Dayak atana değil yiyene ceza

Yarattığı tecrit ortamı nedeniyle tartışma konusu olan F tipi cezaevlerinde, son dönemde hükümlülerin aktardığı hak ihlalleri ve kötü muameleler, “F tiplerinde neler oluyor” sorusunu gündeme getiriyor.


Yarattığı tecrit ortamı nedeniyle tartışma konusu olan F tipi cezaevlerinde, son dönemde hükümlülerin aktardığı hak ihlalleri ve kötü muameleler, “F tiplerinde neler oluyor” sorusunu gündeme getiriyor. Cezaevlerinde, sadece aktarılan hak ihlali ve kötü muamele sayısı azımsanmayacak kadar çok. Asıl tablo, öğrenilemeyenlerle ortaya çıkacak olsa da en azından avukatların ve mektupların dilinden dışarıya ulaşan birkaç örnek daha verelim…
‘Doktor, gardiyanlarla birlikte dövdü’
7 aydır Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde kalan Kemal Avcı’nın karşılaştıkları, cezaevi yönetimlerinin tutuklulara yapabileceklerinin önemli göstergelerinden. Parmağında iki haftadır devam eden ağrılar nedeniyle 13 Haziran’da revire çıkan Avcı, hastaneye sevk edilmek istiyor. Bunun üzerine gardiyan “Yeter ulan çık dışarıya!” diyerek Avcı’yı çekiştirmeye ve yumruklamaya başlıyor. Gardiyanın saldırısına doktor da katılıyor ve Avcı’yı yumruklamaya birlikte devam ediyorlar. Doktorun attığı bir yumruk nedeniyle Avcı’nın dudağı patlıyor. Olay yerine gelen 5-6 gardiyan da Avcı’yı koridora çıkarıp dövmeye devam ediyor. Koridorda kamera olduğunu fark eden gardiyanlar, Avcı’yı bir odaya sokuyorlar. Avcı’nın saçından tutarak kafasını duvara vurup “Biz katiliz, işkenceciyiz, sana gününü göstereceğiz!” diyerek, hücreye kadar kameraların önünde dövmeye devam ediyorlar.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Güray Dağ, yaşananları Avcı’nın ağzından böyle anlatıyor. Konuyla ilgili görüşmek istediği cezaevi yönetiminin olaya ilgisiz kaldığını aktaran Dağ, daha sonra Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.
‘Dayak yiyene hücre cezası’
Yediği dayak nedeniyle vücudunda çok sayıda morluk ve ağrı oluşan Kemal Avcı, akşam saatlerinde kendinden geçmiş. Aynı hücrede bulunan tıp fakültesi öğrencisi Remzi Uçucu’nun, kendisine suni teneffüs yapması sayesinde nefes almaya başlamış. Hücre arkadaşlarının çabalarıyla saatler sonra hastaneye kaldırılmış. Avcı, 2 gün sonra tekrar revire çıkmak için dilekçe vermiş. Daha önce gardiyanların refakat etmemesine karşın bu defa kendisini döven 6 gardiyan revire çıkarmış Avcı’yı. Gardiyanların tekrar dövdüğü Avcı’ya doktor da küfür ve hakarette bulunmuş. Avcı’nın 15 Haziran’da yaşadıklarını da, olayı öğrendikten sonra Avcı’yı ziyaret eden ÇHD Cezaevi Komisyonu üyeleri Avukat Barkın Timtik ve Şükriye Erden anlatıyor. Timtik ve Erden, Avcı’nın feci şekilde dövüldüğü için mide bulantısı, baş dönmesi yaşadığını; bakış donukluğu, vücudunun çeşitli yerlerinde kızarıklık ve morluklar bulunduğunu ve ayağında aksama olduğunu dile getirdiler. Avukatlar, Avcı’nın şikayette bulunduğunu ancak bir sonuç alamadığını, fakat Avcı’ya ‘doktora ve görevli memura mukavemet’ nedeniyle 20 gün hücre cezası verildiğini anlatıyorlar. Avukatlar ayrıca, Avcı’nın hücre arkadaşları Remzi Uçucu ve Ercan Kutlu’ya, Avcı’nın bayıldığını haber vermek için kapıya vurarak gardiyanları çağırdıkları için ‘gereksiz yere gürültü yaptıkları’ gerekçesiyle 15’er gün hücre cezası verildiğini ifade ediyorlar. Gardiyanların kötü muamelelerine alıştıklarını belirten avukatlar, bu muameleye bir doktorun katılmasının kaygı verici ve düşündürücü olduğunu, Türk Tabipler Birliği’ne başvurup doktor hakkında soruşturma başlatılmasını isteyeceklerini söylüyorlar.
Başka bir örnek
2 aydır tutuklu bulunan Hakan Özek, Bayrampaşa Cezaevi’nden Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne bacağından ağır yaralı olmasına karşın sevk ediliyor. Desteksiz yürüyemeyen Özek sandalye istiyor, verilmeyince ayakta duramadığı için arkadaşından yardım almaya çalışıyor fakat gardiyanlar tarafından izin verilmiyor. İşlemler için bir odaya alınan Özek’ten soyunması isteniyor. Üzerinde sadece şort bulunan Özek, bunun gerekli olmadığını ve onur kırıcı olduğunu düşündüğü için kabul etmiyor. Bunun üzerine gardiyanlar başgardiyanın işaretiyle Özek’i dövmeye ve sakat ayağına vurmaya başlıyorlar. Özek, gördüğü şiddetten sonra yardım almadan eşyaları ile sekerek hücresine gönderiliyor. Özek’in ardından benzer uygulamalara 29 Aralık 2006 tarihinde maruz kalan Muammer Şimşek, Turan Özen, İlhan İşeri, Zeynel Ertürk, Mesut Ömür ve Bülent Pelit, yaşadıklarından sonra suç duyurusunda bulunmuşlar. Hükümlüler hakkında, ‘suç duyurusunda bulundukları için’ bir ay aile ziyaretinden ve 45 gün haberleşme ve iletişim araçlarından men cezası istenmiş. Mahkumların yaşadıklarını yine avukatlar Timtik ve Erden anlatıyor. (İstanbul/EVRENSEL)
Azımsanmayacak sayıda vaka

F tipi cezaevlerinde son aylarda bu örneklerin dışında çok sayıda insan hakları ihlali yapıldı. Bunlardan bazıları şöyle:
4Tekirdağ 2 No’lu F Tipi’nde kalan Abdi Cangı, Nedim Öztürk, Bülent Erkol, Muammer Şimşek, Turan Özen ve İlhan İşeri’ye, yaşadıkları fiziki saldırıları anlattıkları mektuplarını Meclis İnsan Hakları Komisyonu ve İstanbul Barosu’na gönderdikleri gün, haklarında soruşturma açılarak ‘kapıları dövdükleri, görevlilere karşı koydukları’ gerekçeleriyle bir ay ziyaret ve 2 ay haberleşme yasağı verilmiş.
4Tekirdağ 2 No’lu F Tipi’nde kalan Giyasettin Gür, gardiyanların kendisine saldırması sonucu dişi kırıldığı için rapor almak üzere başvurduğu doktorun “Ben senin dişinin bu saldırıda kırıldığını nereden bileyim” dediğini anlatıyor ÇHD’ye gönderdiği mektupta.
4Tekirdağ 2 No’lu F Tipi’nde uyuşturucu ticaretinden yatan Mahvuz Fırtına, yaşadıklarını “Haftada bir 10-15 dakika su veriyorlar. 10 gün hücre, 6 ay da görüş cezası verdiler” diyerek aktarıyor.
4Tekirdağ 1 No’lu F Tipi’nde kalan Cem ve Ali Koyupınar’a verilen, ölüm oruçlarında hayatını kaybeden 2 adet Fatma Koyupınar resmine, ‘örgüt propagandası yapıldığı’ gerekçesiyle cezaevi yönetimi tarafından el konulmuş ve geri verilmemiş.
Rapor hazırlandı

F tipi cezaevlerinde incelemelerde bulunan ÇHD, hazırladığı raporla yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti. ÇHD raporda, yaşanan ihlallere son verilmesini ve tutukluların koşullarının iyileştirilmesini talep etti. İstanbul Şubesi Cezaevlerini İzleme Komisyonu, Tekirdağ 1 ve 2 No’lu, Kandıra 1 No’lu, Edirne, Kırıklar ve Kandıra F Tipi hapishanelerinde yaptığı incelemelerin sonucunda hazırladığı Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri Raporu’nda, yaşananlara dikkat çekti. Cezaevlerinde yapılan incelemelerden, mahkumlardan aldıkları faks ve mektuplardan, aile ve avukat görüşlerinde elde ettikleri bilgilerle oluşturulan raporda, yaşanan hak ihlallerine ve özellikle ölüm oruçlarına ara verilmesini sağlayan 45/1 sayılı genelgenin uygulanmadığına dikkat çekiliyor.
En çok başvuru cezaevlerinden

TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na 22. dönem boyunca yapılan başvuruların büyük çoğunluğu cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerden geldi. 22. dönemde Şemdinli olaylarından Malatya Çocuk Yuvası’nda yaşananlara, terörle mücadeleden zehirli atıklar konusuna kadar pek çok önemli sorunu mercek altına alan komisyona, 5 yıl boyunca toplam 5 bin 465 başvuru yapıldı. Bunların 5 bin 131’i sonuçlandırılırken yapılan başvurular içinde tutuklu ve hükümlülerin gerek nakil, gerekse diğer taleplerini içeren başvurular önemli yer tuttu.
Cezaevlerindeki sorunlar, yapılan başvurularla komisyonun gündemine getirilirken, tutuklu ve hükümlülerin başvuru nedenlerini ise “keyfi tutum ve işlemler, koşulların iyileştirilmesi, kötü muamele, nakil isteği, tedavi isteği” oluşturdu.
Ceren Saran/Şahin Doğan
www.evrensel.net