Demirbaş: AKP siyasi koruculuk yapıyor

Diyarbakır’ı istiyorum diyen Başbakan Erdoğan ve partisi AKP, bölge ve Diyarbakır’daki belediyeleri alma konusunda hayli iddialı açıklamalar yapıyorlar.


Diyarbakır’ı istiyorum diyen Başbakan Erdoğan ve partisi AKP, bölge ve Diyarbakır’daki belediyeleri alma konusunda hayli iddialı açıklamalar yapıyorlar. DTP’yi sandıkta yeneceklerini iddia ediyorlar ama görevden alınan DTP’li Sur Belediye Başkanı Demirbaş yaklaşık bir yıldır hukuksuz bir şekilde yenilenmeyen Sur Belediyesi seçimlerinin yapılması için hukuk savaşı veriyor. AKP’nin seçimde yenileceğini bildiği için seçimin yapılmasını engellediğini söyleyen Demirbaş, “Karşımıza çıkmaya korktular. Bu yenilginin onları Diyarbakır ve bölgede demoralize etmesinden çekindiler” diyor. AKP bölge milletvekillerinin bölgede “siyasi koruculuk” yaptığını söyleyen Demirbaş, “Yerel seçimleri kazanarak Kürt sorununun olmadığını ispat etmek istiyorlar” diyor.

Görevden alındıktan bu yana neler yapmaktasınız?
Özellikle halkla ilişkilerimizi geliştirmek güçlendirmek için Suriçi’nde önce bir büro kiraladık. Halkla birlikte çalışmalarımıza bu büroda devam ettik. Biz bu sorunlardan çözebildiklerimizi Büyükşehir, Yenişehir, Kayapınar, Bağlar belediyeleri aracılığıyla çözmeye başladık. Halkla iç içe olmak, halkın beklentilerine ihtiyaçlarına cevap olabilecek bir mekanizmayı belediye meclis üyelerimizin büyük bir kısmıyla, partimiz bünyesinde yürütüyoruz. Bizim için bir görevi yapmak için bir yetki bir makam gerekmiyor. Eğer gerçekten halka yönelik belediyeciliği esas alıyorsak, bizim için makamlar ve mevkiler çok da önemli değil. Gerçekten halk çok rağbet gösteriyor bize. Halkla buluşan etkinlikler yapıyoruz. Örneğin Ramazan ayında iftar yemekleri düzenledik, Kürtçe mevlitler verdik. Hatta çok dilli belediyecilik çalışmalarımızı burada daha iyi yürüttük. Halka hizmeti bu halkın dili ile sürdürdük. Süryani, Keldani, Ermeni halkı ile ilişkilerimiz devam etti.
Belediyemizin görevden düşmesinden sonra gerek diplomatik gerek hukuki mücadelemizi devam ettirdik. Avrupa Konseyi’nin (AK) gündemine taşıdık. AK bu kongrede belediyelerin hizmetlerinde yerel dillerin kullanılması, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın tam hayata geçirilmesini, yine bölgesel ve azınlık dillerini sözleşmesinin imzalanmasını, belediye meclislerinin siyasi karar da alabilmesinin önünün açılmasına dönük Türk hükümetine tavsiye kararları aldı. AK heyeti birkaç kez Türkiye’ye geldi. Raporlar hazırladılar. Seçimlerin yenilenmesini istediler. Türk yetkililer söz vermelerine rağmen seçimi yapmadılar.
Bu hukuksuz kararı AİHM’e götürdük. Yine burada yetkililer hakkında görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunduk.

Olan biteni nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tüm bunların bir nedeni var. Farklı dilleri farklı kültürleri, farklı kimlikleri ret ve inkar etme politikası yatıyor. Mevcut AKP’nin politikası da geçmiş resmi politikalardan farklı değil. Tek dil, tek devlet, tek millet mantığı burada da esastır. Dolayısıyla bu farklılıklar kabul edilmediği için bizim belediyemizin aldığı karar böyle bir cezaya çarptırılmıştır. AKP seçim yenilendiği takdirde kaybedeceğini biliyordu. Diyarbakır’ı kazanma konusunda umutsuz bir psikoloji yaratacağı kaygısıyla hukuki bir hileye başvurarak hukuksuzluk ve hile yaparak seçimleri yaptırmadılar. Şimdi Diyarbakır’ın yeni idari yapılanma içinde 4 yeni ilçe oluşturuluyor. Biri de Suriçi. Bu ilçelere bağlanan yerleşim yerlerini yüzde 55’i Suriçi’ne bağlandı! Suriçi onlar için stratejik. Kendilerince oy aldıkları köyleri ve beldeleri buraya katarak seçimi almaya çalışıyorlar.
Tabii AKP’liler aynı zamanda siyasi koruculuk da yapıyorlar. Aslında Kürtlük adına Kürdi görünerek Kürtleri kandırarak, Kürt milletvekilleri aracılığıyla silahlı korucuların yaptığını siyaset sahnesinde yapmaya çalışıyorlar. Bunlar siyaset korucuları rolüne bürünmüşlerdir. Böyle bir hile ile Suriçi’ni alarak tüm Diyarbakır’a tüm dünyaya şunu söylemek isteyecekler: “Bakın sizin dil probleminiz yok. Böyle bir sorun olsaydı halk sahip çıkar. Kürt diline sahip çıkan yoktur.” Biz ne olursa olsun bize yapılan bu zulmün kazanamayacağına, doğrunun, gerçeğin kazanacağına inanıyoruz. Ve Sur halkı bunu seçimde gösterecektir.

AKP seçim öncesinde operasyona karşı olduğu izlenimini verdi. Şimdi ise hem kara hem hava operasyonu gerçekleşti. AKP’nin Newroz’dan sonra bir çözüm paketi açıklayacağı beklentisi var. Uyguladığınız çok dilli belediyecilik modelini bu çözüm tartışmaları çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizim çok dilli belediyecilik modelimiz aslında Kürt sorununun çözümü içinde yerel bir modeldi. Sayın Erdoğan bu modeli Almanya’daki Türkler için istiyor. Kosova için istiyor ama Türkiye’deki 20 milyon Kürt için istemiyor. Kosova’nın Gilan Belediyesi’nde 2 bin Türk yaşıyor. Onlar için kendi dillerinde kamusal hizmet istiyor. Almanya’da 2 milyon Türkiyeli yaşıyor. Onların asimile edilmemesini, kendi anadillerinde eğitim görmesini istiyor ama ne yazık ki 20 milyon Kürdün kendi diliyle kamusal hizmet istemesini, kendi diliyle eğitim görmesini en şiddetli bir şekilde cezalandırıyor. AKP’nin Müslümanlığı da demokrasisi de bu kadardır! Eğer gerçekten çözüm isteniyorsa Kürtlerin hakları anayasal güvence altına alınmalıdır, anadilde eğitim hakkı resmi dilin yanında diller ile de kamusal hizmet verilmeli, farklı dilerin gelişimi için araştırma enstitüleri açılmalıdır. (Diyarbakır/EVRENSEL)
Mehmet Aslanoğlu
www.evrensel.net