Kürt sorununun çözümü için ne yapılmalı? - 9

Kürt sorununun çözümü için ne yapılmalı? - 9

Kürt sorununu paşalarla, kurmaylarla, silahlarla değil, siyaset ve hukukla çözmeliyiz


Üstün Akmen (Yazar-Sahne Sanatları Eleştirmeni)
‘Kürt Sorunu Nasıl Çözülür?’ Bana sorarsanız bu yazı dizisinin konusu kafadan yanlış. Dizinin konusu: “Yarım yüzyılı aşkın bir süredir süregelen sorunlara düğüm üstüne çözümsüzlük düğümü atıldıktan sonra, atılan düğümlerin boğumları nasıl daha fazla boğum boğum boğulur” olmalıydı(!) Ne yapalım, olmamış! O halde, konumuza dönelim, Kürt sorununun çözümü için kafa yoralım.
Esasında pek akıl yormaya da gerek yok ya neyse! Türkiye Kürtlüğü, Türkiye’ye hiçbir zaman sorun olmamış ki, neyine kafa yoracağım. Kafayı, bugüne değin sorun yaratan kafasızlar yorsun diyeceğim de vallahi içim elvermiyor. Türk diye tanımlananlarla Kürt diye tanımlananlar arasında bir sorun yaşanmamış bu topraklarda. PKK terörü bir kırılmaya yol açıyor gibi göründüyse de, “derin Türklük” ile “derin Kürtlük” onca şamataya karşın kavgaya girişmemiş.
Türkiye’nin güneydoğusunda benim bildiğim kırk yıldır, bilemediğim elli yıldır bir sorun yaşanmaktayken kavgaya tutuşulmamış, daha ne olsun? Sorunlara kuyular kazılmış, toprağa ateş basılmış. Gerilim, teröre kaynaklık etmiş etmesine de bu gerilim Türklerle Kürtler arasında değil, siyasal alanlarda ortaya çıkmış ve de aha işte hepimiz tanığız çıkmakta. Çünkü, Kürt sorunu iki anlam taşımakta. “Kürtler etrafında oluşan sorun” ve “Kürtlerin sorunları.” Birincisi, yüzünü bize “terör” olarak göstermiş. İkincisi “Kürtlerin sorunları”yla beslemişiz beslemesine de sorunların önemli bir kısmının “Türklerin sorunları” olarak da kendini gösterdiğinin ayırtına varamamışız. Çözümün konuşup tartışmakta olduğunu anlamamışız ya da tartışmaya yanaşmamışız.
Şimdi: “İyi de ne konuşulur, ne tartışılır,” diyenleriniz olacak, ben de geleceğini, çocuklarının geleceğini bu coğrafyada gören Kürt aydınlarının Kürt kimliği tartışmasını derhal başlatmalarını önereceğim. Kürt aydınları, Türkiye Kürtlüğünün sosyokültürel yapısını gözler önüne sermeli, kimdir Kürt bize tanıştırmalı diyeceğim. Kürtlük, Marmaris’te yaşayan beygir ressamının dediği gibi karda yürürken çıkan “kart-kurt” seslerinden oluşmuş bir kavram mıdır, yoksa Kürt de bu ülkenin diğer insanları ve insanlığın diğer bireyleri gibi olumlu ve olumsuz özellikleriyle, zafiyetleriyle, özlemleriyle, erdemleriyle “insanlar arasında bir insan” mıdır, anlamalıyız.
Devlet odaklı bugünkü anayasa ilga edilerek yerine insan odaklı yeni bir anayasa yapmalıyız. Türkiye’de özgürlükçü, insan haklarına saygılı, ırkçılık karşıtı, çoğulcu, katılımcı, çok kültürlü, (gerçekten) laik, hukukun üstünlüğüne ve sosyal devlet ilkelerine bağlı çağdaş bir demokrasinin eksiksiz biçimde kurulup işletilmesini sağlamalıyız. Özerk yerinden yönetim sistemini benimsemeli, özerk bölgelerin kendi meclisleri tarafından yönetilmesine olanak tanıyan düzenlemeleri sağlamalıyız. Kürtlerin varlığını, dil, kültür ve anadilde eğitim haklarını tanıyacak anayasal ve yasal ortamları sağlamalıyız. Kürt sorununu paşalarla, kurmaylarla, silahlarla değil, siyaset ve hukukla çözmeliyiz. Önce sıkıntıları siyasal masaya yatırmalı, sonrasında hukuksal düzenlemelere başvurulmalıyız. Tüm kültürlerin olduğu gibi, Kürt kimliği, dili ve kültürünün, kamu yaşamının bütün alanlarına dahil olmasının önündeki yasal engelleri kaldırmalı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü eksiksiz sağlamalıyız. Derin yoksunluk ve yoksullukla gelen umutsuzluk kıskacının kırılması, bölgeler arası ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin aşılmasına yönelik yeni bir hamle başlatmalıyız. Ama her şeyden önce sorundan yararlananların, sorunları çözmek yerine sorundan rant çıkartan yerli-yabancı haydutları ne yapıp yapıp ortadan kaldırmalıyız.


Yarın: Ragıp Duran (Gazeteci-Yazar, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi)
Hazırlayanlar: Nihat ilbeyoğlu
www.evrensel.net