Kapansın tüm kapılar

“Açıl susam açıl” diye bağırıyordu dışarıdaki ses. Birileri sanki sihirli sözcükleri öğrenmişti, kapı ağzına kadar gelmiş yükleniyordu bir yandan da.


“Açıl susam açıl” diye bağırıyordu dışarıdaki ses. Birileri sanki sihirli sözcükleri öğrenmişti, kapı ağzına kadar gelmiş yükleniyordu bir yandan da. “Açıl susam açıl ya da kırarak gireceğiz...” Savaş tamtamları, çığlıkları yükselmekte, davullar çalınmakta ürkütücü. Böyle bir hazine yakalamanın sevinciyle gözlerinden ateş fırlatan, ellerini ovuşturmasıyla yangın çıkaracak saldırgan bedenler uğulduyor kapı arkasından. Para hırsıyla hem sağa sola hem de evimize saldırıyorlar.
Yuvamızın içinde korkuyla, telaşla ne yapacağımızı bilmezce, hatta birbirimize çarparcasına hareketlenmeye başladık. Birileri güvenli evimizi, geleceğimizi tehdit ediyordu hunharca. Öyle kalabalık bir aileydik ki ve öylesine renkli bu huzur çatısı altında fazla hissetmemiştik farklılığımızı, bu farklılığın yaratacağı etkiyi.
Evet, yıllarca bizleri rahat ettiren, kendimizi güvende hissetmemizi sağlayan hatta mutlak bir hakmış gibi gördüğümüz sosyal güvenlik çatısı altında oturuyorduk. Buraya giriş-çıkışımız belli, hangi koşullarda ne kadar kalacağımız belliydi. Karnımızı doyuracak aşımız, hastalansak bir bakanımız, yasta olsak destekçimiz, gücümüz tükense el verecek dostlarımız ve önümüzü gösterecek eğitmenlerimiz vardı. Bu yaşam tarzı da çok olağanmış ve hep böyle sürecekmiş gibi geliyordu. Oysaki bu ev alın teriyle, gözyaşıyla ve mücadeleyle yapılmıştı ve oldukça kıymetli bir hazineydi. İşte şimdi birileri bu hazineyi keşfetti ve kendi hesabına kullanmak istiyorlardı.
Sosyal Sigortalar Genel Sağlık Sigortası Yasası adında topuyla, Kamu Personel Rejimi Yasası tüfeğiyle, Yerel Yönetimler Yasası bıçağıyla üzerimize geldiler. Bizleri parçalayıp dağıtacaklarını düşünüyorlar. Ama tahmin ettikleri gibi olmadı. Saldırıdan zarar görecek tüm işçi emekçiler gibi biz de direnişe hazırdık ve heyecanlıydım. Sabahın seherinde yollara düştüm. Hastaneye varır varmaz tek tek derslerin verildiği sıraları, masaları dolandım. “Günaydın dedim tüm hastalara, geçmiş olsun”, yüzler merakla döndü bana. Bugünkü eylemin nedenini anlattım önce, birlikte yürüyeceğiz dedim sizlerle. Önce yaşlı amcam, biliyorum 2 saat dedi, bu sefer beraber dedi. Gözlerim parlamıştı sevinçten. Böylece devam ettim çalışmaya. Son masada yenilerken talepleri teyzem seslendi; 2 saat bekleriz tabii dedi, hem de Tıp Bayramımı kutladı. Bugün tam bayram yapacaksınız dedi. Bizi en iyi o anlamış ve anlatmıştı.
İşte şimdi tüm hane halkı 14 Mart sabahı verdik cevabımızı. Hayır, yuvamızı yıktırmayacağız, hiçbir evladımızı size teslim etmeyeceğiz diyerek tek vücut içerden kapıya dayandık. Gözlerde ışık tek, yürekteki atış tek, dillerdeki şarkı tekti: “Kapan susam kapan” Kapandı tüm kapılar şimdilik 2 saat. Gerilettik yaşam hırsızlarını.
Figen Pehlivan/SES Manisa
Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
www.evrensel.net