ROJEV

ROJEV

  • Seçim yaklaştıkça seviyesizlikte ne ölçü ne de şiraze kalıyor.Alevilerin oylarını çalmak için olmadık yollara, görülmedik yöntemlere başvuruyorlar.


    Seçim yaklaştıkça seviyesizlikte ne ölçü ne de şiraze kalıyor.
    Alevilerin oylarını çalmak için olmadık yollara, görülmedik yöntemlere başvuruyorlar.
    Oy avcıları, maske üstüne maske takıyor.
    Ahlak, ar, adap, dürüstlük ve onur yolundan çıkmış bezirganlar diğer tüm yolları tutmuş gözüküyorlar.
    CHP, AKP, MHP, DP, GP gibi partiler, Alevilere yapmadığını bırakmayanlar, Alevileri adeta enayi yerine koyarak onlardan oy istiyorlar. Kimi tanınmış Alevi simalar da onlara oy verilmesini öneriyor. İzzettin Doğan Alevilerin CHP, MHP, GP ve HYP’ye gönül rahatlığı ile oy verebileceklerini buyurmuş.
    Programlarında ve politikalarında Alevilere yer vermeyi bırakın, Alevilerin varlığından rahatsız olanlara oy isteniyor.
    Sivas katliamının 14. yılında bile bir kere olsun orada bulunma zahmetine katlanmayan, Madımak Oteli’nin insanlık ayıbı olarak müzeye çevrilmesine karşı çıkanlar Alevilerden utanmadan, arlanmadan oy istiyorlar. Kanaat önderi olarak politika yapanlar da onlara ‘gönül rahatlığıyla oy verilebileceğini’ açıklıyor.
    EMEP hem programı, hem politikaları ve mücadelesiyle Alevi yurttaşların tüm hak ve özgürlüklerini, inanç ve vicdan özgürlüğünü savunan bir parti olarak Alevi yurttaşlardan alnı ak, başı dik olarak oy istiyor. Alevilerin kendi mücadelelerine, davalarına sahip çıkmaları için tek seçenekleri Emek Partisi ve Bin Umut Adaylarıdır.
    Yarın TBMM’de Aleviler lehine bazı değişiklikler yapılacaksa, bu, 83 yıldır yapmayanların eliyle değil, Bin Umut Adayı olarak seçilecek Bağımsız Milletvekili Adaylarının, halkımızın, EMEP’in ve Alevi yurttaşların ortak tutumuyla gerçekleşecektir.
    EMEP seçim programında Aleviler ve laiklik sorunu için şöyle demektedir;
    “GERÇEK LAİKLİK DİN VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ
    Gerçek laikliğin ve tüm inançlardan halkın hak eşitliğinin savunulması olan Türkiye’nin Geleceğini Kurma Programı ile EMEK PARTİSİ;
  • Kişisel inanç sorunu olarak dinin devlet işlerinden ve kamusal alandan tam ve gerçek anlamda ayrılmasını, devletin dini alandan elini tamamen çekmesini ve inançlar arasında tarafsızlığını,
  • Eğitimin dinden bütünüyle ayrılmasını ve eğitimin birliğini,
  • Bütün ezilen din ve mezheplere üzerindeki her türden baskıya son verilmesini,
  • Farklı mensup yurttaşlar arasında gerçek bir kardeşlik ve birlik duygusunun yaratılmasını,
  • Din ve inançların politikanın aracı olarak istismarının önlenmesi ve herkes için din ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasını savunmaktadır.”
    Peki din tacirliği yapanlar ne diyorlar?
    Irkçı ve şoven güçler, faşist ve gerici odaklar, sözü edilen partiler ve onların çıkıp geldikleri partiler tarihin her döneminde devletin desteği ile Alevi halka adeta kan kusturdular.
    Alevilerin yeri İzzetin Doğan’ın işaret ettiği partiler olamaz. İzzetin Doğan MHP’ye övgüler dizebilir, diğer partilerle iyi ilişkiler kurabilir, bu kendisinin bileceği iştir. Hazmettiği kadar hazmedebilir. Ama Aleviler bunu hazmedemezler. Aleviler, Hocanın bu ırkçı, şoven, Alevi düşmanı partilere oy vermesini salık vermesi kabul edemezler. Alevilerin yanı, ezilen sınıfın, ezilen ulusların, ezilen mezhep ve inançların, mazlumların ve mağdurların yanıdır.
    İzzettin Hoca neden Bin Umut Adaylarını görmezden geliyor. Neden onları yok sayıyor. Sosyalistlere, ilerici, yurtsever ve demokratlara karşı bir tahammülsüzlük nedir? Faşist güruha bu iltimas, bu tolerans gösterilirken, Bin Umut Adaylarını görmezlikten gelmek bir dalgınlık mıdır? Alevilerin yanı hırsızların, soysuzların ve katillerin yanı değil.
    Türkiye’nin yakın tarihine bakıldığında bu partilerinin, Aleviler karşısında tahammülsüz ve hırçın olduklarını görürüz. Alevilerin yaşadıkları haksızlıklardan AKP gibi bu partilerin hiç birisi muaf değildir.
    Cemevlerine tahammül göstermeyen, din dersini zorunlu olmaktan çıkarmayan, Alevi köylerine cami yaptırılmasına ses etmeyen, nüfus cüzdanlarında din hanesinin çıkarılmasına onay vermeyenler, Alevi yurttaşlarımızı ikinci sınıf vatandaş olarak görmeye devam ederek iten kakan ve hor görenler, utanmadan kendilerine oy verilmesini istiyorlar. Ama İzzetin Doğan’ın işi bunu onaylamak olmamalıdır.
    Kahramanmaraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta ve daha birçok yerde, Alevileri hedefe koyan, evlerinin üzerine çarpı işareti atan, katliamı gerçekleştirdikten sonra üç hilal imzası bırakarak gidenlere oy istemek, İzzetin Hoca’nın işi olmamalıydı. Hiç değilse geçmişte yaptığı yanlışlardan dersler çıkarmalıydı.
    Alevilerden her şeyi unutarak, katillerine, tecavüzcülerine ve onları insan yerine koymayanlara oy istemek, en hafifiyle ayıptır.
    Ender İmrek
    www.evrensel.net