İNSAN VE SPOR

İNSAN VE SPOR

  • Seçim sürecinin son günlerindeyiz. İktidarın keyfine göre ülkeyi yönettiği ve halkın giderek yoksullaştığı, yozlaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz.


    Seçim sürecinin son günlerindeyiz. İktidarın keyfine göre ülkeyi yönettiği ve halkın giderek yoksullaştığı, yozlaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. İnsanı aşağılayan bir yönetme algılamasıyla kendinden başkasını tanımayan hor görülü milletvekilleri birçok kesimin ciddi tepkisini de alıyor. Bilinç, saygı, sevgi ve hoşgörü kültüründen uzak tutumlarıyla iktidarı elinde tutmanın olanca şiddetini halka yansıtmaktan çekinmeyen ve dini bu yöntemlerine araç edinen hükümetin pervasızca bu denli acımasız uygulamalara girişmesinde kuşkusuz ABD, Avrupa ve yerli sermaye kesiminden aldığı önemli desteğin de payı var.
    Seçim meydanlarında ise ayrı bir hava esiyor. Aynı tarz politikanın uygulayıcıları olacaklarının bir ilanı gibi, diğer partiler de aşağılama, sevgisizlik, kültürsüzlük ve saygısızlık içeren üslup kullanmaktan geri durmamaktalar. Reel politika, neresinden baksanız mikrop üreten bataklık haline gelmiş. Bunları anlatmanın da geçerliği yok aslında. Bu gidişata karşı sesini yükseltmesi, gereken yerlere gereken yanıtı vermesi gereken halk var. Ancak halkımızın da bu yetkinliği gösterebilmesine ve insan olma iradesini ortaya koyabilmesine gereksinimimiz o kadar çok ki…
    Seçimlere gelinirken ülkede hemen her alanın talan edilmesine tanıklık ettik. Futbolu da kendi siyasalarının aracı durumuna getirmek için çok uğraştılar. Önce federasyonla uğraşıldı. Başarılamayınca, tabana inmek için örgütlendiler. AKP belediyelerinin kulüp düzeyinde futbola girmeleri sağlandı sonra. Federasyonun taban yapılanmalarına sahip olarak tavana baskı oluşturmaya çalışıldı. İmzalar, genel kurullar… İllerde iktidarın borazanlığını yapacak futbol yöneticileri türedi birdenbire. Örneğin Denizlispor’dan bir yönetici başkan Ali İpek, yönetim kurulunun bilgisi dışında federasyon toplantısına katılmış, Ulusoy’a karşı oluşturulan kampanyada kulüp adına imza atmıştır. Şimdi kulüp kendine yönetici bulamazken, kapalı kapılar ardında yine iktidar yanlısı belediyenin neyin pazarlığını yapmaya çalıştığını dışarıdan bizler izleyemiyoruz. Ortada bir samimiyet olsa, kulübün sabit gelir kaynağını kolayca yaratabilir bu yerel yönetim. Ama öncelik politik çıkarlar ve beklentiler doğrultusunda belirlendiği için kulüp yönetmek de ciddi bir sorun haline gelebiliyor.
    Son olarak da bazı milletvekillerinin ve bakanların yandaş kulüplere hediyelik paketler gibi futbolcu ayarladıklarına şahit olduk. Bu insanların ülkeyi doğru dürüst yönetmesini bekleyebilir miyiz?..
    Birçok ihale ve hayali oluşumların yakın akraba ve dostlara sağladığı sınırsız olanaklar ve dini kendilerine araç edinerek uygulamaya koydukları tutumlar, mutlaka halk tarafından da sorgulanacaktır. Galiba bu sefer halkın bu hesabı kesmesi zorunlu. Yoksa iktidar ve türevleri, sadece temsil ettikleri çevrelerin değil, emeğiyle, onuruyla, hayalleri ve umutlarıyla yaşamaya çalışan insanların da Türkiye’sini bataklığa çekmeyi sürdürecek belli ki. Buna dur demesi gereken çevrelerin bin umuda sarılmasını ummaktan başka yakın bir seçenek bulunmuyor şimdilik önümüzde…
    Hakan Keysan
    www.evrensel.net