KENTTEN GELEN

  • Anadolu’nun her ilçesinde kangren haline gelmiş bir sorun ile karşılaşmak mümkündür.


    Anadolu’nun her ilçesinde kangren haline gelmiş bir sorun ile karşılaşmak mümkündür. Her seçim döneminde yüzlerce belki de binlerce vaat ile bu kangren olmuş sorunlar yumağının çözüleceği konusunda söylevleri koyun gibi dinler dururuz. Bazen her ne hikmetse bu sorunlar çözülür. Bazen de konu şahsi menfaatlere takıldığından sanki çözümsüzlük çözümmüş gibi gösterilerek aldatılmışlığın ezikliğini bir dahaki seçim gününe kadar içimizde saklamaya çalışırız. Ege’nin güzel ilçesi Akhisar’da da böyle bir sorun yıllardır birileri tarafından kullanılmak üzere kangren haline getirilmiştir.
    Tam 33 yıldır.
    Kaç seçim geçti sayamıyorum bile.
    Kaç kere umutlandırıldık?
    Kaç kere umutlarımızı kaybettik?
    Bundan tam 33 yıl önce 1975 yılında zamanın Başbakanı Sayın Süleyman Demirel tarafından Akhisar Sigara Fabrikası‘nın temelleri atıldı.
    Bu fabrika;
    Akhisar’a iş vaat ediyordu.
    Akhisarlılara aş vaat ediyordu.
    Ülke ekonomisine katkı vaat ediyordu.
    Türk tütüncüsüne gelecek vaat ediyordu.
    Umut vaat ediyordu.
    O günü hatırlamayacak kadar küçüktüm. Ancak Akhisarlıların umutlarını canlandıracağını umduğumuz o gün meğer bütün umutları o temele gömmüşüz. Gerek yerelde gerek genelde nice iktidarlar geldi geçti. Akhisarlının o temeldeki umutları her seçimde çıkarılır gibi yapılıp, bir dahaki seçime kadar tekrar gömüldü.
    Akhisar Sigara Fabrikası ile birlikte temelleri atılan Samsun Ballıca Sigara Fabrikası‘nda üretim faaliyetine yıllar önce geçildi. Sigara fabrikası olarak inşaatına başlanan Diyarbakır daha sonra Damar Çekme Fabrikası‘na dönüştürülerek faaliyetine devam etmektedir. Hiç tütün olmayan ve iktisadi anlamda sigara fabrikası yapılması temelden yanlış olan ve şu anki akıbetini bilmediğimiz Erzurum’daki fabrika inşaatı ise nihayet 1984 yılında durduruldu
    Yıllardır hem inşaatı hem açılması yılan hikayesine dönen Akhisar Sigara Fabrikası ise nihayet sigara fabrikası olmama yolunda ilk adım olarak TEKEL tarafından borçlarına karşılık Maliye Bakanlığı‘na devredildi.
    İktisadi olarak bir değerlendirme yapmak gerekirse 250 milyon dolarlık yatırımın bu kadar uzun bir süre faaliyete geçirilmeyip, ekonomimize katkı sağlamaması tam bir savurganlıktır.
    Bu duyarsızlığın, benim param ile yapılan bu savurganlığın hesabını kim verecek?
    Saçı bitmemiş yetimin hakkı var dediğimiz milli sermayemizin böyle har vurulup harman edilmesinin hesabını kim verecek?
    Bu bize böyle bir hesabı soramayacak kadar son derece güçsüz bir iktisadi yapımızın olduğunu göstermektedir.
    Hadi genel siyaset içerisinde Akhisar Sigara Fabrikası‘nın açılması kaynadı gitti diyelim. Nasıl olsa hesap da soramıyoruz. Peki yerel siyasette tam 33 yıldır Akhisar’da bayrak sallayanlar, umut verenler ne diyecekler?
    Akhisar insanının, Akhisar’ın işsiz gençlerinin karşısına çıkarken yüzleri kızarmıyor mu?
    Yıkılan umutların, kırılan gönüllerin, işsiz gençlerin vebaline nasıl katlanıyorlar, nasıl katlanacaklar?
    Bugün uygulanmaya çalışılan politikaların içerisinde “istihdamı artıralım, üretelim, rekabet edelim” gibi iktisadi söylevler siyaset sahnesinin ön plana çıkarılmış argümanları olarak dikkati çekmektedir. Hem her seferinde bu argümanları kullanacaksınız hem de diğer taraftan TEKEL gibi iktisadi öneme sahip, istihdam yaratan kuruluşları bir bir elden çıkararak uluslararası sermayenin kucağına teslim edeceksiniz. Böyle bir yöntem ile uluslararası sermayenin yatırım gücü olan IMF ve AB’nin bir numaralı pazarı olma yolunda istihdamı artırma, rekabet etmek ve sürdürülebilir üretkenlik yaratmak mümkün gözükmemektedir. Bugüne kadar bu şekilde zengin olmuş bir örnek görürseniz, lütfen bize de söyleyin.
    Yerel politikalar içerisinde ise bunu değerlendirdiğimizde Akhisar gibi gelişmekte olan bir ilçede ancak istihdamı artıracak yatırımların hayata geçirilmesi gerektiği görülmektedir. Yıllarca istihdamı ve ekonomik getirileri ile TEKEL’in Akhisar’a sağladığı katma değeri göz ardı etmeniz mümkün değildir. Yüzlerce işçinin çalışarak emekli olduğu, yüzlercesinin şu an orada çalıştığı, binlerce tütün üreticisinin sayesinde geçimini sağladığı, Akhisar’ın onlarca köyünün ve Akhisar kamuoyunun TEKEL sayesinde kazanımlarının unutulması vefasızlık olmaz mı? Bu vefasızlığı bugün cezaevi olarak değerlendirilmek istenen Akhisar Sigara Fabrikası‘nda daha açıkça görmekteyiz.
    Yaklaşık 1500 dönüm olan fabrika arazisi ve içerisinde bulunan mevcut yapılar için değişik projeler sunulmaktadır. Proje hazırlayanların sigara fabrikasından daha fazla sayıda istihdam yaratabilecek, Akhisar ve ülke ekonomisine sigara fabrikasından daha fazla katkı sağlayabilecek bir yatırımın varlığını sorumlu bir vatandaş ya da sorumlu bir lider olarak Akhisarlılara ve ülkemiz kamuoyuna sunma zorunluluğu vardır. Bu gerçekliği ortaya koyamayan hiçbir projenin Akhisarlılar ve ülkemiz için kabul edilebilirliği mümkün değildir. Sakın ola ki ver kurtul politikası çerçevesinde bir değerlendirme yapılmasın. Çünkü eskilerin yaptığı gibi çözümsüzlüğün bir çözüm olarak gösterilmesinden bıktık artık.
    Yine bu gerçeği ortaya koymadan proje üretenlerin 33 yıldır bu fabrikayı açamayanlardan bir farkı kalmayacağı gibi sorumsuzluklarını tarih yazmak zorunda kalacaktır.
    Sevinçle başlayan, hüzünle ve umutsuzlukla bugünlere kadar gelen Akhisar Sigara Fabrikası macerasını ülkemize ve Akhisar’a yakışır bir tarih yazarak bitirmek boynumuzun borcu olmalıdır. Çocuklarımız bizden bunu bekliyor.
    (*) Tütün Eksperleri Derneği
    Yönetim Kurulu Üyesi
    Mehmet Ali Ağar*
    www.evrensel.net