Fotoğraf: AA

EMEK GÜNLÜĞÜ

  • Salı sabahı EMEP İzmir İl Örgütü’ne vardığımızda, kapının önünde ses aracının içinde ve büroda, sabaha kadar afiş yapmış gençler bizi karşıladı.


    Salı sabahı EMEP İzmir İl Örgütü’ne vardığımızda, kapının önünde ses aracının içinde ve büroda, sabaha kadar afiş yapmış gençler bizi karşıladı. Gençlerin yüzünde geceli gündüzlü çalışmanın verdiği yorgunluğun yanı sıra, gözlerinin içinde bir gülüş var. Polisin iki gün önceki keyfi gözaltı ve faaliyeti engelleme girişimi, gençleri daha da kararlı hale getirmiş.
    Seçim sonuçları konusunda kimse kötümser değil. Yürütülen çalışmaların bağımsız aday seçmen kitlesine dönüştüğünü, Alevi tabanın CHP’yi sorguladığını, tartıştığını söylüyorlar. Bu oldukça önemli bir veri. Çünkü eskiden tartışma olanağının bile olmadığı baba, dede partisine bakış konusunda değişiklik görülüyor.
    İzmir 1. Bölge Bin Umut Bağımsız Adayı Abdullah Levent Tüzel, Kürt seçmenin güvenini kazanmış. Kadın, çocuk, yaşlı demeden herkes sahipleniyor. Aday isminin birleşik oy pusulasında yer alması işi zorlaştırmış olsa da inatla ve bilinçle nasıl oy kullanılacağı, okuryazar olmayanlara öğretiliyor.
    ÖDP çevresinden ÖDP’ye eleştiriler var. Bağımsız adayların bulunduğu bölgelerde, aday çıkarmalarına tepki gösteriyorlar. ÖDP’li olduğu halde bağımsız adaylara oy vereceğini söyleyenler seslerini yükseltiyorlar.
    Nereye baksanız Tüzel’in seçim afişleri var. Kahveler ve esnafların iş yerleri doğal seçim irtibat büroları olmuş. Miting araçlarını tutmak için gittiğimiz yerde, araç firmasının sahipleri ile nabız yokluyoruz. Çalışmayı duymuşlar ve bağımsız adayın ismini biliyorlar. Biraz sohbetten sonra içlerinden birisi komşularına dağıtmak üzere broşür istiyor. Bir diğeri hemen telefonla komşularını arayıp bağımsız aday için toplantı ayarlıyor. “Ezenlere karşı birlik olmak gerekiyor, bir kez kendimize oy verelim” diye tamamlıyorlar sözlerini.
    İşimiz bitince, Narlıdere’de kahve toplantısına katılıyoruz. Aynı anda onlarca yerde toplantı yapılıyor.
    Kahveye girdiğimizde masada oturanlar oyunlarını bırakıyorlar, toplantı düzeni alınıyor. Birkaç dakika içinde kahve doluyor. DTP ilçe başkanını, açılış konuşmasını yapıp halkın duygu ve düşüncelerini öğrenmek üzere halka söz veriyor. Sorulan sorularda, kafalardaki soru işaretleri ortaya çıkıyor: 30-40 bağımsız aday Meclis’te ne yapabilir? Seçim vaatleri veren partiler bunları nasıl gerçekleştirebilir, bunun olanakları var mıdır?
    30 ya da daha fazla bağımsız adayın Meclis’te, işçi ve emekçilerin mücadelesiyle birleştiği oranda sorunların çözülebileceğini, sorunun sadece oy vererek seçimi kazanmak olmadığını, sonrasından birlikte ve ortak bir mücadeleyle başarılı olunabileceğini anlatıyoruz. Oy vermekle işin bitmediğini, seçilecek milletvekillerinin yanında olmadan, milyonlarla taleplerimizi ifade etmeden, örgütlenmeden mücadelenin eksik kalacağını söylüyoruz. Toplantıyı izleyenler bu sözleri onaylıyor.
    Akşam yemeği için oturduğumuz lokantanın garsonundan, kısa bir diyalogdan sonra oyunu bağımsıza vereceği bilgisini alıyoruz. Cebinden Abdullah Levent Tüzel’e ait dayanışma kartını çıkarıp gösteriyor. Kararsız bir arkadaşlarını yanımıza getiriyorlar. İstanbul’dan beraber gittiğimiz Rıza’nın köylüsü çıkıyor. Uzun zamandır görüşmemişler, birkaç laftan sonra kararsızlığı ortadan kalkıyor. “Sadece oy vermekle olmaz, çevrende çalışma yapalım” diye talepte bulunuyoruz. Onaylıyor.
    22 Temmuz’da oylarımız Bin Umut Adaylarına.
    Oylarımız barışa, kardeşliğe, demokrasiye, halkların kardeşliğine.
    Oylarımız işçi ve emekçilere, onların temsilcilerine, bağımsız adayların olmadığı yerlerde, Emek Barış Demokrasi Bloğu’nun çatı partisi Emek Partisi’ne!..
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net