İZLENİM

  • Şişli Adliyesi’nde dün iki davanın duruşmasına şahit oldum.Mübaşir elindeki dosyaya göre okumaya başladı: Şevket Önay Bilgin...


    Şişli Adliyesi’nde dün iki davanın duruşmasına şahit oldum.
    Mübaşir elindeki dosyaya göre okumaya başladı: Şevket Önay Bilgin...
    Hani şu meşhur Etibank’ın batışı ve Sabah ve ATV’nin sermayedarı Bilgin ailesi...
    Kimse yoktu, bir avukat girdi, çıktı...
    Ama diğer davada öyle olmadı, salon dolmuş ve kaç katı da bırak salona girmeyi binaya bile girememiş Şişli Adliye binası önünde bekliyordu...
    Temmuz sıcağı mahkeme salonunda da bir kat daha artıyordu...
    Sanık da Hrant Dink olunca, sıcaklık bir kat daha artıyordu...
    Malatyalı hemşerim Hrant’ın dost sohbetinde verdiği temmuz sıcaklığı...
    Hrant’ın atasının yaşadığıyla ilgili yaptığı açıklama nedeniyle açılan davada savcılık makamı Türklüğün aşağılandığı iddiasında ısrar etti:
    - Türklüğü aşağıladı...
    Dava konusu konuşmayı yapan Hrant Dink, 19 Ocak’ta öldürülmesi nedeniyle sanık sandalyesinde yoktu, ama bir avukatın ifade ettiği gibi Şişli 2. Asliye Mahkemesi bir nevi Hrant Dink Ailesi’ni yargılar durumda olduğunu, çünkü tüm davaların bu mahkemede görüldüğünü söyledi.
    Bir aile ve bir mahkeme...
    Hrant’ın kardeşi ve AGOS çalışanları ile dostları ve birçok avukat salondaydı...
    Savcının iddiası sonrasında ilk söz alan Avukat Fethiye Çetin oldu. Çetin, iddia makamının bu iddiasıyla evrensel hukuk kaidelerini zorladığını ortaya koydu...
    Ardından Avukat Yücel Sayman söz aldı... Sayman, lise yıllarında eline geçen bir kitapta Ermenilerle ilgili okuduğu metni aktardı. Kitapta, Ermeni diye bir soyun olmadığını ve o halde soykırım da olamayacağının iddia edildiğini belirterek, İttihat ve Terakki iktidarının bir uygulamasının tüm Türklerin eylemi gibi algılanmasını bir Türk olarak kabul etmeyeceğini ifade etti... Ne oldu da geçmişte Türklüğü aşağılamak fiiliyle ilgili 159’uncu madde uygulanmazken, birden yeni TCK ile birlikte 301’inci maddenin keşfedildiğini belirten Sayman, tarihi bir konuyla ilgili değişik görüşlerin olabileceğini ve mahkeme kararıyla bu tartışmanın dondurulamayacağını söyledi...
    Avukat Ergin Cinmen de, Türklüğü aşağılamak fiilinin ne denli tehlikeli bir durum olduğunu ve Türk olarak bilinen Osmanlı’nın padişahlarıyla ilgili bir aşağılamanın da aynı kapsama girebileceğini hatırlatarak, tarihi bir konudaki tartışmayla ilgili bir beyanın bu şekilde değerlendirilemeyeceğini ifade etti...
    Avukat Erdal Doğan da, Avukat Kemal Kerinçsiz’i ve grubunu kastederek yaptığı soruşturma talebinin dikkate alındığını, hatta mahkeme salonunda ve önünde saldırdıklarını belirterek, Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın 2 Temmuz’daki duruşmasında katil zanlılarının bu mahkemedeki yargılama dosyasını istediklerini ve bunun da bu mahkemede yapılan yargılamalar açısından dikkate alınması gereken bir durum olduğunu açıkladı...
    Tüm avukatlar, konuşmasının bitiminde sanıklar için beraat isteminde bulundu.
    İfade özgürlüğünün, tartışmanın bir mahkeme kararıyla dondurulmasının asla kabul edilemeyeceğine dikkat çekildi...
    Dosyada fiilin esas sorumlusu olarak gösterilen sanıklardan Hrant Dink öldürülmüştü...
    Ve kardeşi de salondaydı...
    1915’ten 19 Ocak 2007’ye zaman dilimi kafamda aktı...
    İttihat ve Terakki’nin fiilinin devamı gibi...
    Bir aile ve tüm yaşadıklarına rağmen yine sanık olmak...
    Umudun direnmesini de...
    Düşündüm...
    Nevzat Onaran
    www.evrensel.net