UFUK

UFUK

  • Kürt sorununun Türkiye’nin neden büyüyerek bugünlere gelen temel bir sorunu olduğunu merak edenlerin, sadece bu seçim sürecinde olup bitenlere bakması bile yeter.


    Kürt sorununun Türkiye’nin neden büyüyerek bugünlere gelen temel bir sorunu olduğunu merak edenlerin, sadece bu seçim sürecinde olup bitenlere bakması bile yeter. Ancak bunun gerçek boyutlarıyla kavranması için de bu gerçeklere yer veren yayın organlarına bakılmalıdır.
    Kürtlerin sesi olan Güncel gazetesinin yayınına önceki gün son verildi. 12 günlük yayın durdurma kararı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Samur’un da belirttiği gibi bir “seçim sansürü” anlamına geliyor. Güncel, geçtiğimiz günlerde kapatılan Gündem gazetesinin devamı olduğu gerekçesiyle kapatıldı.
    Hakim “beyaz Türk” medyasının büyük ölçüde görmezden geldiği, gördüğü zamanda, marjinalleştirici, suçlayıcı bir biçimde sunduğu Bin Umut Bağımsız Milletvekili Adaylarının seçim faaliyetlerine yer veren Gündem ve Güncel’in kapatılması, Bin Umut Adaylarının Meclis’e girmesini olabildiğince engellemeye yönelik resmi politikanın bir parçası olarak görülmelidir. Resmi seçim politikasının bu taktiğini ele veren başka örnekleri de burada hatırlatalım.
    Diyarbakır’da 50 bin seçmenin oyu başka illerde çıktı. Diyarbakır Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Kızıltepe, bu kadar yüksek bir oyun farklı illerde çıkmasının insanı düşündürdüğünü belirterek, “Bölgeye yönelik kasıtlı bir durum var” dedi.
    Kızıltepe’nin bu tespitinin bir evham olmadığını ortaya koyan bir örnek verelim. Diyarbakır’ın Bin Umut Bağımsız Milletvekili Adaylarından Akın Birdal, seçim bölgesi olan Çınar ilçesine bağlı Beşpınar köyünü ziyareti sırasında jandarma baskın düzenleyerek Birdal’ın seçim çalışmasını engellemeye çalıştı. Köyü basan jandarma, henüz propaganda döneminin başlamadığını öne sürüyor ve bu köyde çalışma yapılamayacağını savunuyor. MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin urganla propaganda yaptığı, AKP, CHP ve DP’nin mitingler düzenlediği bir dönemde jandarmanın öne sürdüğü bu gerekçenin hiçbir inandırıcılığı yok. Tamamen özel bir muamele söz konusu. Yani DEP’in seçime girmesinin engellendiği 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde, bölgedeki askeri lojmanlardan Refah Partisi nasıl birinci parti çıktı ise, bu da onun gibi, ama tamamen tersi biçimde bir özel tutum.
    Başka bir örnek olarak da Bin Umut Elazığ Bağımsız Milletvekili Adayı Hasan Esen’in seçim aracına, 13 Temmuz gecesi silahlı saldırı düzenlenmesi de eklenebilir.
    Bin Umut Adaylarının bulunduğu batı illerinde de çeşitli baskı ve hile yöntemlerinin işletildiğini gazetemizi izleyen okurlar biliyorlar.
    Kürt seçmenin iradesini seçime özgürce yansıtabilmesini engellemeye yönelik bu girişimlerin bu kadar rahat bir biçimde gerçekleşmesi, Kürt sorununu “terör sorunu” olarak görmekte ısrar eden askeri çevrelerle birlikte, daha geniş bir kesimin tavrından da güç alıyor.
    Neredeyse bütün sermaye partileri, bu seçimlerde “idam” tartışmaları ve sınır ötesi operasyon gibi konular üzerinde propaganda yapıyorlar. Halkın iş, ekmek sorunları, sağlık ve eğitim gibi temel konularda her gün yaşadığı can alıcı sorunlar es geçilmiş durumda.
    Peki bu kadar üzerine gelinen Kürtlerden tüm bunları kötü birer anı olarak kabul etmeleri ve unutmaları mı bekleniyor? Bu mümkün mü? Bu gelişmelerin Türkiye Kürtlerinde ortak yaşam duygusunu baltalayıp, kendine kapanmaya yol açması ve emperyalist bir himaye altında olsa dahi Irak’ın kuzeyindeki gibi bir oluşuma giderek özlem duymaya başlaması sosyal psikolojik bir gerçek değil midir?
    Irak, ABD askerlerince işgal edilip Saddam iktidardan indirilirken, Kürtlerin neden diğer Iraklılarla birlikte ABD’li askerlere karşı savaşmadıklarını, Halepçe katliamını atlayarak anlamak mümkün mü? Coğrafyalar ve olgular farklı olabilir, ancak aradaki mantıksal bağa bakılmalıdır.
    Bugün Türkiye’de Kürt seçmenler ve adaylar üzerindeki baskıya sırtını dönen her Türk, aslında Türkiye’deki Kürt sorununun kendi duyarsızlığından da kaynaklanan bir Türk sorunu olduğunu görmediği sürece, Kürtlerin kendisine dostça ve kardeşçe duygular beslemesini beklememelidir.
    Bir Türk olarak, ben de bu ve benzeri nedenlerle oyumu, İstanbul 2. Bölge’de Bin Umut Adayına kullanacağım. Kader birliği duygusu ve mesleki dayanışmanın gerekleri nedeniyle Gündem ve Güncel gazetelerinin karşı karşıya bırakıldığı seçim sansürüne yanıt olarak, doğal çevremin oyları da aynı yönde olacak.
    Fatih Polat
    www.evrensel.net