BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Ergenekon Çetesi’yle ilgili oldukları belirlenen kişilerin en başındakiler, Susurluk skandalından beri açığa çıkan her çete ilişkisinde adı geçen zatı muhteremler.

    Ergenekon Çetesi’yle ilgili oldukları belirlenen kişilerin en başındakiler, Susurluk skandalından beri açığa çıkan her çete ilişkisinde adı geçen zatı muhteremler. Kimisi Susurluk’tan yargılanıp ceza aldı; kimisi de Susurluk’tan beri her çete olayında, JİTEM’in her yasadışı işinde rolü olduğuna dair hakkında verilmiş resmi raporlara sahip...Son operasyon ve Şemdinli Çetesi olayından beri olanlar gösteriyor ki; “aşırı milliyetçi”, “dinci” ya da “kuvvacı” ne görünümde olursa olsun devletle ilgili tüm çete organizasyonları, sadece amaç olarak değil ama aynı zamanda birer organizasyon olarak da birbirleriyle bağlantılıdır. Yani, Susurluk’ta sonuna kadar gidilmediği için Şemdinli Çetesi faaliyetini sürdürmüştür. Şemdinli’de devletin raporlarında, savcının iddianamesinde suçlananlar görevlerine devam ettikleri için Atabeyler Çetesi, Hrant Dink’i öldürenler, Malatya’da katliam yapanlar, Danıştay’a saldıranlar ortaya çıkabilmiştir.Çünkü, devletin yetkili makamları bütün bu organizasyonlarda kimlerin olduğunu bildiği halde, bu kişiler görevlerine devam etmiştir; bugün de pek çoğu devam etmektedir.Şimdi ellerinde bir cinayet listesi olan, içlerinde (başlarında) Susurluk skandalıyla bağlantılı isimlerin de bulunduğu “Ergenekon Çetesi” mensubu oldukları söylenen kişiler gözaltına alınmıştır.Ve Başbakan bu operasyonla; “Devlet çalışıyor” diye övünüyor.Peki bu devlet bugün mü bu bilgilere sahip olmuştur ki, çalışmaya yeni başlamıştır? Peki bu Başbakan dün mü iktidara gelmiştir?Hayır, AKP Hükümeti altı yıldır görevi başındadır ve yukarıda adı geçen çeteler de onların zamanında ortaya çıkmış, icra-i sanat eylemişler, cinayetler işlemişlerdir. Ama Şemdinli Çetesi’nin, Atabeyler’in ve ona paralel öteki organizasyonların üstüne gitmeyen, AKP Hükümeti’dir.Şimdi yine, Malatya cinayetinde jandarma, asker, polis, savcılık görevlisi gibi onca kişinin adı ortaya çıktığı; bu soruşturma sırasında pek çok kanıt kaybedilip, soruşturmanın saptırılması gayretleri ayyuka çıktığı halde ilgili kişilerin “görevlerini” yapmaya devam ettiği bilinmektedir. Hrant Dink davasında da durum çok farklı değildir. Ve bu dava ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürü için bile suç duyurusunda bulunulup, “ifadesine güvenilmez” raporları verildiği halde; bu kişilerin çoğu görevlerine devam etmektedir.Bu çeteleşmelerin üstüne gitmeleri için illa ki ellerinde “ölüm listeleri” ve cinayet planları mı olması gerekir?Açıktır ki çeteler orada burada değil, bizatihi devletin resmi görevlileri içinde, üstelik de elinde silah bulunan güvenlikle ilgili kurumların içindedirler. Bu yüzden çoğu zaman suçluyu, suç ortağı soruşturmaktadır!Mekanizma böyle işlediği için çok bir şey gibi görülen çete operasyonları, sadece toplumun öfkesinin yatıştırılması için kullanılıp sonra da çeşitli gerekçelerle tavsatılmaktadır. Bu yüzden de “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diye başlatılan soruşturmalarda da “Dağ, fare bile doğurmamakta”dır. Susurluk, Şemdinli, Atabeyler soruşturmaları bunun kanıtlarıdır. Bu yüzden de manşet haberimizde dikkat çekilen çete yöneticilerine “sorulacak sorular çok önemli”dir.
    www.evrensel.net