İMES işçileri: Yavaş yavaş ölüyoruz

İMES işçileri: Yavaş yavaş ölüyoruz

Ümraniye, İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa’dan sonra ikinci büyük ilçesi. Aynı zamanda İstanbul’un en hızlı kentleşen ve göç alan ilçelerinden biri.


Ümraniye, İstanbul ilinin Gaziosmanpaşa’dan sonra ikinci büyük ilçesi. Aynı zamanda İstanbul’un en hızlı kentleşen ve göç alan ilçelerinden biri. Şehir merkezinde kentleşme iç kesimlere doğru hızla ilerlerken aldığı yoğun göç nedeniyle emekçilerin yaşadıkları mahallelerde geleneksel yaşam biçimlerini de içinde barındırıyor. 14 mahalle, 6 belde, 4 köyü ve 897 bin 260 nüfusuyla Ümraniye, pek çok Anadolu ilinden daha büyük bir yerleşim yeri olma özelliği taşıyor. Dudullu Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve çevresinde bulunan İMES, DES, KADOSAN başta olmak üzere sanayi siteleriyle bir işçi havzasının bulunduğu ilçede ayrıca çeşitli yerlerine dağılmış binlerce irili ufaklı atölye, fabrika bulunmakta.
Ağırlıklı olarak metal üzerine atölyelerin bulunduğu İMES’te genelde genç işçiler çalışıyor. Asgari ücretin uygulandığı sitede her gün yapılan zorunlu mesailer nedeniyle çalışma saatleri ortalama 10-12 saatken, iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda da önemli eksiklikler bulunuyor. İlçenin en önemli sanayi sitesi olan ve binlerce işçinin çalıştığı İMES’te işçilerle, patronların ‘övünç kaynağımız’ dediği siteyi ve çalışma koşullarını konuştuk.
Patronların kâr hırsı
Gemi parçası ve motor aksamı işinin yapıldığı atölyede çalışan Ali Caner adlı işçi, imalatı dökümde yaptıklarından ötürü toz içerisinde çalışmak zorunda olduklarını belirtti. Atölyede herhangi bir havalandırma sistemi olmadığına değinen Caner, “İşçi sağlığına ilişkin herhangi bir tedbir alınmıyor” diyerek sitenin genel durumunu en açık biçimde özetliyor. Döküm yaptıkları için özel korunaklı giysiler ve maskelerle çalışmaları gereken işçilerin hiçbir önlem alınmadan çalıştırıldığını dile getiren Caner, “Önlem alınmadığı için çoğumuzun burnuna ve ciğerlerine toz kaçıyor, bu nedenle burnumuzun içi yara oluyor, ciğerlerimiz sönüyor” dedi. Zaman içerisinde farklı yaralar ve rahatsızlıklar da yaşandığını belirten Caner, “Yavaş yavaş ölüme yaklaşıyoruz” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Geçtiğimiz hafta içinde Davutpaşa’da yaşanan patlamanın “patronların kâr hırsı” yüzünden yaşandığının altını çizen Caner, işçiler olarak insan yerine konulmadıklarını dile getirdi.
Kanser olma riskiyle burun buruna plastik üzerine çalışan bir işçi olan Göksel Can’ın çalıştığı atölyeye girdiğimizde, ağır bir plastik kokusu karşılıyor bizi. “Bu atölyede kanserojen madde yoğunluklu olduğu için her an kanser olma riski ile karşı karşıyasınız” diyen Can, birçok arkadaşının kanser olduğunu ve bu nedenle ölüm riski bulunduğunu belirtti. 700 YTL maaş aldığını ifade eden Can, 400 YTL’nin kiraya, 120 YTL’nin ise yola gittiğini söyledi. Can, yaptığı işin buna değmediğini fakat çalışmak zorunda olduğu için bunlara katlandığını dile getirdi. Makine açılıp kapanırken makine içindeki parçaların fırlayarak yüze gelme ihtimalinin yüksek olduğunu belirten Can, işçilerin yüzlerinde çeşitli yaralar oluştuğunu ifade etti. Yetkililerin bu konuda gerekli adımlar atmadığının altını çizen Can, “İşçilerin sağlığı ya da çalışma koşulları kimsenin umurunda değil” dedi. Can, gerekli önlemlerin alınması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sanayi havzalarında sıkı bir denetim uygulaması gerektiğini söyledi.
Verilen sözler hep lafta kalıyor
Döküm atölyesinde çalışan Kemal Şal adlı işçi de kısa bir süre önce atölyeye gelen sağlık heyetinin her işçiden sağlık raporu istediğini ve çeşitli önlemler alınacağını söylediğini anlattı. Buna rağmen gerekli adımların henüz atılmadığını belirten Şal, çok fazla toz yuttuklarını söyledi. 1600-1700 derece sıcaklıkta çalıştıklarını ifade eden Şal, atölyede çalışan işçilerin daha çok akciğer kanseri olma riskiyle karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. “İMES gibi sağlıksız çalışma koşullarının olduğu bir havzada düzenli sağlık taraması yapılması gerek” diyen Şal, 5 yıldır İMES’te çalıştığını, henüz böyle bir şeye tanık olmadığını ifade etti. İMES’te sağlık ocağı bulunmasına rağmen bundan yeterince yararlanamadıklarını sözlerine ekleyen Şal, “İşçilere verilen sözler hep lafta kalıyor” diye yakındı. (İstanbul/EVRENSEL)
İnan Dursun - Yunus Erhan Demir
www.evrensel.net