GERÇEK

  • Eskişehir’de seçim çalışmalarını sürdüren Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, sermayenin çıkarlarının en militan savunucularının birinci sırasında yer alır.


    Eskişehir’de seçim çalışmalarını sürdüren Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, sermayenin çıkarlarının en militan savunucularının birinci sırasında yer alır. Liberal görüşleri savunan Unakıtan, söz konusu büyük patronların çıkarı olduğunda Başbakan’ı bile dinlemez. Bu yandan bakıldığında Özal’ın AKP versiyonudur Unakıtan.
    İşte bu Unakıtan; kamunun mal ve hizmet üretimini eleştirirken, o lümpen üslubuyla; “Özelleştirmede satıyorsun, satıyorsun bitmiyor. Bu kadar komünist bir ülkeymişiz. Ulaştırma, çimento, kağıt, şeker, her şey devlete ait. Bir berber dükkanları kalmış özel teşebbüsün elinde. Özelleştirmelere devam edeceğiz” diyor. Kamunun mallarını yerli-yabancı demeden özel firmalara satıp savuran, emek mücadelesini ve emek örgütlerini tahrip eden bir uygulamayı, böyle hafifseyen bir üslupla savunan bakana sendikalcılardan çok sert tepkiler beklenirdi. Ama ülkedeki en büyük konfederasyon olan Türk-İş’in Genel Başkanı Salih Kılıç’ın ve onun soyundan sendikacıların Unakıtan’a tepkileri ibretliktir!
    Unakıtan’ı eleştiren Kılıç şöyle diyor: ‘’Türkiye, hiçbir zaman komünist ülke olmadı. Bu çok talihsiz bir beyan. ...Türkiye demokratik, laik, sosyal hukuk devleti düzenidir. Komünist bir ülkeye benzetilmesi çok acı bir durumdur. Ben komünist bir ülkede hiçbir zaman için yaşamadım. Onun için bu talihsiz beyanı düzeltmesi gerekmektedir!..’’
    Söylediklerinden de açıkça anlaşıldığı gibi Bay Kılıç’ın Unakıtan’a tepkisi, onun emek düşmanı politikalarına değildir. Hatta Sümerbank’ı, Etibank’ı, SEKA’yı, EBK’yı, çimento sanayisini, TÜPRAŞ’ı, POAŞ’ı, Telekom’u, sağlığı, eğitimi, öteki sayısız KİT’i ve hizmet kurumlarını özelleştirmiş olmaları değildir. Tersine, onun Türkiye’ye “komünist bir ülke” yakıştırması yapmasınadır.
    Aslında gerçek, işçiden yana bir sendikacı, bu açıklamaya komünizmi savunmak için tepki gösterir; Unakıtan’a, “Sen ne saçmalıyorsun, Türkiye nere komünizm nere! Komünizm sınıfların, sömürünün, açlığın, işsizliğin, savaşların olmadığı bir dünyadır. Türkiye bal gibi kapitalist, emekçilerin ezilip sömürüldüğü bir ülkedir. Böyle komünizm olmaz” derdi.
    Ama Kılıç, Unakıtan’a tersten karşı çıkıyor: “Vay, sen nasıl Türkiye gibi soylu soplu bir ülkeye komünizm gibi baldırı çıplakların rejimini yakıştırıyorsun” diye öfkeleniyor Kılıç. Damarlarındaki asil “bozkurt” kanı depreşmiş olmalı!
    Evet, geçmişte Turgut Özal ve Tansu Çiller başta olmak üzere bazı neo liberalistler de Türkiye’nin “en büyük komünist ülke” olduğunu söylediler. Elbette burada amaçları Salih Kılıç gibi sendikacıları ve kimi benzer politik çevreleri özelleştirme politikalarına kazanmaktı. Ama şu da bir gerçek ki, kamunun sanayi ve halka hizmet verecek kurumlara yatırım yapması; piyasayı sınırlayan bir işlev yüklenmesinde komünizmin, uluslararası planda kapitalizm üstünde yarattığı baskının rolü birinci derecedendir. Bu yüzden de KİT’lerin kurulması, eğitim, sağlık gibi temel hizmetlerin parasız ve devlet tarafından verilmesi zorunlu hizmetler arasına alınmasında sosyalizm ile kapitalizm arasındaki çatışmada, kapitalizmin geri adım atarak, işçi basınına ve halka tavizler vererek canını kurtarma politikalarını benimsemek zorunda kalmasının rolü vardır. Ve Salih Kılıç “zinhar” dese de bunlar komünizmin, kapitalist ülkelerde insanlığa sunduğu imkanlardı. Sadece KİT’ler de değil; işçi hakları, emekçilerin çeşitli sosyal haklara sahip olmaları, grev ve TİS hakkı, hatta bugün az çok kullanılan pek çok demokratik hak, aslında Kılıç gibi sermayenin eteğinden tutunarak sendikacılık yapanların değil, komünizm ile kapitalizm arasındaki büyük mücadelenin yansıması olarak gerçeklik kazanmıştır. Ve kapitalistler, atıldıkları mevzileri geri aldıkça; özelleştirme, taşeronlaştırma, esnek çalışma, iş ve sosyal güvenlik alanındaki yasa değişiklikleri gibi yollarla verdikleri tavizleri geri almaktadırlar.
    Kısacası; elbette Türkiye komünist değil kapitalist bir ülkedir, ama başka ülkelerin kapitalistleri gibi Türkiye’nin kapitalistleri de ayağa kalkan dünya işçi sınıfı ve işçi sınıfının dünyası olan komünizmin devrimci atılımları karşısında KİT’leri, parasız sağlık ve eğitimi, öteki kamu hizmetlerini parasız olarak yapmak zorunda kalmışlardır. Dolayısıyla bugün özelleştirme ve öteki girişimlerle kapitalist sınıf, bir yandan kapitalizmin piyasa koşullarına göre işlemesi için olduğu gibi, aynı zamanda komünizmin insanlık hayatına vurduğu damgayı da silmeyi amaçlamaktadır.
    Yani Unakıtan belki ilk kez gerçeğe yakın bir şeyler söylüyor. Ama onu da çarpıtıp tersine döndürerek!.. Ne yazık ki Unakıtan, Türk-İş’in başkanından gerçeğe daha yakın durmaktadır. Bu köşede Kılıç’a birkaç kez “pes” denilen yazılar yazıldı. Bu sefer, “bir kez daha pes” diyoruz!
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net