GÖZLEMEVİ

GÖZLEMEVİ

  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tüm uyarılara ve eleştirilere kulaklarını tıkamış, Toplu Konut İdaresi konutlarının teslim törenlerini seçim “show”una dönüştürmeyi sürdürmekte.


    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tüm uyarılara ve eleştirilere kulaklarını tıkamış, Toplu Konut İdaresi konutlarının teslim törenlerini seçim “show”una dönüştürmeyi sürdürmekte.
    Seçim propagandası yasakları başladı, ama kamu aracı olan makam otomobiline “sivil plaka” taktırtıp kullanmakta “beis” görmemekte.
    TBMM Başkanı Arınç Bey, Anayasa’ya aykırı olmasına karşın mitinglerde “arz-ı endam” eylemekte.
    Savcılarımız miskinler tekkesinde...
    * * *
    Araştırma sonuçları bir aşağı iki yukarı değişip duruyor.
    Son olarak, “AKP yüzde 45, CHP yüzde 15, MHP 9.5 alır” diyenler, dün AKP’yi yüzde 39.8’e çektiler.
    Belli ki üç parti barajdan sıçrayacak.
    CHP’nin DSP’lileri, TBMM’nin daha ilk toplantı gününde CHP’lilerle vedalaşacak.
    Bağımsızlar da hiç kuşkum yok grup kuracak.
    Yani, üç parti barajı açacak, beş partinin grubu olacak.
    Son derece matrak bir Meclis oluşacak.
    Pekiii… Hükümeti kim kuracak?
    * * *
    Laisizmin ve cumhuriyetin koruyucusu olarak kendini tanıtan CHP, şimdilerde de yoksullara vatandaşlık hakkı ödeyeceklerini söyleyerek artık aldatma, kandırma sınırlarını dahi aşmakta, “bizatihi” yalan söylemekte.
    Aynı CHP, “Ezilenler kazanacak” demekte.
    Nasıl? Orasını söylememekte.
    Ve de aynı teraneyi sürdürmekte.
    Terör… Cumhurbaşkanı seçimi…
    Asker sınır ötesi operasyon yapmalı… Cumhurbaşkanının karısı türbansız olmalı…
    Adı “sol”da, kendi her kulvarda CHP’mizin gündemi de, muhalefeti de eskiden beri belli yahu!
    Cumhuriyet tarihinin iki misline çıkan dış borçlanma, rekorlar kıran cari açık, kendi sayılarını altıya katlayan dolar varsılları, vergi hırsızları, vergi arsızları, inim inim inletilen çiftçi, yabancılara peşkeş çekilen değerlerimiz, istihdam sorunu, CHP’nin hiç mi hiç umurunda değil.
    MHP ise yeni yeni Türk milliyetçiliği, Türk-İslam ülküsü, tutuculuk formülleri üretiyor.
    DP, sonu hüsran olmuş başarısız bir dönem partisinin gölgesinde AKP’nin yolunda, liberal-muhafazakar (dinci) mihrakta oynaşıp duruyor. Baraj altında kalma olasılığı arttıkça, ölüden medet umuyor, Adnan Menderes’in torunu Prof. Dr. Adnan Menderes’in peşine düşüyor.
    7.5 katrilyon Turkish Lira tutarındaki kamu alacağından beş buçuk yaşındaki oğlu Renç Uzan’ın bile sorumlu tutulmasını Danıştay kararıyla sıyıran Cem Uzan’ın GP’si, alaturka sazlar eşliğinde papaz ilahileri okuyor.
    “Müslüman profesör” Necmettin Erbakan, ayağını sürüyerek, bacağını çekerek SP propagandası yapıyor.
    Ve de hepsi bir ağızdan ve yüksek sesle “Bağımsızlara verilen oylar boşa gidecek” diye bağırıyor.
    Seçmenin aklı bilinçli olarak bulandırılıyor, çünkü hepsi düzenin değişmesinden korkuyor.
    * * *
    Bu vaziyet ve manzara-i umumiye karşısında; “gaflet, delalet ve hıyanet içinde olmayanlar” olarak ne yapabiliriz?
    Yapacağımız gayet basit.
    Yedi düvelin gözü bağlı olmayan bölümü artık biliyor ki, bağımsız sol milletvekillerinin Meclis’e doluşması demek, bir anlamda dilinden, dininden, milliyetinden, yoksulluğundan, tercihlerinden, fikirlerinden dolayı ezilenlerin, dışlananların Meclis’e girmesi demek olacak.
    Esasen, gereksinimimiz bu bizim.
    Bu topraklarda sürekli ezilen ve dışlanan, temsil hakkına ulaşmasına izin verilmeyenlerin sesine gereksinimimiz var.
    Bitmez tükenmez bir baskı ve gözaltında tutulan Alevilerin; yok sayılan, her fırsatta hırpalanan gayrimüslimlerin; türbanlı olduğu için okuma hakkı elinden alınan Müslüman kızların; hiç hesaba katılmayan ateistlerin; sosyalistlerin ve açıkça işkence çektirilen vicdani retçilerin sesine gereksinimi var TBMM’nin.
    Bağımsız sol milletvekilleri sessiz yığınların, ezilen/dışlanan cinsel kimliklerin de sesi olacak, buna yürekten inanıyorum.
    Dikkat buyurun!
    Bakın işsizler, emekçiler, sendikasızlaştırılanlar, sosyal güvencesi olmayanlar, yoksullar, çalışma hayatına katılamayan kadınlar, çalıştırılan çocuklar, yaşlılar, sakatlar 23 Temmuz sabahı çığlık atmaya hazırlanıyorlar.
    22 Temmuz’da kendi seslerini Meclis’e yollayacaklar.
    Onlar, Meclis’te savaştan yana olanlara, ırkçılarla aynı kaba yapanlara, darbe yandaşlarına, kitleleri “laiklik” vaveylasıyla, seçkinleri “ulusalcılık” yoluyla baskı altında tutanlara, 12 Eylül zihniyetinin ve kalıntılarının temizlenmesine yıllardır karşı koyanlara, neo-liberal ekonomi politikalarının şakşakçılarına TBMM’de karşı duracaklar.
    Söylemekten dilimde tüy bitti yahu, ama bir kez daha yineleyivereyim: Demokrasinin güvencesi onlar.
    Üstün Akmen
    www.evrensel.net