KENTTEN GELEN

  • Bütün suların hısım olduğunu söylerdi ninem bir masalında ve derdi ki; “Bütün sular uyandığında, nice dağ gözeleri toprağı delip, alaca dağların karları da eridiğinde hep bir olup, sonrasında kıvrım kıvrım yol eyleyerek aynı vakit ulaşırlarmış abu deryaya.


    Bütün suların hısım olduğunu söylerdi ninem bir masalında ve derdi ki; “Bütün sular uyandığında, nice dağ gözeleri toprağı delip, alaca dağların karları da eridiğinde hep bir olup, sonrasında kıvrım kıvrım yol eyleyerek aynı vakit ulaşırlarmış abu deryaya. Bu buluşma onları hısım kılarmış birbirlerine. Hiçbiri diğerine böbürlenip kem söz söylemezmiş. Hiçbiri yolunun çilesinden hayıflanıp kendine itibar istemezmiş. Kumunu, çakılını bırakıverirmiş hemencecik oraya. Bulanıklığından arınırken ılışıverirmiş gün yüzünde. Şenlik olurmuş deryada bu buluşma, işte o vakit bereket gelirmiş derya yüzüne.” İnsan soyunun birbirine “Su gibi aziz ol” sözü de suyun ne mukaddes bir varlık olduğuna işaretmiş bu masalda söylendiği üzere…
    Bütün insanlar hısım olur muydu acep, ninemin anlattığı suların hısımlığı masalındaki gibi. Adem soyundan gelmenin dışında da neyle dost, neyle hısım olurdu insan soyu. Suların buluşmasına hasetlenmeden mümkün olur muydu? Kör göze, lal dile, sağır kulağa inat. Olurdu elbet. Hem bin yıllar öncesi başlamamış mıydı bu buluşma? Tarihin bilinen ilk yolu; Kral yolunu kullanan kervanlar Gediz suyundan yudumlanarak yola koyulmamışlar mıydı? Soluklanmaları zaman alsa da Gediz suyu onlara vadisi boyunca kılavuzluk etmemiş miydi? Kızılırmak’a varmaları sonrasında da, Gediz suyunun muhabbetini, selamını iletmemişler miydi, gölgelikli serinliğiyle bir? Kervanın üstünde taşıdığı yük gibi emanetti boyunlarına çünkü. Sonrasında mı; bütün ağırbaşlılığıyla Fırat suyu bekliyordu onları, kervancıların torbasındaki azık tükense de Fırat suyu bereketiyle kucaklarken her birini, buna karşılık şükran borcu Gediz suyunun selamıyla ödenmişti belki de. Alıp kabul eylemişti dost selamını, geri çevirmek olmazdı çünkü.
    Sonraki bin yıllarında nal sesleri eşliğinde hısımlık, hasımlığa dönse de yer yer Anadolu toprağında, onun suları hiç elden bırakmadı dostluğu, kardeşliği. Bizi içen, bize benzer dediler belki de. Öyle de oldu nitekim. Haçlı seferleri, Moğol istilası derken suları geçit vermedi öte yakalara, insan soyu suyla yeniden yaşam buldu bu topraklarda. Gediz suyu bununla da kalmadı, Merkez Efendi’nin mesir macunu onunla karılıp derman oldu bu kez. Yüzyıllar boyu bereketi ve barışı arayan boylara şifa da oldu baharın gelişi muştulanırken. Göçler başladı epeyce zaman sonrasında, önce Rumeli ile mübadele, sonrasında Dersim’den çıkarılıp zorunlu ikame ettiriliş. Ama Gediz suyu sevdi onları, bahar başkaca dile geldi “yeni gün”de onların farklılıklarıyla. Sonra hep geldiler uzaklardan kopup kopup. Dilleri, milliyetleri farklıda olsa muhabbetle kucaklandılar. Bir nebze de olsa acılarını unuttular Gediz suyunun serinliğinde. Bereketini bolluğunu sundu onlara Gediz suyu, Tuna boyları da bana benzer, Murat suyu da dedi, siz hele birbirinizle hısım olun gerisi kolaycadır diye yiğitlendi sonrasında. Çok geçmeden Boşnak gelin, Kürt ananın ağıtına ağladı, anlamasa da beyaza bürünmüş pamuk tarlasında birlikte ırgatlık ederken. Sonra dağlardan Yörükler indi öbek öbek Gediz suyunun kıyılarına. Gediz suyu taşkın verdi, bent aştı bu boyların hısımlığını, kardeşliğini gördükçe. Gün oldu Çerkez kızı gelin gitti yağız Kürt delikanlısına, gün oldu acı paylaşıldı dil bir olmasa da yürekler bir oldu kabir başında. Bazlamaya katık oldu otlu peynir, ovanın yüzünde çalışırken kuşluk molasında. Bunca kışkırtmaya tamah etmedi hiç biri, edeceği de yok. Birbirlerinin Newrozuyla, Nevruzlarını kutladılar ateş başında. Meğer nelere kadirmiş Fırat’ın, Gediz’in, Tuna’nın suları. “Su gibi aziz olmak” insan soyunu da böylesine hısım kılarmış demek ki…
    Bütün halklar su gibi aziz ve hısım olsun…
    (*)Eğ[email protected]
    M. Tarık Özkan*
    www.evrensel.net