KONUM

KONUM

  • Hatırla Sevgili dizisinin ‘68 Dönemi’ olaylarının anlatıldığı bölümleri ilgiyle izleniyor. Dizinin uyandırdığı bu ilgi, aynı zamanda dönemin olaylarının yeniden tartışılmasını sağlıyor


    Hatırla Sevgili dizisinin ‘68 Dönemi’ olaylarının anlatıldığı bölümleri ilgiyle izleniyor. Dizinin uyandırdığı bu ilgi, aynı zamanda dönemin olaylarının yeniden tartışılmasını sağlıyor. Radikal gazetesi cumartesi ekinde, 16 Şubat 1969 Kanlı Pazar olaylarının yıl dönümünde, olayın taraflarının değerlendirmelerini yayımladı. Kanlı Pazar, ABD emperyalizmini protesto etmek için toplanan gençlere dinci bir grubun toplu namaz kıldıktan sonra ellerindeki sopa ve satırlarla saldırmasıyla başlayan ve iki gencin ölümüyle sonuçlanan planlı bir ‘operasyon’du. Kanlı Pazar olaylarından bir gün önce Nur Tarikatı liderlerinden Mehmet Şevki Eygi, Bugün gazetesinde şu çağrıyı yapıyordu: “Büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekün savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Etliye sütlüye karışmam deyip de kendine zulüm edenlerden olma, gözünü aç, bak!.. Onlarda taş, sopa, demir, molotofkokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz... Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur, canını verirse şehitlik şerefini kazanır.” Eygi, Radikal’in söz konusu haberinde “Birileri kışkırtma diyebilir, ben halkı uyarmaya ve tedbir almaya çağırıyordum” diyerek yazdıklarını savunmaya devam ediyor.
    2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan sonra ‘Sosyalist Blok’un emperyalist kapitalist sistem karşısında güçlü bir alternatif haline gelmesi karşısında ABD emperyalizmi, Afganistan ve Pakistan’dan Türkiye’ye kadar yayılan ‘Yeşil Kuşak’ politikasını geliştirmişti. Emperyalistler ve yerli işbirlikçileri, komünizmin dinsizlik olduğunu propaganda ediyor ve bütün Müslümanları “komünist tehdide karşı mücadele”ye çağırıyordu. Eygi gibileri, işte bu emperyalist politikaların borazanlığını yapıyor ve yine bu çevreler tarafından oluşturulan ‘Komünizmle Mücadele Dernekleri’, “Bağımsız Demokratik Türkiye” talebinde somutlanan devrimci gençlik ve halk hareketinin bastırılması için işbirlikçi ülke egemenlerinin hizmetine koşuyordu.
    Bugün türban tartışmalarında Genelkurmay’ın sessizliğine şaşıranlar, ordunun “laikliğin teminatı” olduğunu düşünenler, cumhuriyet tarihi boyunca dinci gerici örgütlenmelerin rejimi tehdit eden bir güç olmaktan çok, ‘rejimin yedek gücü’ olarak rol oynadıklarını görmelidir. Bu bakımdan bugün AKP ve Genelkurmay arasındaki ‘uzlaşma’ şaşırtıcı değildir; çünkü bu uzlaşma, temelleri ABD tarafından atılan, ABD’nin Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ve ılımlı İslam politikası temelinde geliştirilmiş bir uzlaşmadır. Bu politika, etkisini gittikçe artıran dinsel yönelimlerin, ABD’nin Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırma politikasına hizmet edecek bir şekilde kullanılması ve Türkiye’nin bu projenin askeri ve politik üssü olması esasına dayanmaktadır. Ülke egemenleri, emperyalizmle geliştirilen bu işbirliğini, aynı zamanda Kürt sorununun çözüm yolu olarak da görmektedir.
    Kürt halkının ulusal demokratik istemlerinin bastırılması temelinde, ABD’nin ‘olur’uyla PKK’ye karşı hava operasyonlarını sürdüren Genelkurmay, kara operasyonuna hazırlanırken; AKP ve uzantıları da bir yandan DTP’nin siyaset yapma zeminini ortadan kaldırmaya, öte yandan dinci gerici örgütlenmeler üzerinden Kürt halkının demokratik mücadele birikimini tahrip etmeye çalışmaktadır. “Laikliğin bekçisi” Genelkurmay, ‘90’lı yıllarda nasıl Hizb-i kontra çetelerinin önünü açtıysa, bugün de bölgenin dinci gerici dernek ve örgütlenmeler tarafından kuşatılması için aynı şeyi yapmaktadır. Sonuç olarak ABD emperyalizmi, ülke egemenleri arasında kendi politikalarına hizmet edecek bir uzlaşma yaratırken; aynı zamanda bu işbirlikçi güçler de, ülke içinde ve bölgede kendilerine yeni görevler getiren bu süreçten memnun görünmektedir.
    Denizler yıllar öncesinden, emperyalizme karşı mücadele etmeden demokratik bir ülke için mücadele edilemeyeceğini gördüler. Darağaçlarında haykırdıkları “Bağımsız demokratik Türkiye” ve “Halkların kardeşliği” sloganlarıyla mücadeleye yol gösterdiler. Bu yüzden ‘Kanlı Pazar’ın bir eli tespihli bir eli satırlı gençleri bugün iktidarın nimetlerini paylaşırken, Dersim’de Denizlerin anmasına katılan gençler, “suç ve suçluyu övdükleri” iddiasıyla yargılanıyor!
    Çetin Diyar
    www.evrensel.net