YAŞAMA KÜLTÜRÜ

YAŞAMA KÜLTÜRÜ

  • İsviçre’de Biel’deyim.
    Ozan Robert Walzer’in kenti burası…
    Omega, Rolex saatlerinin yapıldığı yer…
    15 Ocak’tan beri buradayım…


    İsviçre’de Biel’deyim.
    Ozan Robert Walzer’in kenti burası…
    Omega, Rolex saatlerinin yapıldığı yer…
    15 Ocak’tan beri buradayım…
    Schwabe Müzesi’nin çağrılısı olarak geldim… Bu önemli, belki de bir ilk çünkü… Türkiyeli bir mimarı, yaptığı müze tasarımlarıyla tanımak istemesi İsviçre’deki bir müzenin…
    Bunun nedeni iki güzel insan: Sevim Akyürek ile eşi… Müze yöneticisine beni anlatan Sevim Akyürek bir arkeolog…
    Bu ilk ama sanırım sonuncu değil… Bir başlangıç…
    Müzenin yöneticisi Madelein Betschart… Benim müzede yaptığım Göbeklitepe'den Afrodisyas’a Anadolu'yu, tasarladığım Çatalhöyük, Afrodisyas müzelerini anlattığım konuşmamdan sonra, akşam sofrasında söyleştik kendisiyle.
    Sordum: Müze yönetmeni nasıl olunuyor İsviçre’de?
    Arkeoloji eğitimi yaptığını, kazılara katıldığını anlattı. Ama asıl güçlü yönünün müze ile halkın buluşmalarının, keşişmelerinin sağlanması olduğunu söyledi.
    Madelein, “Müze bir buluşma düzlemidir” diyor. “Müze ile halkın buluşma yeri...”
    Ekliyor:
    “Müze bir etkinlik özeği...”
    “Yıllardır bunu anlatmaya çalışıyorum ben de… Müze bir yaygın eğitim kurumudur, diyerek.
    Yaparak, üreterek, katılarak oğrenilen, bu etkinliği örgütleyen bir yaygın eğitim kurumu…
    Halkı ile buluşmayan bilim, sanat, müze, şu-bu olur mu? Halktan kopuklukla ne becerilebilir? Daha önce de yazmıştım, kültür etkinliğinin tek başarı ölçütü var: Halkın katılımı…
    Şimdi bir düşünün, kaç müze var İstanbul’da? Siz gezdiniz mi onları? Dışa, halka açık bir etkinlikleri var mı? Varsa, siz bunlardan birine katılabildiniz mi? Bunun suçu yalnız sizde mi?
    Müzeciliğin bu yönde bir eğitimi var mı?
    Yanıtladı Madelein: “Yok!”
    Bu nedenle yılda bir toplanıyorlarmış müze yöneticileri. Etkinliklerini, konularını tartışıyorlarmış. Deneylerini, düşüncelerini aktarıyorlarmış birbirlerine... Birbirlerini yetiştiriyorlarmış kısacası...
    Bizde konu daha da önemli...
    Çünkü burada kentin kendisi, yontularla, sergilerle, sayısız müzeleriyle, etkinlikleriyle bir yaygın eğitim kurumu… Hem de belki yüz yıldan beri…
    Ya bizde?
    Burada keseceğim bu konuyu, günlerce sürebilir yoksa…
    Cengiz Bektaş
    www.evrensel.net