklarını, önce onlardan görüş aldıklarını; biz işçilere ise uzaktan bir el salladıklarını görüyoruz.
Ancak basının hiç bahsetmediği, ancak her sıkıntımızda yanımızda olan, taleplerimizin elde edilmesi için bize yol gösteren; barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana, işçi haklarını savunan adayları da artık biliyoruz, tanıyoruz.
Tüm işçi kardeşlerimize sesleniyoruz: Sandık başına giderken, oyunu kullanırken işçiden yana; barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana olan adaylara oy vermenizi istiyoruz.
Artık işçi gibi yaşayıp patron gibi düşünmeyi bırakıp, işçi gibi yaşayıp işçi gibi düşünelim!
Çiğli Organize Sanayi Belgü Tekstil’den birgrup işçi (İZMİR)
www.evrensel.net