TÜİK zenginleştiriyor yaşam fakirleşiyor

TÜİK zenginleştiriyor yaşam fakirleşiyor

İstatistik Kurumu’nun yeni milli gelir hesabıyla bir gecede kişi başına düşen rakamı 2 bin dolar artırmasına rağmen, vatandaş açlık ve yoksulluğun pençesinde


İstatistik Kurumu’nun yeni milli gelir hesabıyla bir gecede kişi başına düşen rakamı 2 bin dolar artırmasına rağmen, vatandaş açlık ve yoksulluğun pençesinde. Türkiye’de zengin-fakir arasındaki gelir uçurumu derinleşiyor. Tüketim endeksine göre, lüks tüketim artarken gıda dahil temel ihtiyaçların tüketimi azalıyor.
Ocak ayına, hem de geçen yılın aynı dönemine göre otomobil satışları yüzde 20 arttı. Buna karşılık gıda, mobilya, otel, lokanta, gibi sektörlerde düşüş yaşandı. Beyaz eşyayı da içeren ev eşyası sektörünün mevsimsel olarak düzeltilmiş serisinde de hem aylık hem de yıllık bazda düşüş gözlendi.
Ankara Ticaret Odası’nın (ATO), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı “2006 Yılı Yoksulluk Çalışması” verilerinden hazırladığı “Yoksulluğun Resmi” raporuna göre de, Türkiye’de zengin-fakir arasındaki gelir uçurumu derinleşti.
Aç oturup aç kalkanlar
Türkiye İstatistik Kurumu, 2006 yılında dört kişilik bir hanenin açlık sınırını, sendikaların belirlediği rakamın üçte biri düzeyinde aylık 205 YTL olarak açıkladı. Yani açlık sınırında yaşayan dört kişilik bir ailenin bir ferdi, ayda 51.25 YTL harcayabildi. Günde 171 YKr ile tüm gıda ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalan bir ferde, öğün başına da 57 YKr düştü. Deyim yerindeyse, açlık sınırında yaşayan kişi, sofraya aç oturup aç kalktı.
Yoksulluk en çok çocukları vurdu. 2006 yılında Türkiye genelinde yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranı yüzde 17.81 seviyesinde iken, çocuklarda bu oran yüzde 25.23 oldu. Bir başka deyişle 2006 yılında 15 yaş altındaki 5.3 milyon çocuk yoksulluk içinde, yani yeme, barınma, sağlık ve eğitim gibi insani ihtiyaçlardan mahrum yaşamak zorunda kaldı.
Ekmek bulsa katık yok
2003-2006 arasındaki üç yıllık dönemde pek çok gıdanın fiyatındaki artış, TÜİK’in belirlediği açlık sınırı rakamlarındaki artışın üzerinde gerçekleşti. Fakirin yiyeceği ekmekte fiyat artışı ise yüzde 17.9 oldu. Bir kilogram ekmeğin fiyatının 131 YKr olduğu dikkate alınırsa, açlık sınırında yaşayan bir ailede, bir bireye öğün başına düşen 57 YKr ile 435 gram ekmek alınabiliyor. Gıda yoksulluğu çeken birey; “ekmeğin yanına katık da olsun” derse, o zaman yediği ekmeği kısması gerekiyor.
2006 yılında zeytinin ortalama fiyatı 7 lira 77 kuruş idi. Gıda yoksulu birey, payına düşen 57 YKr ile 31 gram zeytin ve 250 gram ekmek alabilir. Açlık sınırında yaşayan vatandaş, “sıcak yemek yiyeyim” derse işi zor... Örneğin, milli yemeğimiz kuru fasulyeyi yemek istiyorsa da ekmekten vazgeçmesi gerekir. 2006 yılında kuru fasulyenin fiyatı 306 YKr, kuru soğanın 66 YKr, salçanın da 263 YKr olduğu dikkate alınırsa, 100 gram soğan, 50 gram salça ve 124 gram kuru fasulye ile etsiz ve yağsız kuru fasulye pişirebilir.
“Yoksulluğun Resmi” raporunu değerlendiren ATO Başkanı Sinan Aygün, kentsel ve kırsal kesimde yaşayanlar arasındaki farkın uçuruma dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:
“Eğer siz insanlara yaşadıkları yerde iş ve aş imkanı veremezseniz, göç ve buna bağlı olarak da kentlerdeki sorunlar artacaktır. Bu gelir dağılımına bakıldığında mutluluğun resmi yok ama yoksulluğun resminin var olduğu görülüyor. Türkiye tarımdaki nüfusu azaltıp sanayiye kaydırarak gelişmeye çalışıyor. Ancak sanayide de yeterli gelişme olmadığı için kırsal kesimdeki insanlarımız ‘aç’ yaşamaya mahkum kalıyor.” (EKONOMİ SERVİSİ)
www.evrensel.net