İmran Aydın yaşasaydı...

Geçtiğimiz hafta işkencede katledilen işçi arkadaşımız İmran Aydın’ın 17. ölüm yıl dönümüydü. Biz Site Yolu ve İMES işçileri onu anmak için bir araya geldik. İmran her zaman işçileri düşünmüş; kendisi de Ankara Mobilyacılar Sitesi’nde çırak olarak çalışmaya başlamış


Geçtiğimiz hafta işkencede katledilen işçi arkadaşımız İmran Aydın’ın 17. ölüm yıl dönümüydü. Biz Site Yolu ve İMES işçileri onu anmak için bir araya geldik.
İmran her zaman işçileri düşünmüş; kendisi de Ankara Mobilyacılar Sitesi’nde çırak olarak çalışmaya başlamış. Çırakların ne kadar kötü şartlar altında çalıştığını yaşayarak öğrenmiş. Daha sonra usta olduğunda çıraklara iyi davranıp onlara güzel bir örnek olmuş. Kendisi için hiçbir şey yapmayıp her zaman işçilerin yardımına koşmuş. Kış aylarında yırtık ayakkabıyla dolaşıp; ayakkabı parasını işçileri bilgilendirmek için bildiri basımına yatırmış. Ve kendisi her kapıya bu bildirileri dağıtmış... Kendisi yemeğe ekmek, yakmaya odun almamış; işçi arkadaşına almış. O iş ahlakı ve iş disiplini ile işçilere örnek bir model olmuştur.
İmran’ın yaptığı ve yapmak istediklerini öğrendiğimde; “acaba yaşasa neler yapardı, günümüzdeki kötü gidişe nasıl dur(!) derdi?” diye düşündüm.
Öncelikle bizim yararımıza diye çıkarılmaya çalışılan SSGSS’nin çıkarılmaması için bütün işçileri greve çağırırdı. Yine yırtık ayakkabıyla dolaşır; ama her kapıya yine bildiri bırakırdı. İşçiler kendilerine yapılan yanlışın farkına iş işten geçmeden varsın diye...
Sonra Tuzla tersanelerindeki ölümlere neden olan güvensiz çalışma ortamlarının düzeltmeleri için patronlara ve devlete kafa tutardı. Onlara insan hayatının bu kadar ucuz olmadığını, arkasına sığındıkları, suiistimal ettikleri, dinde böylesi haksızlık yapılmasının günah olduğunu anlatırdı. Ve kendi canından olacağını bile bile işçi haklarının arkasında durup haklarımızı daha fazla gasp etmesinler diye savaş verirdi.
Daha sonra kendime sordum: “Biz neden yapmayalım? İmran’da olup da biz de olmayan nedir?” İmran’da olan cesaret, istek, iş disiplini ve en önemlisi de işçi sınıfına duyduğu güvendi. O işçi sınıfına hep güven duydu. Sabrederek onların anlattıklarını anlamasını bekledi. Ve hep istediğini başardı. İşçi sınıfı için savaştı ve işçi sınıfı için can verdi. Biz işçiler de onun için kendimiz için bir savaş başlatalım. Ve gasp ettikleri ve gasp etmeye devam ettikleri haklarımızı koruyalım.
Başarmak için birbirimize güvenmemiz yeterlidir. İşçi sınıfı adına yaptığın her şey için teşekkürler. İçimizdeki İMRAN hep yaşayacak ve hep savaşacak...
Bir Site Yolu tekstil işçisi
(Ümraniye/İSTANBUL)
www.evrensel.net